Arapça İlahiyatlar

İlahiyat Haberleri
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

arapcailahiyatÜniversite ve bölüm tercihi yapacak gençleri ve velilerini heyecan sarmış durumda. Bu meyanda bize sorulan Arapça ilahiyat meselesine topluca bir cevap yazmak şart oldu. 

Birkaç yıl önce ülkemizde başta Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi ve Yalova Üniversitesi olmak üzere bazı ilahiyat fakülteleri eğitim dilini Arapça olarak benimsediler. Sessiz sedasız devrim niteliğinde bir karardı bu. 

Bu projeye bizzat câmia ve bahusus ilahiyat kadroları içerisinden şüpheyle yaklaşanlar oldu. Türkiye bunu başaracak alt yapıya ve kadrolara sahip değil denildi. Ülkemizde İngilizce, Fransızca ve Almanca eğitim veren üniversitelerin önüne konmayan itirazlar konuldu vs.  

Ancak önümüzdeki Haziran ayı itibarıyla ülkemizde Arapça eğitimi veren fakülteler ilk mezunlarını verecekler. Projeye inanan yöneticiler, eğitim kadroları, veliler ve talebeler hakikaten içten bir teşekkürü hakkediyorlar. Zira her şeyin ilki aynı zamanda büyük zorluklar ve riskler de taşır. Bu işe girişenler yüzlerinin akıyla bu imtihanı geçmişlerdir.

Eksiklikler yok mudur? Arzulanan tamamen elde edilmiş midir? Şüphesiz eksiklikler vardır ve arzulananın tamamen elde edildiğini söyleyen de yoktur. Anadil Türkçe’de eğitim veren üniversitelerimizin o kadar eksikliklerinin olduğu bir vasatta Arapça gibi köklü, zengin ve geniş kapsamı olan bir dilde yapılacak eğitimin de önünde birçok engeller olacaktır. Önemli olan bu engelleri ve karşılaşılacak sorunları aşma iradesi gösterebilmektir. 

Kanaatime göre karşılaşılan en büyük engel, zihinlerdeki, “Biz yapamayız” engeliydi. Oysa Arap olmayan Pakistan, Malezya gibi ülkeler bunu başarmışsa derin bir ilmi geleneği olan Türkiye coğrafyası bunu neden başaramasındı? Gelinen aşamada sergilenen gayret ve gösterilen başarılar sebebiyle zihinlerdeki şüphelerin önemli ölçüde aşıldığını söyleyebiliriz. 

Kelamı kadimden dilimizde “Kahırdan lütuf doğar” diye bir söz vardır. Başta Suriyeli olmak üzere Irak, Mısır ve Yemen gibi ülkelerden ülkemize yerleşmek zorunda kalmış çok değerli ilim adamlarının ülkemizdeki varlığı Arapça diliyle İslâmî eğitim geleneğini oluşturmada ve önündeki engellerin aşılmasında büyük rol oynamıştır. Onların ülkelerini terk etmek zorunda kalmaları onlar adına kahır iken yeni kurulan bu ilahiyat fakültelerinde görev almaları da ülkemiz ve Ümmet adına bir lütuf olmuştur.

Ayrıca ülkemizden gerekli şartlar sağlanamadığı için yaşanmış beyin göçünün de anavatana dönmeye başlaması da Arapça eğitimin mesafe almasında katkı sunmuştur. Onların yurt dışında edindiği bilgi ve tercübe de bu kurumlar için bir zenginlik olmuştur.  

Müslümanların din dili olan Arapça dilinde İslâmî eğitim vermek Endonezya’dan Fas’a, Siyah Afrika  ülkelerinden Türki Cumhuriyetlere varana kadar dünyanın dört bir köşesinden ilim talebelerinin de Türkiye’ye gelmesine sebep olmuştur. Buralarda yetişecek olan ilim adamlarının kendi ülkelerine döndüklerinde halklarımız arasında köprüler kuracaklarına şüphe yoktur. 

Ayrıca ifrat ve tefrit din yorumlarının önüne geçmede de bu kurumlar önemli görevler üstlenmekte ve burada yetişen ilim adamları ortak bir tasavvur geliştirme imkânı yakalamaktadırlar.

Zamanın ruhunu ve konjonktürün getirdiği imkânları görebilen yöneticiler hem bu hocalara iş sahaları açmış hem de bu birikim zayi edilmeden istihdama sokulmasına yardımcı olmuşlardır. Tarihin çok önemli bir dönemecinde doğru yerde durmuşlardır. 

Velhâsıl bize görüş soran veli ve gençlere bu fakülteleri tercih etmelerini elbette tavsiye ederiz. Özellikle de başarılı talebelere...

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile