esenyurt escort mecidiyekoy escort

escort bodrum

kayseri escort

Yrd. Doç. Dr. Galip Atasagun ve İlahiyatı

Yrd. Doç. Dr. Galip Atasagun ve İlahiyatı

Röportaj

gatasagun.jpg

İlahiyatçı olmaya nasıl karar verdiniz hocam?

İlkokulu Mümtaz Koru ilköğretimde, ortaokulu Mevlana ortaokulunda, Liseyi Özel Hastaş Konya Lisesinde okudum. İlahiyatçı olmaya 1982 yılında İslam Enstitüleri ilahiyat fakültesine dönüştürülünce karar verdim. o dönemde ön kayıtla öğrenci alımı söz konusuydu.

Ve biz de üniversite imtihanına girmiştik ve belirli bir puanı aldıktan sonra hem Konya’da olması hem de geçmiş dönemlerde(yaz dönemlerinde) Kur’an Kursu’na gitmemiz bu okula olan ilgimizi artırdı. 1982 yılında ön kayıtla 200 kadar öğrenci alındı fakülteye. Bunlardan 100’ü imam hatip menşeli, 100’ü ise meslek lisesi, özel lise ve normal lise türünden liselerden gelme arkadaşlarla birlikte okula başladık. Tabi meslek lisesi ve imam hatipli ayrımı dolayısıyla okulumuzun idarecileri dikkate alınarak sınıflar teşekkül ettirildi. Hazırlık sınıflarında hocalarımız normal imam hatip menşeli öğrencilerin 7 yılda almış olduğu Arapça ve diğer eğitimi 1 yıl içerisinde ki bilhassa Arapça olarak bize vermeye çalıştılar. Bunda başarılı olarak yolumuza devam ettik.


1982 yılında girmiş olduğumuz Selçuk İlahiyat fakültesinden 1987 yılında mezun olduk. Bizim dönemde, bu dönemde olduğu gibi bitirme tezi hazırlıyorduk. Bitirme tezimi dinler tarihi öğretim üyesi Mehmet Aydın’dan aldım.

Ve bu esnada fakülte son sınıfta olduğumuz için gelecekle ilgili birtakım şeyleri düşünmeye başladık. Mezun olduğum dönemde, öğretmenlik imtihanıyla atama yapılıyordu. Öğretmenlik imtihanına girdik. Mezun olmadan önce ve Mezun olduktan sonra da bazı hocalarımızın bizi yönlendirmesiyle, teklif etmesiyle fakültede asistan(araştırma görevlisi )olarak kalmada aklımızın bir köşesindeydi. Mezun olduktan sonra da öncelikle Dinler Tarihi alanında Lisans tezi hazırlamamız, Ana Bilim Dalı Başkanı olan Mehmet Aydın Bey’le olan diyalogumuz ve yine Dinler Tarihi dışında, dönem içindeki başarımız bizi bu alana itti. Daha doğrusu bizim İngilizce hocamız Beyhan Varlık ve Fransızca hocamız Mübeccel Berkol hocamız benimle özel bir konuşmasında benim buraya asistan olarak alınmamı, beni burada görmek istediğini söylemişlerdi. Ben de ezberim iyi olduğu için, aslında hadis alanını düşünüyordum. Ama hocalarımız benim özel lise menşeli olmam dolayısıyla sosyal alanlardan birini tercih etmemi (Dinler tarihi, din sosyolojisi vb.) söylemişlerdi. Bende Dinler Tarihi alanına karar vererek öncelikle yüksek lisans imtihanını kazandık arkasından da asistanlık imtihanını kazanarak fakülteye adımımızı atmış olduk. 1987 yılında imtihanlarını kazanmamıza rağmen o dönemlerde güvenlik soruşturması sebebiyle en erken 6 ay en fazla da 1 yıl güvenlik soruşturması bekleme zorunluluğu vardı. Ve nihayetinde 1988 yılının Nisan ayında göreve başladık ve daha sonra yüksek lisansı tamamlayarak doktora ve daha sonraki dönemlerde de kadro atamasıyla Yard. Doç olarak görevimize devam ediyoruz.

Bir ilahiyatçı olmasaydınız ne olmak isterdiniz?

Bir ilahiyatçı olmasaydım herhalde ve büyük ihtimalle eşit ağırlıklı bir üniversite programında hukuk veya uluslar arası ilişkiler okuyabilirdim. Ama ilahiyat alanında olmamız ilahiyatçı olmamız dolayısıyla, genelde çevremizdeki kişiler hem bu okulda okuduğumuz hem de görev yaptığımız için gerçekten takdire şayan görüp bize farklı gözle bakıyorlardı. Bu da bizi etkiledi…

Çocukluktan beri başka bir meslek istemediniz mi?

Okulu bitirinceye kadar farklı bir şey düşünmedik. Ailemizin durumu iyi olduğu için fakülteyi bitirdikten sonra böyle bir eğitim alanına katılmazdım belki de. Baba mesleğimiz olan ticareti büyük ihtimalle devam ettirirdik. Öğrencilik sırasında, yaz tatillerinde ticaretle uğraştığımız için ticarete de yabancı değildik.

İlahiyatçı olmanın size kattığını düşündüğünüz hususlar nelerdir?

İlahiyatçı olmamız dolayısıyla insanların bize bakışı, bizim normal insanlara göre çok daha farklı ve dikkat içerisinde olmamızı gerektiriyor. Artık siz, kendi başınıza bir fert değil bir camiayı, bir dini, bir topluluğu veya halk arasında muteber görülen, hem ilahiyatçı hem öğretmen olma bakımından bir mesleği icra ettiğiniz için en ufak bir hareketinizle oturup kalkmanızla, konuşmanızla, hal ve hareketlerinizle giyim tarzınızla birtakım şeylere çok daha fazla dikkat etmek durumundasınız. Başkalarının bu gruba vermiş olduğu değer ve temsil ettiğimiz şeyin öneminden dolayı bunu gerçekleştirmek zorundayız.

Fakülteye gelmek isteyen veya mezun olacak arkadaşlara tavsiyeleriniz neler olur?

Öncelikle fakültemizi düşünen öğrenci arkadaşlarımıza Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesini tavsiye ediyorum. Bizim buradaki eğitim ve öğretim kalitemiz Türkiye çapındaki pek çok fakülteye göre çok daha yüksek. Bunu yapılan araştırmalar ve anketler gösteriyor. Fakültemizden mezun olan öğrencilerimizin gerek diyanet olarak yapılan imtihanlarda gerek öğretmenlik imtihanlarında ilk sıralarda -bazılarında birinci ikinci üçüncü- oluyorlar bu da bu fakültede verilen eğitim hizmetlerinin kaliteli olduğunu gösteriyor. Mezun olan arkadaşlar için de, tabi kendilerini devamlı yetiştirmek suretiyle, fakültemizde iki bölüm var biri ilahiyat diğeri ilköğretim bölümü,- normal ilahiyat bölümündeki arkadaşlar mezun olur olmaz hemen öğretmen olamıyorlar. Ankara’da 1 veya 1,5 yıl tezli ya da tezsiz yüksek lisansı bitirmek zorundalar öğretmen olabilmek için. Onlar daha çok diyanetin bünyesinde vaizlik, imamlık, müftülük görevleri alıyorlar ki, burada da birtakım kurslara katılarak başarılarını tescil ediyorlar. İlköğretim öğretmenliği bölümündeki arkadaşlarımız mezun olduktan sonra onlara öğretmenlik hakkı verildiği için onlarda sınavda başarılı olduktan sonra başarılı bir şekilde öğretmenlik yapabiliyorlar.

Zaman zaman bu öğrencilerle görüştüğümüz de öğrencilik ile öğretmenlik arasında fark olduğunu, öğretmenliği başta zor gibi görüp sonradan çok sevdiklerini ve öğrencilere bir şey öğretmenin kendilerine verdiği duyguyu, hazzı belirtiyorlar. Bu da bizi sevindiriyor. Öğrencilerimizin çeşitli yerlerde görev alması ve gezi için gittiğimiz şehirlerde bu öğrencilerimizle karşılaştığımız zaman, o öğrencileri yetiştirmemiz dolayısıyla, büyük gurur duyuyoruz.

Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz hocam…


Ropörtajı Yapan: Ayşe Yılmaz / DKAB 4

20.03.2007 / 12.20

(Röportaj yapmak isteyen arkdaşlar, This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresinden müracaatlarını yapabilirler..) Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile