Prof. Dr. Vecdi AKYÜZ ve İlahiyatı

Röportaj

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Vecdi Akyüz hocamıza, nasıl ilahiyatçı olduğunu, ilâhi macerasının nasıl başladığını ve bu kervana nasıl katıldığını sorduk, ilâhî hayatını hocamız şöyle anlattılar:

İlahiyatçı olmaya ve fıkıh bölümünde çalışmaya Fatih İmam Hatip’te, lise 1’deyken karar verdim. Hiç kimsenin yönlendirmesi olmadan kendi irademle seçtim bu bölümü. Okulda çok güzel bir kütüphanemiz vardı. Yatılı okuduğum için boş vakitlerimin çoğunu kütüphanede geçiriyordum. Çeşitli kitaplar okuyordum. İslam hukukuna ait pek çok kitap vardı. Bunlar ilgimi çekti, özet çıkararak okumaya başladım. Okudukça daha da ilgimi çekiyordu. Artık kendi kararımla, bilinçli olarak fıkıhla ilgili ne bulursam okumaya başladım. İşte başlayış o başlayış…

vecdi_hoca1.jpg
Lise bitince ister istemez üniversite hazırlığı başlıyor. Bu hazırlığı bitirince o zamanlar bizim önümüzde iki seçenek vardı:

İmam Hatip Lisesi mezunları –o zamanlar adı imam hatip okuluydu- ya Yüksek İslam Enstitülerine ya da bizi alan birkaç üniversiteye girebiliyorlardı. Boğaziçi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi. Diğer üniversiteler imam hatip okulu mezunlarını almıyorlardı.

O zaman her üniversite sınavını ayrı yapıyordu. İlk merkezî sınavı ise bize uygulamışlardı. Böylece iki şansımız doğdu. Hem Erzurum Atatürk Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’ne hem de Yüksek İslam Enstitülerine girme şansı. Ben bu sınava girdim ve kazandım. Ancak Yüksek İslam Enstitüsünü kazanınca Erzurum’a gitmedim (1974).

Yüksek İslâm Enstitüsü’ne gelmek bizim için ayrıca bir şanstı. O sıralar İslamî Araştırmalar Vakfı (İSAV) yetişmeye müsait öğrencileri davet ediyor ve hoca tutup onlara ders verdiriyordu. En- Nahvu’l Vadıh, El- Belâgatu’l Vadıha, Fıkıh Usûlü, tefsir dersleri gibi. Dersleri bazen burada bazen de hocanın durumuna göre karşıda yahut da yurtta alıyorduk. Ben de bu dersleri takip ettim ve bu sırada pek çok kitap okudum.

Ayrıca Fatih Camii’nde Emin Saraç Hoca’nın dersleri başladı. Bu derslere de devam ettim. Bugün fakültemizde görev yapan pek çok hocamız da bu derslerde o zaman öğrenci olarak bulundular. Ben derslere başladığımda Sâbûnî’nin “Tefsîru Âyâti’l Ahkam”ını okuyorlardı. Birinci cildin sonlarında yetiştim. Bir yandan dersleri takip ederken bir yandan da eksik kısımlarımı tamamladım. Bu kitap bitince Emin Hoca, İbn Melek’in “Fıkıh Usûlü”nü, hadis usûlünden “Nuhbetü’l Fiker”i, Ebû Davûd’un “Sünen”ini, Hudarî’nin “Tarîhu’t Teşrî-il İslâmî”sini ve bunun gibi pek çok kitabı okuttu. Sınıf arkadaşım olan Hamdi Arslan -ki bu derslerde en istikrarlı ikimizdik- bugün bu dersleri devam ettiriyor.

Fatih Camii ve İSAV’daki dersleri takip ederken bir yandan yine Fatih Cami Kütüphanesi’nde Ali Özek hocanın “Sahîhi Buhâri” derslerini takip ettim. Kendisi Şafii olan rahmetli Sadrettin Yüksel hocayla da Hanefîlerin önemli bir kitabı olan “Hidaye”nin “kitabu-n nikah” bölümünü okuduk. Bu sırada fakültede öğrenciyim hâlâ.

Millî Türk Talebe Birliğinde de dersler vardı. Salih Tuğ, Osman Turan, Faruk Kadri Timurtaş Hocaları ben orada tanıdım. Zaten lisede öğrenciyken de Millî Türk Talebe Birliği’nin kütüphane ve kültür kolunda üyeydim. Dolayısıyla orayı tanıyordum. Kubbealtı Akademi Cemiyetin’de her hafta çarşamba ve cumartesi günleri toplantılar olurdu. Cumartesi günleri açık oturum tarzında iki üç kişi, çarşamba günleri de konferans tarzında tek kişi konuşma yapardı. Onları da takip ediyordum. Türk Edebiyatı Vakfı’nın çarşamba toplantıları vardı -hâlâ devam ediyor- arada bir onlara da giderdim. Orada edebiyatçı, yazar, fikir adamı pek çok kişiyi tanıdım.
Fakülte dönemi böylece bitti. Ancak şunu da söylemek isterim -ki bu benim için büyük bir şanstı- Hayrettin Karaman Hoca 3. ve 4. sınıflarda dersime geldi. Kendisi ben 1. sınıftayken buraya tayin edildi. Daha önce İzmir Yüksek İslam Enstitüsü’ndeydi. Bu açıdan da ders dönemi çok verimli geçti.

Bu sırada kendim de okumalarıma devam ediyordum. “Mecelle” ile karşılaştırmalı olarak Ömer Nasuhi Bilmen’in “Hukuk-u İslamiyye” ve “Istılah-ı Fıkhiyye Kamusu”nu okudum. “Bulûgu’l Meram” adlı bir ahkam hadisi kitabı var. Onun özet kısmını yine Emin Saraç Hoca’yla okuduk. Daha sonra bu kitabın şerhini de okuduk. Ahmet Davudoğlu “Selamet Yolları” adıyla tercüme etti bu eseri.

Kısacası lisans dönemi benim için çok verimli geçti. Kararımı lise 1’de vermiş olmanın avantajlarını yaşadım. Kaynak olan pek çok şeyi buraya gelmeden okumuştum. Burada geliştirmesi kaldı. Arkadaşlarımız da hep ‘kendini nasıl geliştirdin?’ diye sorarlar. Her şeyden önce insanın kendi çabası, gayreti gerekiyor. Anlattığım bunca şeyi yapmak insanı yorar gibi gözüküyor. Ama severek yaptığım için bunlar beni yormazdı.

Bu arada arkadaşlarımızla temel bir hadis, tefsir, fıkıh ve kelam kitabı okumaya karar verdik. Bunlardan, fıkıh kitabını okudum. Tefsirden Elmalılı Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kur’an Dili” ni okuyacaktık. Ben onu okuma işini en sona bırakmıştım fakat, bunu gerçekleştiremedim. Kelâmı Türkçe kitaplardan okudum. Hadisten ise “ Riyâzu-z Salihîn”i okudum. Hayrettin Karaman’ın “Mukâyeseli İslam Hukûku” kitabını okudum.


Bunların yanında kendim farklı bir şey daha yaptım ki bu Kur’an’ı tanımam için çok önemliydi. Kur’an’ı, mealiyle ve Celâleyn tefsiriyle beraber sayfa sayfa okudum. O zamanlar çok fazla meal de yoktu. Ali Fikri Yavuz’un, Süleyman Ateş’in ve diyânetin mealleri vardı.
Önce her sayfayı on kere meale bakmadan okuyor, sonra mealiyle ve tefsiriyle bir kez daha okuyordum. Bu çok vakit alıyordu. Sonra da şayet sayfa kolaysa beş defa, zor ise on defa ancak bu sefer anlamını kendim vererek tekrar okuyordum.

Bu çalışmam yarıyı geçti. Fakat o yıl bir boykot oldu. 6-7 ay okul kapalı kaldı. Daha sonra 4 ayda biz son sınıfı bitirdik. Bu sebeple tamamlayamadım. Elmalılı tefsirini okuyamayışım da yine bu aksama sebebiyledir.

Bu çalışma, benim açımdan müthiş bir şeydi. Böylece Kur’an-ı Kerim’i daha yakından tanıdım. Bunu yapmasam belki bir münasebetle yine tanırdım. Ancak bu doğrudan içine girmekti. Düşünün, bir sayfayı on beş defa okuyordum. Bu çalışmamla, Kur’an’ı, O’nun muhtevasını ve nasıl anlaşılabileceğini kavradım. Yaptığım en faydalı çalışmalardan birisi de bu olmuştur.
Tabi ki bütün bunlar işin ilim kısmı, film kısmına gelirsek...

Röportaj:
Özlem KAHYA, Esra KILAVUZ
Marmara İlahiyat
4. sınıf
Eilahiyatta, Röportaj yapmak isteyenler, This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresinden bize ulaşabilirsiniz..

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile