Marmara İlahiyat İki Mühim Konuğu Ağırladı

Faaliyetlerimiz
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

Y_Kaplan1Yusuf Kaplan, Medeniyet Fikri ve Öncü Kuşağın Nasıl Olması Gerektiğini Anlattı

Eilahiyat, Marmara İlahiyat’ta son zamanlarda organize ettiği başarılı programlar ve çağırdığı değerli isimler sayesinde

fakültenin çiçeği burnunda hazırlık öğrencileri tarafından tanınmaya, sevilmeye ve benimsenmeye başladı.

Yusuf Kaplan’ın dünkü “Medeniyet Fikri ve Öncü Kuşak” isimli programı da Eilahiyat’ın başarısını hazırlık öğrencileri nezdinde pekiştiren bir program oldu.

Program bir öğrencinin Yusuf Kaplan’ın hayatını anlatması ve Kaplan’ı kürsüye davet etmesiyle başladı.

Farklı kişiliğiyle, bütün programın neredeyse tamamını ayakta durarak bazen de yürüyerek, yazı tahtası kullanarak geçiren Kaplan, coşkulu ifadeleriyle de kendisini ilk defa gören öğrencilerin hemen ilgisini çekti.

Kaplan; ilim, irfan ve hikmet üçlüsüyle; medeniyet ve modernizm ikilisinin etrafında yaptığıY_Kaplan2 konuşmada medeniyetleri; Kadim Gelenekler (Budizm, Hinduizm), Pagan Medeniyetler ve Vahiy Medeniyetleri olarak üçe ayırdı. Kadim Gelenekler’in; fizik ötesini mutlaklaştırıp fiziği imha etmesine, Pagan Medeniyetlerin; fizik ötesi gerçeğini imha edip fiziği mutlaklaştırması ve metafiziği fiziğe indirgemesine, Vahiy Medeniyetlerinin ise fizik ve fizik ötesini birleştirmesine değindi. Yeni bir din icra edilemeyeceğine göre yeni bir medeniyet elde edilmesi gerektiğine, medeniyet sürecini hayata geçirebilmek için de Mekke ve Medine sürecini iyi bilmek gerektiğine dikkat çekti.

Çağı tanımadan kendimizi ve İslam’ı tanıyamayacağımızı, çağı tanımanın da başka çağlara ve çağrılara açılarak tanınacağını ve çağa teslim olmak değil çağı teslim almak gerektiğine bunun da şimdiki çağın dışına çıkılmakla olacağını söyleyen Yusuf Kaplan ayetlerden, hadislerden, bazı filozoflardan yaptığı alıntılarla azami 17.00’a kadar sürebilecek olan programı 18.00’a kadar sürdürdü.

Sıra Yusuf Kaplan’a soru sormaya gelince, sorular salonun hararetini yükseltti. Sorulara verilen etraflıca cevaplar, tatmin olamayan zihinler arasında geçen vakit programı kendiliğinden bitirdi. Aynı güzellikteki başka programlarda buluşmak temennisi ile…

Fatma Barbarosoğlu Marmara İlahiyat’taydı

fatma_kFatma K. Barbarosoğlu 12.01.2010 Salı günü Marmara İlahiyat’ın davetlisiydi. Eilahiyat’ın organize ettiği programın içeriğini, Barbarosoğlu’nun, “Cumhuriyet’in Dindar Kadınları” isimli kitabı,  kitaba yapılan eleştiriler, bunların cevaplandırılması ve kitabın hazırlanış sürecinin perde arkası oluşturmaktaydı.

Fatma K. Barbarosoğlu programa kendisine yönelik; “hiçbir daveti kabul etmez” şeklindeki eleştiriyi cevaplandırarak başladı. Salondaki erkek öğrencilerin azlığına dikkat çekip konuşmasını sürdürdü.

Erzurum Atatürk İlahiyat ve Marmara İlahiyat haricinde hemen hemen tüm ilahiyat fakültelerinden davet aldığını söylemesi dinleyici olarak bizi şaşırtırken fakültemiz adına da üzdü. Davet aldığı ilahiyatlara mesafe vs. gibi olumsuzluklar yüzünden gidemediğini buna rağmen davet edildiği takdirde çok rahat gidebileceği Marmara İlahiyat’tan ise davet almamasını garipsediğini dile getirdi.

Barbarosoğlu’nun, kitaptaki 16 dindar kadının neye göre seçildiğini, kitapta neden duygusallığa yer verilmediğini, kitabın yazılmasındaki amacı ve kitapta adı geçen kadın kahramanlardan bazılarının hatıralarını anlattığı program, öğrencilerin sordukları soruların cevaplandırılmasıyla sona erdi.

Elif Cevher

Marmara İlahiyat Hazırlık

 

Programın diğer fotoğrafları için http://eilahiyat.com/component/joomgallery/?func=viewcategory&catid=32


Yorumlar   

0 #4 Guest 20-01-2010 20:25
Evet erken kalkmış sonraki acayip sözleri duymamışsıınız. Sevinmelisiniz bence :)
Maalesef Osmanlı'nın gayr-i İslamiliğiine dair çok herzeler duydum radikal tiplerden. Lafa gelince konuşurlar amma Osmanlı hakkında iki kelime etmezler.
Hz. Osman ve sonrasını yok saymak bize ne kazandırabilir?
Hiç!
mantıklı mı?
Değil!
O zaman ne?
Yavurların bizim elimizden hadisleri almak istedikleri gibi küfre karşı direnen bir devleti zihinlerden silmek...
başarabilirler mi?
80 yıl unuttuk gibiydi. yeniden hatırlıyoruz. İnşallah tekrar unutmayacağız...
Alıntı
0 #3 Guest 18-01-2010 20:34
Cahil öğrenci/ya da izleyici hk. Ben konferansın en sonuna kadar kalmadım. Yanlış anlamadıysam, oradayken duyduğum, Kaplan'ın Mekke, Medine, İstanbul üçgeninde - İstanbul birleştirici olacak şekilde (Said Nursi'yi de kapsayacak biçimde) bir öncü kuşakla yeni bir İslam medeniyeti kurulması önerisine karşı, arkadan bir çocuk kalktı ve "Bunu Osmanlılar Mekke, Medine ile İstanbul'u kaybetmeden önce düşünselerdi; bunun eleştirisi yapılmalı" dedi. Bunun üzerine Kaplan da dönüp "Sen Atatürk müsün?" diye karşılık verdi. Ben o anda çıktım. Bu itirazı haklı buldum.
Alıntı
+2 #2 Guest 17-01-2010 15:56
1-İtiraz eden Fatih Tezcan talebe olmadığını söylemişti zaten.
2-İtiraz eden talebe cahilce konuştu. Ben yanına gittim ve kendisine Osmanlı'nın eşcinsel olduğuna dair bir kitap tavsiye istedim.cevap:
-Yeniçerilikle ilgili herhangi bir kitap
-isim
-Yeniçerilikle ilgili bir kitap okuyun
-Hocam isim verin.
-Dur hocayı dinleyeyim :)
-Peki siz yzynçarşılı'nın eserlerini okudunuz mu?
Cevap yokk kim olduğunu bile bilmiyordur. Hz. Osman'da bu yana tüm tarihi silmek, yok addetmek vakıayı reddetmek olduğu gibi gerçeği de yansıtmamaktadır.
Bigi sahibi olmadan fikir sahibi olunca maalesef böyle oluyor...
Alıntı
-2 #1 Guest 15-01-2010 21:21
Kaplan medeniyet için kozmos, civilizaiton için kaos tanımlamasında bulundu. İyi de tüm o civilization'lar (Uzak-doğu, Hint, Çin, Mısır, Sümer, Hitit, Roma, Batı Avrupa, Amerika) kaos içinde mi onca teknik ve sanatsal yaratıyı ortaya koyarak İslam dini ve medeniyetine hem kaynaklık edip hem de onu solladılar? İslam devletinin kanunlarını Bizans ve Sasanilerden aldığını unuttunuz mu? Böyle kaos dostlar başına!! İtiraz eden öğrencilerin eleştirileri hırçın ve cahilce değil, son derece yerindeydi.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile