merdoganHocalarımızdan yemek esnasında bugün itibariyle Fahrettin Hocam’ın emekli olacağını ve bu vesile ile Temel İslam Bilimleri Bölüm başkanı sıfatıyla bir toplantı düzenlemiş olduğunu öğrendim. Doğrusu bana  bir mesaj ya da e-mail gelmemişti. Yemekhanede olmasaydım haberim bile olmayacaktı.

merdoganProfesör olunca millet bizi bir şey olduk sanıyor. Profesör diye her şeyi biliyor zannediyor. Oysa profesörler hep doğruyu söylerler ama söyledikleri çoğu kez bir şeye yaramaz.
Çünkü özellikle kendimiz adına söyleyeyim profesör kürsüden anlatır. Bu kürsü yükseklerde bir yerdedir. Karşısındaki dinleyenleri hep kendisine “Hocam!” diye hitap eden ve saygıda kusur etmeyen ya da edemeyen talebelerdir. Çoğu kez bu talebeler hayatı bilmezler. O yüzden de can kulağı ile dinledikleri hocalarının –eğer dinliyorlarsa tabii- söylediklerinin hep mutlak doğru olduğunu düşünürler, onun her şeyi bildiğini sanırlar.

Geçen hafta içinde üçüncü sınıflara ait dersime gittim ve talebelerime: “Bugün size hayatımın en verimli dersini yapacağım!” dedim. Bilgisayarımı açtım ve onlara tam bir buçuk saat süren program tanıtım dersi yaptım.
İlk tanıttığım program, hâlâ öğrencilerimizin kahir ekseriyetinin kullanmadığı bir kısmının ise haberdar dahi olmadığı el-Mektebetü’ş-Şâmile programı idi.

merdoganYa Hafîz ya Kebikec!
Efendim, bir de derler ki bizim eskiler (kudemamız) sigortayı bilmezlerdi.
Bu öyle bir bühtandır ki sebebi sadece cehl-i mürekkeptir. Vardı; üstelik hem genel olarak hem de sektör bazında özel alanlarda vardı.
Genel olanı bütün binaların ve işyerlerinin gözde yerlerine “Maşallah!”, “Yâ Hafîz!” levhalarının asılması yoluyla olurdu. Ve dahi bazı hallerde mavi boncukla da ayrıca tevşih olunurdu.

merdoganEnsar’ın en önde gelen temsilcilerinden (nakîb) biri olan ve Bedir’de de hazır bulunan Ubâde b. es-Sâmit Akabe’de bey’at gecesini anlatıyor:

Diğer Makaleler...