Kütahya Mevleviliği Sempozyumunun Ardından

Sempozyum
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

dumlupinarSempozyum, Fransızcadan dilimize geçmiş Türkçe karşılığı bilgi şöleni olan bir kelime... Milleti yakından ilgilendiren öznel veya nesnel herhangi bir konu ya da olay hakkında alanında uzman kişilerin dinleyiciler karşısında konu ya da olayla ilgili yaptığı seri konuşmaların ve tartışmaların bütününe sempozyum/bilgi şöleni denilmektedir.

Bilgi şölenlerinin amacı, ele alınan konunun uzman kişiler tarafından olumlu veya olumsuz yönlerinin ortaya konulup çözüme kavuşturulmasını sağlamaktır. Bilgi şölenleri düzenlendikleri şehirlere, o şehrin münevverlerine açık yapılır yani halkın katılımına, sorularına ve çözüm önerilerine açıktır.

Üniversitelerin aslî vazifelerinden biri de evrensellikleri dışında bulundukları şehrin eşrâfını yeniden ele almak, yeni bilgi ve belgelerle geçmişi bugüne taşımak, varsa yeni belge ve bilgilerle yanlışlıkları düzeltmek ve şehrin ufkunu genişleterek o şehri gelecek yıllara taşımaktır.

Yirmi iki yıl önce açılan üniversitemiz her geçen yıl ürettiği evrensel ve yerel bilgi ve belgelerle Kütahyamızın adını tüm Dünya’ya ve Türkiye’ye duyurmakta, özellikle şehrimize önemli katkılar sağlamaktadır.

Üniversitemizin ve fakültelerimizin  bu yolda kullandığı araçlardan biri de sempozyumlardır. İki yıl önce Dekan Prof. Dr. Bilal Kemikli yönetiminde kurulan İlahiyat Fakültesi şehrin kültürüne hizmet yolunda yirmi iki yıllık bir fakülte gibi hizmet etmeye başladı ve daha ikinci yılında ikinci sempozyumunu düzenledi. Geçen yıl Ahterî Sempozyumu’nu düzenleyen “İlahiyat Ekibi” bu yıl da “Ergun Çelebi ve Kütahya Mevlevîliği Sempozyumu”nu başarıyla tamamladı.

Amacını “ Şehir Değerlerini Tanıyor”  cümlesiyle ifadelendiren ve 23-25 Ekim 2014 tarihleri arasında düzenlenen bu bilgi şölenine sunumları, oturum başkanlıkları ve bildirileriyle katılan bütün bilim insanlarına teşekkürlerimizi ve hürmetlerimizi arz ediyor, sempozyumla ilgili değerlendirmelerimize geçiyoruz:

Sempozyumların amacı bilgi tekrarı yapmak değil, yeni bilgiler üretmektir. Bilgi şölenleri doğru ve belgeye dayalı yeni araştırmalara imkân tanımak için yapılır. Bu sempozyumda da yeni bir belge sunan veya bilinen yanlış bilgileri değiştirmek adına farklı değerlendirmelerde bulunan bilim insanları önemli sunumlarda bulundular.

Açılış Paneli’nde video sunumuyla konuşan Ömer Tuğrul İnançer Bey’in  “ kadın postnişin olamaz” cümlesi Mevlevîliği modernize etmeye çalışanlara verilen net bir cevap olarak algılandı.  Ömer Tuğrul Bey, Şems-i Tebrizî’nin yegâneleştirilmesinin yanlışlıklara sebep olduğunu söyledi ve “bir semada iki Şems olmaz” sözünün Şems-i Tebrizî’ye değil Seyyid Burhaneddin’e ait olduğunu ifade etti.

Sempozyum Paneli katılımcılarından Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu Bey’in Fuat Köprülü eleştirisi önemliydi. Yine Panelist Mustafa Kalyon Bey’in kendi hayatından izler taşıyan konuşması geçen yüzyıldaki tasavvuf kültürümüze ışık tutan unsurlar içeriyordu. Mustafa Kalyon Bey’in Dönenleri “Tahta Depenler Tekkesi” olarak adlandırması ilginçti.

Sempozyumun birinci gününde ruhumuzu aydınlatan gönlümüzü ferahlatan iki mûsıkî faaliyeti oldu. Hakan Alvan’ın Ney eşliğinde şiir dinletisi etkileyiciydi. Akşam KÜMAKSAD ekibinin Sayın Tekin Uğurel yönetiminde gerçekleştirdiği Tasavvuf Mûsıkîsi konseri muhteşemdi. Yıllardır Kütahya Mevleviliğine ve Tasavvuf kültürüne samimiyetle hizmet eden Uğurel ailesine şükranlarımızı arz ederiz.

Sempozyumun ikinci gününde Arş. Gör. Abdullah Erdem Taş, sempozyumun amacına uygun olarak belgelere dayalı, altmış civarında arşiv belgesinden hareketle Arguniyye Mevlevihânesi hakkında bilgi sundu. Osmanlı’da Müstesna Vakıflar adı altında Geylanîlik, Mevlevîlik, Bayramîlik ve Bektaşîlik’in arşivlerde önemli ve ayrı bir yere koyulduğunu ifade eden Abdullah Erdem Taş, özellikle II. Mahmut dönemi tamirat belgelerinin Arguniyye Mevlevîhânesi ile ilgili birçok soruyu cevaplandıracağını ifade etti.

Öğretim Görevlisi Semra Güler, Kütahya Mevlevîhânesi’ndeki hatlardan bahsetti ama Ashab-ı Kehf’e ait isimlerin yazılma nedenleri ile ilgili bir açıklamada ve yorumda bulunmadı.

Sempozyumda tartışma yaratan bir bildiri sunan Yrd. Doç. Dr. Kadir Güler, iki konuda önemli bilgi ve belgeler sundu. Birincisi Celaleddin Ergun’un adıyla ilgiliydi. Kadir Güler Bey, Ergun veya Ergûn olarak zikredilen ismin Argun olduğunu, dolayısıyla bugünden itibaren yapılacak araştırmalarda bu ismin Celâleddin Argun, Erguniyye adının da Arguniyye Mevlevîhânesi olarak  kullanılmasının gerekliliğini on maddelik bir sunumla ortaya koydu ve 16 Ekim 2014 tarihli Yeni Kütahya Gazetesi’nde yayımlanan yazısına bakılmasını önerdi.

Yrd.Doç.Dr. Kadir Güler Bey’in tartışmaya açtığı  ikinci bilgi Arguniyye Mevlevîhânesi’nde yer alan Ashab-ı Kehf isimleriyle ilgiliydi. Bu konuda da önemli bilgiler ortaya koyan Kadir Bey, Kütahya’ya inanç turizmi açısından önemli katkılar sağlayacak bu bilgileri 20 Ekim 2014 tarihli Yeni Kütahya Gazetesi’nde yayımladığını ve bu yazısının Kültür Bürokrasisi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Sempozyum değerlendirme oturumuyla tamamlandı. Değerlendirme oturumunda emekli öğretim üyesi ve Mevlana dostu Prof. Dr Mehmet Demirci, Yrd. Doç. Dr. Kadir Güler’in Argun isminin kullanılması ile ilgili söylediği deliller karşısında “Kadir Bey’in söyledikleri yüzde yüz doğru olsa bile halk galat-ı meşhuru kullanır” değerlendirmesinde bulundu.

Buna cevabımız şöyledir: Bilimde“Galat-ı meşhur yani herkesin kullandığı yanlış” olamaz, olmamalıdır. Bilimsel toplantılar yeni şeyler söylemek için yapılır. Yanlış ve bilinen bilgileri tekrarlayarak bir sonuca ulaşılmaz. Bilim ve bilimsel araştırmalar yanlış bilginin kullanılmaması için gereklidir. Halk şive ve ağız farklılıklarından ötürü galat-ı meşhuru kullanabilir ama bilim insanı kullanmamalıdır. Özellikle ilmî araştırmalarda bile bile yanlış kullanılacaksa bu araştırmalara, sempozyumlara ne gerek var.”

Kütahya’da bir sempozyum ilk defa bu kadar geniş bir tanıtımla duyuruldu ama bu sempozyuma ilgi İlahiyatçılar seviyesinde kaldı. Açılışa genel ilgi yeterliydi ama sempozyum oturumlarına şehir ilgisizdi, eşrâf ilgisizdi, bürokrasi ilgisizdi, siyasetçi ilgisizdi, milli eğitim ilgisizdi, üniversite öğretim elemanları, yöneticiler ilgisizdi. Sanki bu sempozyum dinî kuruluşlar için yapılmış gibi sivil toplumdan sadece İmam-hatipliler ve İlahiyatçılar ilgiliydi.

Farabî şehirleri erdemli şehir, değişmiş şehir, sapkın şehir, cahil şehir ve şaşkın şehir olmak üzere beşe ayırır ve şehirler hangi şehir içerisinde yer alacaklarına kendileri karar verir der. Kütahya erdemli, kutsal ve dualı bir şehirdir. Böyle kalmak için kendi değerlerini çaba göstererek ve emek vererek korumaya devam etmelidir. İnşallah erdemli şehir olarak bundan sonra yapılacak sempozyumlara gereken ilgi gösterilir ve katkı sağlanır.

Sonuç olarak şehre değerler katan ve ikinci yılında ikinci sempozyumunu başarıyla ve büyük bir özveriyle gerçekleştiren İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Kemikli’ye, öğretim elemanlarına ve öğrencilerine teşekkür eder, bilimsel çalışmalarında başarılar dileriz…

Kadir Güler

http://www.yenikutahya.com/tr/yazarlar/31-kadir-guler/12748/ergun-celebi-ve-kutahya-mevleviligi-sempozyumu-nun-ardindan

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile