Dursun Gürlek E-İlahiyat’ın Davetlisiydi

Faaliyetlerimiz
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

dursungrlek_ilahiyat3Tarihçi, araştırmacı-yazar Dursun Gürlek Hocamız, İstanbul İlahiyat E-İlahiyat Kulübü’nün davetlisi olarak İstanbul İlahiyatta’ydı.

 

Besmele çekildi. Hocamız muhabbetle hocaları ve öğrencileri selamladı. Ardından İstanbul’a nasıl geldiğini, 38 yıldır mukaddes şehrin kendisini nasıl çektiğini, cezbettiğini tüm samimiyetiyle anlatması dinleyiciler arasında hoş bir hava oluşmasını sağladı. Sözlerinin devamında İstanbul’un ilminden, irfanından, edebiyatından, nezaket ve nezahetinden istifade edilmesi gerektiği belirtti. En büyük şevk ve heyecanının talep etmek olduğunu, dinleyicilerinin de talebe olmasından ayrıca mutlu olduğunu dile getirdi.

Değerli hocamızın hoş sunumundan akılda kalanlar şunlardı:

Medine, Mekke ve Mescid-i Aksa’ya ev sahipliği yapan Kudüs’ten sonra 4. mukaddes şehir: İstanbul… Bu şehrin ev sahibi de Hz. Eyyüb el-Ensârî’dir… Türkler olarak İstanbul’da 558 yıldır ikamet ediyoruz. İstanbul, 30 Osmanlı padişahı, 81 Bizans kralını ağırlamış… Asıl İstanbul, Edirnekapı ve Topkapı’dan Sarayburnu’na kadar olan kısımdır… Bu bölgeye, “Nefs-i İstanbul” denilir. Bilâd-ı Selase ise; Galata, Üsküdar ve Eyüp...

İstanbul’un merkezi Şehzadebaşı Camii’nin avlusundaki Vefa Lisesi’ne giden köşede dikili sütundur…dursungrlek_ilahiyat2

Üsküdar’daki eski camilerin hemen hepsi Hanım Sultanlar’ın yadigârıdır. Bu hanım sultanların meşhurları; Mihrimah Sultan ile Mehpâre Emetullah Rabia Gülnuş Valide Sultan’dır.

Üç adet atik camii meşhurdur; Atik Valide, Mihrimah Sultan ve Çinili Camii…

Hocamız bu eşsiz camilerden her yönüyle faydalanmak için yol göstererek, bu camilere hazırlıklı gitmemiz gerektiğini, eserlere nasıl bakarsak eserin de bize öyle bakacağını belirtti...

Hocamız halk arasında; “kabirdeki mezar taşlarını okumak unutkanlığa sebep olur” şeklinde yaygınlık kazanan cümlenin aslının; “kabir taşlarını okumak dünyevi arzuları unutturur” şeklinde olduğunu belirtti.

Türkçenin yanlış telaffuzundan örnekler de sunarak bu konuya dikkat çekti…

Türkiye’de Türkçeyi iyi konuşamayan 3 sınıf vardır:

1. Öğretmenler

2. İmamlar

3. Spikerler

Üstad Necip Fazıl der ki: “Ben konuşmaktan değil, dinlemekten yoruldum…” Ne kadar manidar…

Hocamız, İstanbul’daki kültürel faaliyetlerini takip etmemiz gerektiğini, fiziki ve özel kimi şartları bahane edip bunları savsaklamamız ve bu güzelliklerden kendimizi mahrum etmememizi tenbih etti.

Bir ilahiyatçının okuması gereken kitaplar arasında Tanpınar’ın “Beş Şehir” isimli eserini önemle vurguladı.

dursungrlek_ilahiyat1 “İlim satırda değil, “sadır”dadır”

Canlı kitaplar bulursanız rahle-i tedrisinden geçin diyen hocamız, canlı kitaplardan birinin de Fethi Gemuhluoğlu olduğunu ve vaktinde onun kendisine burs verdiğini sitayişle andı. Canlı kitaplardan bir diğeri olan Cemil Meriç’in yanında da on sene geçirdiğini, kimi zaman onun sigarasını yaktığını, kimi zaman daktilosuna kâğıt yerleştirdiğini, kimi zaman sobasına odun attığını heyecanla anlattı.

Son kelimeleri ise bir İstanbul Beyefendisi’ne yakışır incelikte idi:

“Saçlarımdaki beyazlık; imandan süzülen fikir ve edebin tebessümüdür…”

Eyvallah…

Keziban Şeyma Çiftçi

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile