İlahiyat fakültelerinin sorunları ve çözüm önerileri

İlahiyat Üzerine
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

 

kapi-kilitSon günlerde istemediğimiz şekilde yeni program dayatılmasıyla ve felsefe derslerinin önemli bir kısmının kaldırılmasıyla gündeme getirilen İlahiyat Fakültelerinin çok daha önemli, acilen çözülmesi gereken yapısal sorunları vardır. Bunlara zamanında müdahale edilmemesi halinde gelecekte ciddi etkileri olacaktır. Fakültelerin çözüm bekleyen sorunlarından bazıları şunlardır:

 

Pedagojik Formasyon

İlahiyat Fakülteleri öğrencileri, 28 Şubat sürecinden önce bir yıllık Arapça hazırlık eğitimi gördükten sonra lisans eğitimleri sırasında pedagojik formasyon derslerini de görüyorlardı. Bu dersleri okuyan öğrencilerin bir kısmı öğretmen, bir kısmı ise Diyanet İşleri Başkanlığı'nın taşra teşkilatlarında vaiz, müftü ve Kur'an Kursu öğreticisi olarak istihdam ediliyordu. O dönemde imam-hatip olarak görev yapanların sayısı daha az olmakla birlikte günümüzde bu sayı da oldukça arttı.

Bugün İlahiyat Fakülteleri İlahiyat programı öğrencileri pedagojik formasyon derslerini lisans öğretimi sırasında alamamakta, mezun olduktan sonra bir yıl daha eğitimlerine devam etmek zorunda kalmaktadırlar. Ayrıca formasyon alabilmek için de belirli bir not ortalaması ve girilen sınavdan başarılı olmaları istenmektedir. Her şey yolunda giderse hazırlık programını da okuyan bir İlahiyat öğrencisi, öğretmen olabilmek için altı yıl eğitim almak zorunda kalmaktadır. Eğitim Fakülteleri ve DİKAB bölümlerinin dört yıl olduğu dikkate alınırsa bu durum, ciddi bir haksızlıktır.

DİKAB (Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği) Programı

İlahiyat Fakültelerinden formasyon kaldırıldıktan sonra 1998-1999 öğretim yılından itibaren (Dicle Üniversitesi hariç) Eğitim Fakültelerinin bulunduğu üniversitelerde İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği bölümleri ihdas edildi. Bu yapılanmaya göre söz konusu bölümden mezun olanlar, İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olacaklar, İlahiyat bölümünden mezun olanlar ise Diyanet'te istihdam edileceklerdi.

DİKAP bölümleri 2006-2007 öğretim yılına kadar İlahiyat Fakültelerine bağlı olarak faaliyetlerine devam ederken bu dönemden sonra Eğitim Fakültelerine bağlı faaliyet göstermiştir. Eğitim Fakültelerine bağlanan DİKAB'larda meslekî derslerin ağırlığı oldukça düşük tutulmuş, bunun yerine sosyal bilimler alanındaki derslere daha çok yer verilmiştir. DİKAB bölümlerinin açılmasıyla birlikte üniversite sınavlarından yüksek puan alanların bu bölümleri tercih etmeleri, İlahiyat Fakülteleri açısından olumsuz olmuştur.

 

İLİTAM (İlahiyat Lisans Tamamlama) Programı

28 Şubat sürecinde İlahiyat Fakültelerine bağlı olarak açılan ve İmam-Hatiplerin bilgisini geliştirmeyi hedefleyen İlahiyat Meslek Yüksekokullarına alternatif olarak Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'ne bağlı iki yıllık bir önlisans programı açıldı. Anadolu Üniversitesi'nin bu alanda yıllarca devam eden tekeli, Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'nin kurulmasıyla kırıldı. 2011-2012 öğretim yılında Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'ne bağlı olarak açılan İlahiyat Önlisans Programına öğrenci kabulüne başlandı. Buralardan mezun olanlar, Dikey Geçiş Sınavı'yla (DGS) İlahiyat Fakültelerinde ilan edilen kontenjanlara müracaat ederek lisans eğitimlerini tamamlayabildikleri gibi İLİTAM'a devam ederek de dört yıllık İlahiyat Fakültesi diploması alabilmektedirler.

İLİTAM programı ilk olarak 2005 yılında Ankara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi'ne bağlı olarak 500 öğrenciyle eğitime başladı. Takip eden yıllarda öğrenci kontenjanı 750'ye çıkarıldı. 2010 yılında dört Üniversite daha İLİTAM programı açtı. 2011 yılında ise bu sayı ona çıktı. Son yıllarda İLİTAM programına alınan öğrenci sayısı 4000'i aştı.

Gerek İlahiyat ön lisans programlarında, gerekse İLİTAM programlarında verilen eğitim, İlahiyat Lisans eğitimine göre daha zayıftır. Uygulama gerektiren Kur'an-ı Kerim dersleri bile uzaktan eğitimle verilmekte ve test sınavıyla ölçülmektedir.

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız sorunlarla ilgili çözüm önerilerini kısaca sonuncudan başlayarak arz edelim:

İLİTAM Programı

Bu program, diğer fakültelerde dengi olmayan, tuhaf bir programdır. Örgün öğretimde okuyan öğrenciler fakülteyi hazırlık sınıfıyla birlikte beş yılda bitirirlerken, Önlisans ve İLİTAM programına devam edenler dört yılda bitirmektedirler. Bu da ciddi haksızlıklara sebep olmaktadır. İlahiyat Fakültelerinin en kısa sürede bu programı sonlandırmaları gerekmektedir. Ancak uzaktan eğitimin maliyetlerinin oldukça düşük olması sebebiyle cazip olduğu günümüzde eğitimi yaygınlaştırma hedefi de gözetilerek, İLİTAM yerine -eğitim kadrosu yeterli ve Açıköğretim Fakültelerinin bulunduğu üniversitelerdeki İlahiyat Fakülteleri tarafından- İlahiyat örgün programının dengi, uzaktan eğitim programları açılabilir. Bu program sayesinde İlahiyat tahsilini örgün ya da ikinci öğretimde yapamayan adaylar, Kur'an-ı Kerim dersine örgündeki lisans öğrencileri gibi devam etmeleri koşuluyla uzaktan eğitim programıyla eğitimlerini devam ettirebileceklerdir. Böylece İlahiyat önlisans ile İlahiyat lisans tamamla programları arasındaki dengesizlik ortadan kalkacak, eğitimin kalitesi İlahiyat örgün öğretimin seviyesine yaklaşacaktır.

DİKAB Programı ve Pedagojik Formasyon

28 Şubat süreci uygulamalarından kalan DİKAB programı kapatılmalı, bunun yerine İlahiyat ve Fen Edebiyat Fakültelerinde okuyan bütün öğrencilere, isteklerine bağlı olarak lisans eğitimi sırasında pedagojik formasyon verilmelidir. Pedagojik formasyon, sadece öğretmen olacak İlahiyatçılara değil, Kur'an kursu öğreticiliği, vaizlik ve imam-hatiplik yapan İlahiyat mezunlarına da gereklidir.

Son günlerde YÖK, pedagojik formasyon alabilmek için ALES puanının da hesaba katılacağı yönünde bir karar aldı. Bunun sebeplerinden biri, İlahiyat Fakültelerinde örgün ve ikinci öğretim gören İlahiyat öğrencilerinin not ortalamalarının, açık ve uzaktan eğitimden mezun olanların notlarına göre daha düşük kalmasıdır. ALES puanı da katılarak bir denge oluşturma yoluna gidilmektedir. Ancak kanaatimizce bu karar da sorunu çözemeyecektir. Doğru olanı, öğrencinin tercihine bırakmak üzere pedagojik formasyon derslerinin bütün İlahiyat Fakültelerinde (ve doğal olarak Fen Edebiyat Fakültelerinde) verilmesidir. Eskiden olduğu gibi bu husus, pedagojik formasyon alanların diplomalarının arkasında belirtilmelidir.

İlahiyat Fakültelerinin sayısının artmasına bağlı olarak ciddi bir öğretim elemanı açığı meydana gelmiştir. 28 Şubat sürecinde, yaklaşık 10 yıl eleman alınamadığı için de eleman sayısında ciddi bir gerileme meydana gelmiştir. Bu açığın kapatılması için acil önlemler alınması gerekir. Ancak bu arada vazgeçilmemesi gereken iki temel ilke olan adalet ve liyakat ilkelerinden taviz verilmemelidir. Bazı üniversitelerde adrese teslim ilanlar görmemiz bizi üzmektedir.

Prof. Dr. Adnan Demircan - Yenişafak

*eilahiyat.com

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile