Diyanetin 22 Yıllık Büyük Hatası

Diyanet Haberleri

diyanethataDiyanet İşleri Başkanlığı son yirmi iki senedir 20 Nisan'ın içinde bulunduğu haftayı (14-20 Nisan) "Kutlu Doğum Haftası" olarak kutlamakta. Malumunuz olduğu üzere 20 Nisan, Hz. Peygamber'in [sallallâhu aleyhi vesellem] miladi doğum tarihidir.

 







Diyanet İşleri Başkanlığı son yirmi iki senedir 20 Nisan'ın içinde bulunduğu haftayı (14-20 Nisan) "Kutlu Doğum Haftası" olarak kutlamakta. Malumunuz olduğu üzere 20 Nisan, Hz. Peygamber'in [sallallâhu aleyhi vesellem] miladi doğum tarihidir.

Ancak dikkatlerden kaçan şudur ki; bizim dinimiz ve buna bağlı olarak medeniyetimiz, hicrî-kamerî takvim üzerine kurulmuştur. Özel günler (Mirac Gecesi, Kadir Gecesi vs.) aylar (Recep, Muharem, Ramazan vs) ve bayramlar bir hikmet gereği tüm mevsimleri dolaşacak şekilde tanzim edilmişlerdir.

kutludogum_eilahiyatBiz Müslümanlar, yeryüzünde tek bir kişinin doğum gününe özel önem atfetmişizdir. Bu gün de, on sekiz bin âlemin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı, iki cihan peygamberi, Allah’ın Habibi olan Rasülüllah'ın [sallallâhu aleyhi vesellem] doğum günü olan 12 Rebîulevvel, yani Mevlid Kandilidir

Bir husustan bahsetmeden geçemeyeceğim:

Rebiu’levvel ayının “on iki”si bazı camilerde mevlid, bazılarında Kur'an okunarak; imamların, din görevlilerin özel gayretleriyle bir günde geçiştirilmekte iken, 20 Nisan ve haftası Kutlu Doğum etkinlikleri olarak kutlanmakta, bu hafta vesilesiyle çeşitli programlar tertiplenmektedir.muhammed

Daha Nisan ayı gelmeden müftülükler hareketlenir; afişler, broşürler, kitapçıklar hazırlanır; ilahi gurupları kurulur, çeşitli konferans ve paneller tertip edilir; şiir, resim, hutbe ve kompozisyon yarışmaları yapılır; sergiler, kermesler düzenlenir tüm etkinlikler bir haftaya yayılarak değişik bir hava yakalanmaya çalışılır...

Özellikle cami yakınları (küçük ilçelerde tüm caddeler) afişlerle süslenir...

Peygamberini [sallallâhu aleyhi vesellem] seven bir ümmet için bunlara diyecek bir şeyimiz yok tabi. Ancak bu etkinliklerin düzenlenme tarihi bize uymuyor. Tüm mevsimleri dolaşacak şekilde düzenlenen bir tarih yerine, neden Efendimiz’in [sallallâhu aleyhi vesellem] doğumunu Hristiyanların Noel'i gibi tek bir tarihe indirgiyor, çalışmalarımızı bu tarihlerde yapıyoruz?

Hem Hz. Peygamber [sallallâhu aleyhi vesellem] bugün gelse;

"Ey Ümmetim! Ben 17 Cemâziyelevvel’de doğmadım ki!" demez mi?

Kendisine 20 Nisan 571 dendiğinde "Bu tarih de nedir?" demeyecek midir?

Hz. Peygamberin doğumunu bile Hz. Peygamber'in [sallallâhu aleyhi vesellem] savaştığı bir zümre tarafından yapılmış takvim ile, onların adeti üzere kutlamak ne kadar doğru?

Bu hususta insanların da kafası karışmaktadır. Bir kutlu doğum haftasında şöyle bir habere rast geldim: Urfa'daki Kutlu Doğum etkinliklerini gösteriyordu.

Tirit dağıtıyorlar...

Elinde yemeğiyle bir vatandaş uzatılan mikrofona şöyle cevap verdi: "Hz. Peygamberin doğumu her yıl kutlanıyor. Gerçi bu sene biraz geç oldu, havalar iyi olsun diye herhalde." Vatandaş tabii ki iki ay evvel kutladığımız Mevlid kandilinden bahsediyordu. İşin kötüsü, “bizim” diyerek sahiplendiğimiz bir TV kanalı da haberi ve adamın dediklerini anlamamış ki mülakatı aynen verdi.

Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri doğru kararla, iyi niyetle yapılmış fakat yanlış tarihte kutlanan etkinliklerdir. Rebîu’levvel ayının “beş”i ile “on iki”nci günleri arasında kutlamalar, programlar yapılsa ve milletimiz de bu günlerde daha bir coşkulu ve tarihten haberli olsa...

Daha güzel olmaz mı?

Süleyman Osmanoğlu

 

 

 

Siz de Haberleriniz E-İ de yayınlansın ister misiniz?
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorumlar   

0 #2 Guest 19-04-2011 15:36
S.A.
Evvela iki kere kutlamadığımız açık. Ya da birini artık geri plana attığımız...

İkinci olarak öyleyse Hz. İbrahim'e koş indiği günün de hangi mevsime denk geldiğini, Kur'an'ın ilk geldiği günün hangi mevsime geldiği gibi bir çok günü de mevsimlere sabitleyelim.
Konumuz burada güneş takvimini, ay takvimini kullanmaktan daha mühim bence. Medeniyet tasavvurumuz değişiyor maalesef.
Ayrıca Eski araplar da yıl isimleri veriyorlardı bazı zamanlar için. O yıl da fil yılı idi.
Diyanet çok düşünüyor da neden hala Hicreti 1 Muharrem'de kutluyor? 12 Rebiulevvel'de neden benzeri konferanslar verilemiyor?
Çok masum göremiyorum ben bu işleri...
Alıntı
0 #1 Guest 19-04-2011 12:20
"Hata" denilince ürktüm açıkçası, yıllardır neyi yanlış biliyor muşuz biz dedim... Ama hamdolsun, korktuğum gibi bir şey değilmiş. Evet, biz de mevlid kandillerini güneş yılının muhtelif günlerine denk gelen kameri yıla göre Rebiülevvel 12 de kutluyoruz. Ama peygamberimizin, nasıl bir mevsimde doğduğunu anlamak için güneş takvimi daha isabetli oluyor. yıl hesabına gelince, hicri yıl Peygamberimizin hicreti ile 0 (sıfır)dan başlar. O zaman doğum yılına h.ö:51 demek lazım... Ayrıca ben Peygamberimizin 20 Nisan tarihine böyle bir tepki vereceini zannetmiyorum... Zira farklı farklı milletler olduğu gibi farklı farklı takvimler kullanılıyor... Ne kadar şanslıyız ki bir doğum gününü biz senede iki kez kutluyoruz... İşin bilimsel yönü bir yana... Ha bir de eminim diyanet bu kameri-şemsi takvim uyumsuzluğunu konuşmuşyur, araştırmak lazım...
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile