×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 91

         FUZÛLÎ İLE DUÂ
                 -Tahmis-

Yâ Rab, ne etti neyledi nefs ü hevâ bana
Cevr ü cefâ kılar nicedir mâsivâ bana
Sen şâhdan olur bilirim kim atâ bana
Yâ Rab, hemîşe lutfunu kıl reh-nümâ bana
Gösterme ol tarîkı ki yetmez sana bana

Ol şeyle verme üns ki tecellî-i kahrdır
Gayrinle fahr öyle ki beyhûde fahrdır
Vasl eyle bir cemâle ki ol mahz-ı hayrdır
Kat’eyle âşinâlığım andan ki gayrdır
Ancak öz âşinâların et âşinâ bana

Yâ İlâhî, Sen’i mahlûkuna Rahman biliriz
Sen’i âlemlere can, canlara cânan biliriz

Rahmetin bahçesi lutfeyledi rahmet gülünü
O gülün rûhunu âlemlere sultan biliriz

Yok iken varlığa saldın nice âciz kulunu
Bize yokluktan olan varlığı ihsan biliriz

Binbir ihsân ile gelmişse de kullar kapına
Eli boş dönmedi, gufrânını imkân biliriz

Bürümüş kalpleri gaflet sisi zulmetçesine
Derdi nûrun giderir, nûrunu derman biliriz

Yâ İlâhî, kulunuz kullara noksan yaraşır
Pâdişahtan kulun isyânına gufran yaraşır


Rabbim âh, bezm-i elestten beri gurbet çekeriz
Unutup zâtını ağyâr ile hasret çekeriz

Dille ikrâr ederiz hükmünü fermânını hep
Vâki oldukça kazâ hükmü kasâvet çekeriz

Sanırız attığımız zulm oku ağyâre
değer
Döner âhir dokunur sîneye mihnet çekeriz

Oynaşır sînede şeytan ile nefsin oyunu
Kapılıp sihrine düştükçe nedâmet çekeriz

Cümlemiz dertliyiz ammâ niye dert ortağı yok?
Görünen çokluğa rağmen yine halvet çekeriz

Mâsivâ rengini hâkim görüp âlem yüzüne
Sensiz olmak gibi, Rabbim, büyük âfet çekeriz

El açar lutfuna ihsânına bîçârelerin
Yâ İlâhî, kereminden kılıver çârelerin


Yâ İlâhî, Sen’i sevmek dile efsâne gelir
Kim ki sevmişse, İlâhî, bize mestâne gelir


Tâ ezelden düşüp âşıkların âlem diline
Cümle âlemdekiler gönlüne bîgâne gelir

Gözü görmüşse tecellî ile ukbâ evini
Öyle bir âşığa dünyâ evi vîrâne gelir

Ne olur versen İlâhî, bir zerresini
Senin aşkın ile lutfun dile şâhâne gelir

Bir kez ihsân ediversen kula aşk incisini
Daracık dâr-ı fenâ gönlüne kâşâne gelir

Başka bir melcei yok dertlilerin, ey Rabbim
Elbet aşk derdi için Sen gibi sultâna gelir

Tâ ezel ettiğin ihsânına ihsan katıver
Âh eden dertlilerin derdine derman katıver


El açıp mağfiret ummânına rahmet dileriz
Bakma noksânına âcizlerin izzet dileriz

Yâ İâhî, bize müşkil görünür kulluğumuz
Her ne müşkil ise müşkilde inâyet dileriz

İstikāmet ver İlâhî, koma yollarda bizi
Şaşırıp sapmayalım, yolda hidâyet dileriz

Dâim îmân ile, islâm ile mes’ud yaşamak
Yâni baştan sona indinde saâdet dileriz

Düşüp âlemlere rahmet o Resûl’ün yoluna
Güzel ahlâkını hâl etmeye hâlet dileriz

Pâyidâr eyle cihân içre Resûl ümmetini
Bu aziz millete, hizmet gibi, devlet dileriz

Yâ İlâhî, açıver yolları âsân eyle
Bize lutfunla cemal devrini ihsân eyle


Yâ İâhî, kör olan kulların inkâra düşer
Lutfun ermiş ise, âhir sözü ikrâra düşer

Âşikâr olsa da isyânı bütün kullarının
Simsiyah yüzlerin örtülmesi Settâr’a düşer

Görünenler ezelî cilvelerindir ki sürer
Bir günâh etse garîbin yolu Gaffâr’a düşer

İlim irfan gerekir aşmağa zulmet
dağını
Hemen imdâd ediver, çâresi Hünkâr’a düşer

Yâ İlâhî, bize göz nûru, gönül nûru gerek
Elimizden tutuver yoksa kulun nâra düşer

Yenilenmekte cihan çehresi ihsânınla
Bu Mürîd istese ihsânını tekrâra düşer

İki âlemde cemâl eyle müyesser Rabbim
Hiç tükenmez ki hazînen veriver, ver Rabbim

5 Ocak – 23
Şubat 1991 / İstanbul

Enbiyâ kadrini yurdundakiler bilmediler,
Aynı takdirle düşer yollara  Son Peygamber.
Bütün âlemlere rahmet diye gönderdi kader,
Ama nûr anlına bin türlü cefâ hattı çizer.

‘Enbiyâ üstüne şiddetli ezâ’ yazdı Hudâ,
Mustafâ kāideden olmadı bir müstesnâ.
Çok cefâ etti o Peygamber’e şirk ehli Kureyş,
Hiç ezâ etmese, kâfiydi onun küfrü ateş!..
Her cemal mazharı çekmişti celâl şimşeğini,
O ki âlemlere rahmet, çeker en yükseğini.
Ona yıllarca revâ gördü Kureyş zulm  okunu,                

Bir gün alçakça, küfür taşladı Tâif’te onu