×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 91

hayrettin-karamanÇok partili demokrasiye geçmeden önce Diyanet'in kadrosu oldukça kısıtlı idi. Şehirlerde ve köylerde birçok camiin kadrolu görevlisi yoktu. Cemaat kendi aralarında topladıkları bağış para, tahıl vb.nden, din görevlisine aylık öderlerdi.

Cami, Kur'an kursu gibi din eğitimi ve ibadet yerleri yine halktan toplanan bağışlarla yapılırdı, şimdi Diyanet Vakfı, belediyeler ve vakıflar devreye girmiş olsalar da halkın bağışı devam etmektedir.

hayrettin-karamanİmam hatip okullarıyla ilgili yazımda zikrettiğim okul ve öğrenci sayısı, ilgili kurumdan aldığımız yeni bilgiye göre şu noktaya ulaşmıştır:

Orta ve lise dahil okul sayısı: (2220).

Öğrenci, sayısı: (756 558).

 

hayrettin-karamanSayın Mümtazer Türköne en azından beni şaşırtan bazı yazılar kaleme alıyor. Bir zamanlar 'İslamcılık öldü' dedi, bu tezi ispat için çabaladı. Yenice bir yazısında da İmam Hatip okullarını öldürdü. Daha vahimi bu okullara ve/veya dershanelere gönül verenler arasında fitne oluşturacak şu satırlara yer verdi:

'Dershaneleri kapatma teşebbüsü, hükümetin daha doğrusu Başbakan'ın imam-hatipler üzerine inşa ettiği eğitim politikasının mütemmim cüzü olabilir mi?

hayrettin-karamanİslam'da ve bizim İslam içinde oluşmuş ve değişmiş kültürümüzde ev, nikah bağı ile birbirine bağlı bulunan çiftin ve yakınlarının oturdukları mekan, yuva, barınak manasına gelir.

 

hayrettin-karamanLiberal demokrasi tanımlamasında insan (birey) hakları ön planda oluyor ve çoğunluğa karşı azınlığın haklarının korunmasına vurgu yapılıyor.

 Kim koruyacak?

Bir yandan sivil toplum, diğer yandan devlet koruyacak.

Nasıl korunacak?

Eğitim, müsamaha, kanun ve idari tedbirlerle.

Bireyin ve azınlığın kendine hak olarak gördüğü şeyi toplumun çoğunluğu böyle görmüyor, hatta kendi hak ve özgürlükleri, değerleri bakımından zararlı buluyorsa korumaz ve engellemeye çalışır.

Rejimi tehlikede görüp irtica avına çıkanlara hizmet olsun diye (!) iki suç duyurusu yapmak istiyorum:

1. “Amerika'nın North Carolina eyaletinde bir mahkeme şahit ya da jüri üyelerinin yemin ederken İncil haricindeki kutsal kitaplara da el basabileceğine karar verdi.

Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nin (ACLU) başvurusunu değerlendiren Wake County Yüksek Mahkemesi'nden Yargıç Paul Ridgeway, mahkemelerde İncil haricindeki kutsal kitaplar üzerine de yemin edilebileceğine karar verdi. 2003 yılında görülen bir davada, davacı Seyyide Metin'in Kur'an'a el basarak yemin etmesine izin verilmemişti. Eyalet kanunlarına göre yemin eden şahitler; 'kutsal kitaplar' üzerine el basabilecekleri gibi yalnızca 'Tanrı yardımcım olsun' diyerek ya da hiçbir dini referans kullanmadan doğru söyleyeceklerini ikrar edebiliyordu. ACLU, 2005 yılının Aralık ayında açtığı davada, kanunun tüm kutsal kitaplar için geçerli olacak şekilde anlaşılması gerektiğini, aksi halde Hıristiyanlığı diğer dinlerden üstün tuttuğu için anayasaya aykırı olacağını savunmuştu. ABD'de 7 Kasım 2006 seçimleriyle oluşan yeni kongrede yer alan ilk Müslüman milletvekili Keith Ellison da Kur'an-ı Kerim üzerine yemin ederek görevine başlamıştı.” (Zaman, 26 Mayıs).

Diğer Makaleler...