'Müslümanlar Entel Olma Peşindeler'

Röportaj
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

ihsan_sureyya[Geçen aylarda Özgün Duruş, İhsan Süreyya Sırma Hocamızla Müslümanların halihazırdaki ahvalinden Abdülhamid’e,

başörtüsü tartışmalarından yakın zamanda çıkacak ‘Müslümanların Tarihi’ kitabına birçok meseleyi sordukları bir röportaj yaptı, bizler de önemli gördüğümüz bu söyleşiyi istifadenize sunuyoruz. ]

Söyleşinin Sitemizde Yayınlanan İlk Kısmı İçin Tıklayınız

Müslümanların Müslümanca yaşaması için ne yapması lazım?

Müslümanların dinin gerektirdiği gibi yaşamaları için önce o dini öğrenmeleri lazım. Oysaki hiç kimsenin Müslümanlığı öğreneyim diye bir derdi yok. Hal böyle olunca da, Cağaloğlu`nda yayınlanmış, iki tane kitap okuyanlar, bakıyorsunuz müctehid kesilmiş. Allah aşkına böyle şey olur mu? Bir-iki kitap okumakla insan müctehid olur mu? Arapça kitap okumasını bilmezler, Türkçe bile hiç okumazlar; kalkıp peygamber efendimizi eleştirirler. Bu ne cüret, bu ne hayâsızlık!

Neden böyle yapıyorlar? Entel görünmek için, farklı görünmek için! Müslümanlar farklı, kendileri gibi değil, başkaları gibi görünmeye çalıştıkları müddetçe bu gemi yanlış gider. O halde Müslüman, İslâm’ı sadece öğrenmek için değil, fakat onu yaşamak için öğrenmelidir!

Temel problem bu mu?

Temel problemin bu olduğuna inanıyorum! Müslümanlar, annelerinden, babalarından, öğrendikleri gibi yaşıyorlar İslam`ı. Sorumlulukları kalmamış. “Ben bu dini yaşıyorum amma, acaba doğru mu yaşıyorum” diye hiçbir kaygıları kalmamış! Bir siyer hocası olarak birilerine bir şey anlatıyorum. O bana; Ama hoca diyor, ben öyle öğrenmedim, sen yanlış biliyorsun! diyor. Kardeşim ben sana Kur`an`dan ayet okuyorum, hadis okuyorum. Sen bırak annenden, babandan, hocandan öğrendiklerini! Bunu, Hocalara saygısızlık manasında söylemiyorum. Ama ben de bir hocayım ve Siret konusundaki uzmanlardan sayılırım.  Dolayısıyla bu konuyu senin hocandan daha iyi bilebilirim! diyorum. Yine de “bana böyle öğrettiler!” deyip duruyor… İslâm hakkında konuşan “entel” tv hocaları da işin cabası.

Tahkiki bir iman için asıl kaynaklara yönelmek lazım…

Evet! Asıl kaynakları veya asıl kaynakları anlatan kitapları okuyarak bilgilenmek lazım. Kimse gelip demiyor ki; hocam bu dini ben nasıl öğrenebilirim? Hocam falan parti ne olacak, diyorlar. Yahu bana ne, bana parti falan sormayın. Ben apolitik bir adamım. Bana deyin ki, ben İslam Tarihini nasıl öğrenebilirim, ben Fransız tarihini nasıl öğrenebilirim, ben İslam`ı nasıl öğrenirim, Yahudiliği nasıl öğrenebilirim? Bana bunları sorun. Müslümanların öğrenme gibi dertleri yok, okuma gibi dertleri yok.

Doktoranız, doçentliğiniz ve profesörlüğünüz, Sultan Abdülhamid ile ilgili. Abdülhamid’le ilgili üç teziniz var. Doktora teziniz; Abdülhamid ve Şeyhülislamlık Meselesi. Doçentlik teziniz; Yemen İsyanları, Profesörlük teziniz ise; Sultan Abdülhamid’in İslâm Birliği Siyaseti. Şunu sormak istiyorum; Neden Sultan Abdulhamid?

Gençlik yıllarımda, yani üniversitede okuduğum yıllarda Üstad Necip Fazıl’ın “Ulu Hakan Sultan Abdülhamid” adlı eseri bana ve o dönemde yetişen birçok kimseye büyük bir tesir etmişti. Doktora yapmak üzere Paris’e gidince Sultan Abdulhamid’i araştırmak istedim. Sultan Abdülhamid Kızıl Sultan mıdır? Ulu Hakan mıdır diye?.. Ben o merakla girdim bu işe. Doktorayı onun için aldım. Doktorayı aldıktan sonihsan_sreyya_srmara da Türkiye’de aynı dönem üzerinde çalışmaya devam ettim. Doğrusu doçentliği Endülüs üzerinde çalışmak istemiştim. Fakat Türkiye’deki hiçbir tarihçi kabul etmedi. Dediler ki, yapacağın araştırma, mutlaka Anadolu’yla ilgili olacak. Hatta rahmetli Cengiz Orhonlu hoca bana; “Oğlum ben Habeşistan`ı tez konusu yaptım, sen de Osmanlı-Yemen ilişkileri olarak Yemen`i tez konusu yap. Abdülhamid konusu ile uğraşmışsın, kaynakları biliyorsun, o dönemle ilgilen dedi. Yemen konusunu o şekilde seçtim. Sultan Abdülhamid`in en büyük özelliği Panislamizm, yani İttihad-ı İslam Birliği olduğundan dedim ki bu konuyu da yapayım. Türkiye`de bunu profesörlük tezi olarak kabul ettirebilir miyim diye tereddüt etmeme rağmen devam ettim. Çünkü herkes Kızıl Sultan diyor. Gerçekten profesörlüğümü YÖK denen ucube makam, beş-altı sene beklettikten sonra onayladı.

Bütün araştırmalarımı dokümanlara, arşiv belgelerine dayandırdım. Sultan Abdülhamid`in gayesi Müslümanların birliğini sağlamak, batıya karşı kendisini korumaktı. Ama Abdülhamid düşmanları bunu sevmediği için, bunu istemediği için Abdülhamid düşmanlığı yaptılar ve hâlâ da yapıyorlar. Abdülhamid hakkında biraz kanaat sahibi olduktan sonra şunu diyebilirim; Osmanlı devletinin birincisi olmasa da ikinci veya üçüncü büyük sultanıdır! Hatası yok muydu? Benim binlerce hatam olduğu gibi, onun da vardı elbet. Ama Allahu Te’âlâ Kur`an-ı Kerim`de herkes için kurulacak olan bir teraziden bahsediyor. O terazinin kefelerinin durumuna göre muamele göreceğiz… İnsanların hatası da var, sevabı da var. Hatasız kul olmaz.

Müslümanların Tarihi diye 6 ciltlik bir kitap çıkaracağınızı duyduk. Bu çalışmanızdan bahseder misiniz?

Ben şunu söylüyorum, İslam âleminde de bunun münakaşasını yaptım. Mesela, en büyük kitaplardan birisi İmam Zehebi’nin Tarihul İslam’ıdır. Arapça kitaplarda da Tarihul İslam geçer. Türkçe`de İslam Tarihi geçer. Farsça`da da Tarih-i İslam`dır. Ben bu kadar senedir bu işlerle uğraşıyorum. Düşündüm ki, “İslam Tarihi” tabiri yanlış bir tabirdir.

Neden?

Çünkü ortada olan tarih, İslam dininin tarihi değil! Ortada olan, yani okumakta olduğumuz tarih, İslam`ın tarihi değil, Müslümanların tarihidir. Açın bu kitapları bakın, İslam dini böyledir, İslam dini şöyledir diye anlatmaz. Müslümanlar şöyle şöyle yaptı, Müslümanlar şu, şu savaşları yaptılar... Yani anlatılan Müslümanların yaşamlarıdır. Böyle olduğu için ben diyorum ki, bu isim değişmelidir. Muhtemelen bunu yine bu fakir düşündü. Yazmakta olduğum kitabın adını Müslümanların Tarihi koydum.

Kitabımı beş veya altı cilt olarak düşünüyorum. Allah bilir. Her gün yeni bir şeyler buluyorum, kolay olmuyor yazmak. Şu anda tamamen bu kitaba yoğunlaştım. Onun için birçok röportajı ve konferansı reddediyorum. Hatta televizyon programlarını ve röportajlarını da reddediyorum ki bu kitap bitsin. Bu kitaptan dolayı evden de tecrit olup bu büroya kapandım. Evden de uzakta oluyorum ki bir meşguliyetim olmasın. Allah ömür verirse bitirmeye çalışacağım.

Son olarak ne eklemek istersiniz.

Müslümanlar 80`li yıllarda olduğu gibi okumaya yönelsinler, tekrar kitaba yönelsinler. Biz sizin gibi gençken, üniversitedeyken okuyacak kitabımız yoktu.  Piyasada kitap yoktu. Şimdi binlerce kitap çıkıyor elhamdülillah, okuyacak adam yok. Okumuyorlar. Okumak çok önemli. Okunacak binlerce kitap var. Büyük Müslüman alim Câhız`ın dediği gibi; akıllı olan ne okuyacağına karar verendir. Hepsini okuyamayız, o halde bizi ilgilendiren, bizi kurtaracak olan kitapları okumamız lazım.

Kaynak: Özgün Duruş

Yorumlar   

0 #1 Guest 02-02-2011 16:32
şimdilerde halkımız çok cahilleşti..sırf okumamazlık yüzünden halkımız daha devlet baskanımız kim onu bile tanımaz oldu sokaktaki vatandasa soruyolar;devlet baskanımız kimdir diye vatandaş bunu bilmiyo daha halbuki okusa alıskanlık etse milletimizin genelinde toplum bilgisi artmış olur önümüz hayırlı olur inşallah ...paylasımınız için saolun...
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile