Toplum sorunları ve ilahiyat fakülteleri

İlahiyat Üzerine
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

Türkiye’deki bazı sorunların çözüm yolları ilahiyat fakültelerinden geçiyor. Çünkü ilahiyatlar din görevlisi yetiştirmek yanında dini bilgiyi üreten kurumlar aynı zamanda.

Son günlerde tartıştığımız pek çok mesele bir şekilde ya doğrudan dini alanla ya da kaynağını dinden alan toplumsal ve geleneksel anlayışlarla ilgili. İster kabul edelim ister etmeyelim toplumun geneli pek çok güncel konuda dinin ne söylediğine önem veriyor. Bu sebeple dini bilginin inşasında merkezi rol oynayan ilahiyat fakültelerinin hayatımızdaki etkileri düşünüldüğünden çok daha fazla.
Yıllardır dinle sağlıklı ilişkiler kuramamış bir toplum için çağın ruhunu yakalamış vizyoner bir ilahiyat varlığı hayati derecede önemli. Medyada her gün, İslami ilimlerin kökü yüzyıllara dayanan metodolojisinden habersiz gazetecilerin din adına yaptıkları günübirlik yorumlara şahit oluyoruz. Ya da bilimin açtığı yeni tartışmalardan habersiz din adamlarının bilim adına konuşmalarına. Sonuçta din hep bir problem alanı olarak tescilleniyor. Daha da önemlisi öyle alanlar var ki, ilahiyat ile bilimin işbirliğini gerektiriyor.

Söz gelimi organ nakli konusunda yeterli tıp ve fıkıh bilgisi olmadan cahilce yapılan bir yorum medyada yine dini alana fatura ediliyor. Benzer biçimde gıda mühendisliği ya da kimya gibi alanların fıkıhla akademik bir bağ kurmaması, gıda çeşitliliğinin arttığı, üretim usullerinin değiştiği bir dünyada helal gıda konusuna gereken katkıyı sunamıyor. Ya da mimarlık bölümlerinin cami mimarisine yeterli oranda akademik perspektif katmaması, her geçen gün sayısı artan camileri klasiklerin kopyasına ya da özensiz modern denemelere mahkum edebiliyor. 
Ülkemizde son yıllarda sayısı artan vakıf üniversiteleri benzeri disiplinler arası çalışmalara alan açsa da, alınacak daha çok mesafe var. Devlet üniversitelerinde ilahiyat fakültelerine yeni bir vizyon kazandırma çabası içinde olan dekanlarımız var. Fakat bu çaba sistemik problemler içinde hedeflenen sonuçlara ulaşamayabiliyor. Daha da önemlisi binbir hevesle üniversiteye yeni başlayan öğrenciler daha ilk günden hayal kırıklığına uğrayarak ilme adayacakları tecessüs ve meraklarını başka alanlara kaydırabiliyorlar. 
Zaman zaman ilahiyat öğrencileriyle bir araya geldiğimde onları dinleme imkanı buluyorum. Genç kuşağın genişleyen ilgi alanları, içine kapanmış fakülte ortamlarında tatminsizliklere dönüşebiliyor. Türkiye’nin darbelerle iç içe geçmiş siyasal tarihinden en çok etkilenen akademik kurumların başında gelen ilahiyatların üniversite kampuslarından uzak müstakil binaları bile öğrencilerin farklı akademik deneyimler yaşamasının önünde bir engel olabiliyor. Bir üniversite kampusu, bir ilahiyat öğrencisi ile bir sosyoloji öğrencisini buluşturabilmeli. Birbirlerinin düşünce evreninden istifade edebilmeliler. Ancak bu yolla sosyoloji dinin toplumsal etkilerini daha iyi analiz edebilir. 
Henüz birkaç ay önce ilahiyat fakültelerinde felsefe derslerinin kaldırılması tartışılmışken, interdisipliner çalışmalardan ve katılımcı üniversite ortamından söz etmek lüks sayılabilir. Fakat söz ettiğimiz akademik alışverişler olmadığı müddetçe, yanlış toplumsal algıları değiştirecek yeni perspektifler geliştirmek mümkün değil. Daha da önemlisi binlerce ilahiyat öğrencisi toplumun onlara bu kadar ihtiyacı varken, gelecekte ne yapacağız kaygısı içinde. İlahiyat fakülteleri, başta formasyon eğitimi olmak üzere tüm problemleriyle sadece ilahiyat camiasının değil, aslında toplumsal sorunlarda ışığına ihtiyaç duyduğumuz kurumlar olduğu için hepimizin meselesi.

http://www.aksam.com.tr/spor/toplum-sorunlari-ve-ilahiyat-fakulteleri-c2/haber-261375

*eilahiyat.com

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile