Saadettin Özdemir Hocamız İle Hasbihâl

Röportaj
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

saadettinozdemir2Bize biraz kendinizden bahseder misin?

Antalya doğumluyum. Antalya İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldum. 1980’de Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandım.

 


Mezun olduktan sonra bir süre öğretmenlik yaptım. 1989 yılında başladığım yüksek lisansımı 1992 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde tamamladım. Daha sonra Süleyman Demirel Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladım. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde din eğitimi alanında doktoramı tamamladım. Şimdi ise Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yapmaktayım. Ailemden bahsedecek olursam; evliyim ve iki kızım var. Eşim fakültemizde Arap Dili ve Belagati Ana Bilim Dalı’nda görev yapıyor. Kızlarımdan biri 10 yaşında, ilkokula gidiyor. Diğeri ise anaokulunda, önümüzdeki yıl birinci sınıfa başlayacak inşallah.

Sizce din görevlileri görevlerini yeterince yerine getirebiliyor mu? Din görevlilerinin yapmaları gereken çalışmalar nelerdir?

Din görevlilerinin yeterince görevlerini yerine getirdikleri söylenemez. Mutlaka görevini hakkıyla yerine getiren görevlilerimiz var ama bunun yanında görevinde başarılı olamayan görevli sayımız da oldukça fazla. Tabi ki onları suçlamak da doğru değil. Görevlilerimizi eğitim hayatları boyunca yeteri kadar yetiştirememiş olmamız onlar için büyük dezavantaj. Ülkenin eğitim durumu da göz önünde bulundurularak cumhuriyetin ilk yıllarında din görevlisi olabilmek için imam hatip liselerinden mezun olmak yeterliydi. Ama bugün için artık bunu kabul etmek mümkün değil. Eğitimin gelişmesi, teknolojinin gelişmesi bir takım problemleri de beraberinde getiriyor ve bunun neticesinde din görevlileri için de bir takım zorluklar baş gösteriyor. örneğin din görevlisinin irşad ve vaaz hizmetinde sahih hadisleri kullanmaması, sağlıksız dini bilgileri kullanması görevlerinde aksamalara veya halkla arasında bir takım problemlerin oluşmasına sebebiyet verecektir. Bu açıdan din görevlilerimizin yeteri kadar bilgi formasyonuna sahip olmadıklarını düşünüyorum. Bir diğer husus ise; din görevlilerimizin mesleki formasyon açısından, halkla ilişkiler açısından eksiklikleri var. bu nedenle artık din görevlilerimizin en azından ilahiyat fakültesi mezunu olmaları gerekmekte. Mesleki başarı açısından bu çok önemli.

Din görevlisi seçim sisteminde eksik olduğunu düşündüğünüz bir husus var mı? Yapılan yeterlilik sınavının yanı sıra adayların insani ilişkileri, diksiyon vb. alanlarda da eğitilmeleri gerekir mi?

Tabi mutlaka. Bugün bizim din görevlileri ile yaşadığımız problemler genelde Kur’an-ı Kerim ve ezan okuma gibi eksiklikler olarak görünse de buna istatistiksel olarak baktığımızda görüyoruz ki, daha ziyade halkla ilişkilerde problem yaşanıyor. Diyanet’te görevlilerle ilgili en çok göze çarpan şikâyetler görevli ile cemaat arasındaki problemlerdir. Bu bakımdan özellikle diksiyon alanında, iletişim alanında birçok bilgiye sahip olmaları gerekiyor. Çünkü onlar sadece namaz kıldırmıyor aynı zamanda halka danışmanlık ve rehberlik de yapıyor.

Hem okuyup hem din görevlisi olma durumu oldukça yaygın. Bu durumun mesleki donanım ve insan ilişkisi olarak görevliye etkisi nasıldır? Görevlinin tecrübe eksikliği halkın tutumunu nasıl etkiler?

Hem okuyup hem görev yapmadaki aksaklıkları hepimiz görüyoruz. Ben bunu çoksaadettinozdemir doğru bulmuyorum. Çünkü görevlinin görevini yapması açısından ciddi problemler yaşandığını görüyoruz. Dolayısıyla iki iş aynı anda olmuyor. Mutlaka birinde aksamalar oluyor. Öncelikle eğitim almaları sonra göreve başlamaları gerek. Ama öğrenimleri boyunca stajyer olarak çalışabilmeleri sağlanabilir. Stajyer olarak çalıştıkları müddetçe mesleki bir donanım kazanacaklar ve meslek hayatlarında çok daha başarılı olacaklardır. Diğer yandan bu şekilde görev yapan öğrencilere halkın tutumu da çok olumlu değil. Çünkü öğrenci olması sebebiyle görevliye karşı ciddi güven eksikliği oluşuyor. Bu da görevlinin aktaracağı bilgilerin halk tarafından kabul görmesi açısından da sıkıntılar oluşturuyor.

Huzurevlerinde, Çocuk Esirgeme Kurumlarında, hastane ve cezaevi gibi kurumlarda yapılan din hizmetleri var mıdır? Bunlar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bu alanlarda mutlaka yapılan çalışmalar var ama yeterli olduğunu düşünmüyorum. Kısaca bahsedecek olursak şöyle; mesela huzurevlerinde din hizmetleri yeteri kadar verilmiyor. Çünkü yasal açıdan farklı statülere tabi çeşitli huzurevleri var. Sadece Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı huzurevlerinde Diyanet İşleri ile yapılan protokol gereği bir din hizmeti veriliyor. Bu da dini gün ve gecelerle sınırlı. Ayda yılda, bir iki gün verilen bir hizmetle netice elde edebilmek mümkün olmayacaktır. Bu nedenle daha kalıcı ve problemi çözücü tedbirlerin alınması gerekiyor. Huzurevlerindeki yaşlıların dine olan ilgisi de göz önüne alınarak huzurevlerinde mutlaka bir din görevlisinin bulunması gerektiğini düşünüyorum. Hatta açılış şartnamesine sağlık görevlisinin, psikolojik uzmanın bulunmasının yanında bir ilahiyat mezununun da bulundurulması eklenmeli ve bu şartları tamamlamayan kişilere huzurevi açma yetkisi verilmemeli. Ayrıca ihtiyaç gereği farklı din mensuplarına hitap edecek din görevlilerinin de bulunması sağlanabilir. Tabi ki biz bunun dini danışmanlık ve rehberlik şeklinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Bütün bunlar uygulanırsa huzurevinde kalan sakinlerin rehabilitesi açısından büyük katkıların olacağını düşünüyorum. Hastanelerde ise din hizmetleri denince ilk aklımıza gelen vefat eden kişilerin cenazesinin yıkanması ve tekfin işleri oluyor. Fakat bizim kastımız tabi ki bu değil. Bugün Avrupa’da da uygulanan dini danışmanlık ve rehberlik, pastoral psikoloji olarak yapılan bir hizmettir. Moral ve motivasyon açısından bunun ülkemizde de uygulanması gerek diye düşünüyorum. Cezaevlerine bakacak olursak; Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılan protokol gereği birtakım din hizmetleri verilmektedir. Ancak bunların da yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Mahkum sayısı ile cezaevindeki vaiz sayısını karşılaştırdığımız zaman arada uçurumlar olduğunu görüyoruz. Cezaevi şartları gereği toplu olarak hizmet verilemiyor. Bu nedenle vaizin tek tek koğuşları dolaşması gerekiyor ve bu da vaizin girdiği bir koğuşu ancak iki üç ay sonra tekrar ziyaret etmesi anlamına geliyor. Yani yalnızca görünüşte bir din hizmetinin var olduğunu böylece anlıyoruz. Bu nedenle öncelikle burada çalışacak kişi sayısının mahkum sayısı ile orantılı olarak arttırılması gerekiyor. Burada çalışacak kişilere de ayrıca hizmet içi eğitim seminerlerinin verilmeli. Çocuk esirgeme kurumlarında da yine Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılan protokol gereği din hizmetleri verilmekte. Fakat bu hizmetin de yeterli olmadığı çok net olarak görünmekte. Burada da sadece belirli gün ve gecelerde yapılan bir takım din hizmetlerinin var olduğunu görüyoruz. Kurumdaki çocukların günlük problemlerine çözüm bulunamıyor. Bu açıdan yapılacak olan din hizmetleri, dini danışmanlık ve rehberlik formatında yapılmalı.

Yapılan din hizmetlerinden en hassas olanı hiç kuşku yok ki Çocuk Esirgeme Kurumlarıdır. Oradaki çocukların ebeveynlerinin de olmayışı nedeniyle onlara bir dini şuur kazandırabilmek adına neler yapılabilir?

Evet, tabi ki çocuk esirgemedeki çocuklar en hassas olan grup. Çünkü o çocuklar yarın büyüyecek toplumun bir bireyi olacak. Oradaki çocukların ciddi depresyon yaşadıklarını biliyoruz. bu depresyondan kurtulabilmelerinin dini bilgi ve huzur ile mümkün olacağını düşünüyorum. Çünkü dinin hayata olumlu bakmada, hayatı anlamlandırmada etkisi büyüktür. Özellikle kaza ve kader konusunun ve Peygamberimiz’in [sallallâhu aleyhi vesellem] hayatının anlatılmasının, çocuk esirgemedeki çocuklar için faydalı olacağını düşünüyorum.

Düzenli olarak yapılan din şuralarında bu sosyal kurumlardaki din hizmetlerine ne kadar saadettinozdemir2yer veriliyor? Sizce Diyanet bu konuya yeteri kadar hassasiyet gösteriyor mu?

Bildiğiniz gibi en son dördüncü din şûrası yapıldı. Alınan kararlara baktığımız zaman gerçekten bu konulara eğilmeye çalışıldığını görüyoruz. Son şuranın ana teması; sosyal problemler karşısında din ve diyanet idi. ben de bu şuraya katıldım. Orada bir takım problemler tartışıldı ve kararlar alındı. Bundan on sene önce bu problemleri kimse konuşmuyordu. Ama artık bu problemler konuşuluyor ve çözüm aranıyor. Bunların tartışılması, konuşulması tabi ki problemin çözümünü de hızlandırıyor.

Şu anda aile imamlığı adı altında Adana’da uygulanmaya başlatılmış olan bir pilot uygulama içerisine girmiş bulunmaktayız. Bu uygulamayı siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence bu çok olumlu bir proje. İlerleyen zaman diliminde eksiklikler giderilerek, tedbirler alınarak yaygınlaştırılacaktır. Öncelikle teorik ve pratik bir alt yapı oluşturulmalı. Uygulanmasında büyük yarar var. Çok verimli neticeler alınacaktır diye düşünüyorum.

Din hizmetleri alanındaki problemlerin çözümleri nelerdir?

Konuşmamın başından beri de söylediğim gibi din sosyal hizmet alanında yeterli ve nitelikli eleman yetiştirebilmek gerekli, ilahiyat fakülteleri yapılandırılmalı, istihdam alanları göz önünde bulundurularak bir yapılandırılmaya gidilmeli, çeşitli formasyon derslerinin alınması şart, stajyer uygulama yapılmalı. Ancak bu şekilde problemin çözümüne ulaşılabilir.

Sizin bu konuda hayal ettiğiniz projeleriniz var mı? Bizimle paylaşır mısınız?

Tabiî ki. Mesela din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bölümünün veya ilahiyat fakültesinin altında “Dini Sosyal Hizmetler veya Sosyal İlahiyat” adı altında bir program olabilir. Bu bölüm mezunlarının sosyal kurumlarda görev almaları sağlanabilir. Böyle bir bölüm açılsa acaba ilahiyat fakültesine ne kadar istihdam sağlanır diye düşünürsek; ortalama Türkiye’deki huzurevi, cezaevi, çocuk esirgeme, hastane vb. kurumların sayısını düşündüğümüz zaman 1500 civarı ilahiyat mezununa istihdam alanının sağlanabileceğini görüyoruz. Bu açık, dönüşümlü olarak devam ettiğinde ise çok önemli bir istihdam alanı ortaya çıkacak ve ülkedeki sosyal din hizmetleri de daha mükemmel hale gelecektir. Bu nedenle böyle bir bölümün açılmasının çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.

Vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

Merve Ağır

Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile