Nişanlanma Kavramı ve Kanunlarda Nişanlılık

Esintiler - Telâmiz
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

nişanİlk Kısmı İçin Tıklayınız: İslam Hukukunda Nişanlılık

 

1. Nişanlanma ve Nişanlılık

Toplumsal düzen için toplumun esasını oluşturan aile müessesinin sağlam temeller üzerinde kurulmuş olması icab eder. Aile müessesinin ehemmiyetine binaen kuruluşu aşamasında ön tedbir sadedinde nişanlama süreci tüm toplumlarda muhtelif çekilerde kabul edilmiş bir uygulamadır.

Aile kurumunun oluşmasında ilk adım olarak taraflardan birinin diğerine evlilik talebini bizzat yahut aracı ile muhatabına iletmesi gerekir. Terim olarak talibin arzusunu muhatabına iletmesine ‘nişan’/‘hıtbe’ denilmiştir. 'hıtbe' kelimesi Kur'ân-ı Kerîm'de de geçer. İlgili âyette iddet süresi içerisinde kadına evlenme teklifinde bulunmanın (hıtbe) hükmünden bahsedilir.[i]

Nişanlanma veya va’d ile nikah münakid olmaz.[ii] İfadesinde de görüleceği üzere nişanlılık bir evlilik değil evlilik vaadidir.

‘Nişanlanma merasimi, nikahın bir mukaddimesidir, nikahtan mâdut değildir. Binaenaleyh mücerret nişanlanmakla veya izdivaç va’d ile nikah mün’akit, üzerine nikah hükümleri müterettib olmaz ve iki taraftan hiçbiri akdi icraya ve mücerred izdivac va’dinde bulunduğundan dolayı va’dini infaza icbar olunamaz.çünkü nikah usulen icab ve kabul ile mün’akid olur.[iii]

1.1 Nişanlanma Kavramı

Geleneğimiz içerisinde kız istemek, söz vermek anlamlarını şamil nişanlanma kavramı fıkıh literatüründe ‘hıtbe’ kelimesiyle ifade edilmektedir.

Hıtbe, erkeğin kadına evlilik teklif etmesi, ona meyletmesi, belirli bir mehir üzerinde anlaşmaları ve evlenmek konusunda karşılıklı rızanın meydana gelmesi manalarına gelir.[iv] Halbuki teklif kadın tarafından da yapılabileceği için tarifi şöyle ifade etmek daha doğru olacaktır: ‘ Hıtbe, evlenmeleri helal olan bir erkek ile kadının açık veya üstü kapalı biçimde, birbirlerine evlilik teklifinde bulunmaları ya da karşılıklı olarak ailelerin çocuklarının evlenme isteklerini bildirmeleri, tarafların bu düşünceyi olumlu bulmalarıyla karşılıklı rızanın meydana gelmesi ve ileride birbirleri ile evleneceklerine yönelik niyetlerine yönelik niyetlerini dile getirmeleri; sadece nikah akdinin bulunmamasıdır.[v]’ Bir başka ifade şekliyle nişanlanma, evlenmeleri caiz olan iki kişinin birbirleriyle evlenmeyi karşılıklı olarak vaad etmesi[vi] veya ileride birbirleriyle evlenmek isteyen ayrı cinsten iki kişinin, bu konudaki niyetlerini aralarında dile getirmeleri, birbirlerine karşı açıklamalarıdır.[vii] Bu şekilde yapılan talebe verilecek müspet cevapla hıtbe tamamlanmış olur. Evlenmeyi talep eden erkeğe ‘hâtıb’, evlenmek istenilen kadına ‘mahtube’ denilir.

Nişanlanma kavramı evlenme talebi üzerine verilen sözler yanında bazı merasimleri de muhtevidir.

1.2 Aile Hukuku Kararnamesi ve Türk Medeni Kanununda Nişanlılık

Nişanlılık kelimesi ilk defa olarak 8 Muharrem 1336/1917 tarihinde yürürlüğe giren Osmanlı Aile Hukuku Kararnamesi’nde kullanılmıştır.[viii] Ancak nişanlılık müessesinin İslam ve türk hukukunda ilk defa bu kararname ile düzenlendiğini iddia etmek doğru olmaz. Kararnamenin nişanlanma adı altında düzenlediği hükümler, İslam hukukunda zaten var olan hıtbe müessesinin hükümleridir.[ix] Kararname nişanlılık adı altında söz kesme de diyebileceğimiz hıtbeyi tanzim etmiştir.[x] Buna göre, nişanlılık ile nikah akdinin meydana gelmiş olmayacağı ifade edilip; verilecek hediyelerle ilgili gerekli düzenlenmeler tanzim edilmiş olup herhangi bir tazminat üzerine düzenleme yapılmayıp muhtemelen meselenin halli kazai ve ilmi  içtihatlara bırakılmıştır.[xi]

Nişanlanmada icbari bir yön bulunup bulunmadığına gelince; eski Cer-men Hukuku ile 1917’den önceki Katolik Hukukunda, nişanlıların birbirlerini evlenmeye  zorlamaları, kabul edilmiştir. Yeni Medeni Kanunun 119. maddesi ise ‘Nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez’ şeklinde düzenlenerek hakime, hiç kimseyi evlenmeye zorlama yetkisi vermemiştir. Ancak nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde  ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklarla, uğradığı kişilik hakkına saldırı karşılığında tazminat vermekle yükümlü kılınmıştır.[xii]

İslam Hukuku açısından değerlendirdiğimizde de nişanlanma bağlayıcı bir akit olmayıp evlenmeye icbar edici bir yönü bulunmamaktır. Yalnızca evlenme vaadi olarak kabul edilir.

Akdi manada hukuki sonuçlar doğurmamakla birlikte ahkaki, vicdani, ve örfi anlamda bağlayıcı bir takım hükümleri ihtiva etmektedir.[xiii] ‘ve onlar ki, emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler.’[xiv] ‘hayır, hak var! Her kim verdiği sözü yerine getirir ve sakınırsa, şüphesiz, Allah o muttakileri sever.’[xv]

Medeni kanunun 118. maddesinde ‘nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.’[xvi] Şeklinde ifade edilen nişanlanma mahiyet itibariyle sözleşme sadedinde olup sözleşmenin kurulabilmesi için nişanlanacak olan erkek ve kadının nişanlanma iradelerini karşılıklı ve birbirlerine uygun surette açıklamaları gerekir.[xvii]

Medeni kanuna göre nişanlanma ile doğan başlıca hükümler şunlardır: nişanlılardan her biri, nişanlılığın devam süresince, diğerine sadakatle yükümlüdür. Tarafların nişanlı olması halinde evlilik dışı bir çocuk doğmuşsa, çocuk babaya babalık davası yoluyla bağlanabilir.[xviii] Nişanlılardan birinin öldürülmesi halinde, diğer nişanlı üçüncü kişilerden destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.[xix]Sağ kalan nişanlı, nişanlısının ölümünden sorumlu olan kişiye manevi tazminat davası açabilir.[xx]

Nişanlılık şu sebeplerle sona erebilir: Evlenme, nişanlının ölümü, nişanlının ayırt etme gücünü kaybetmesi, tarafların anlaşması, bozucu şartın gerçekleşmesi, kesin bir evlenme engelinin ortaya çıkması ve nişanı bozma. Nişanlılardan her biri haklı bir sebep olsa da olmasa da nişanı bozabilir. [xxi] Nişanın bozulmasında haklı bir sebebin bulunup bulunmadığını hakim takdir eder.[xxii]

İslam Hukuku’nda Mezheplerce şartlara bağlanarak tanzim edilen hediyelerin durumu Medeni Kanun’da 122. Madde ile ister haklı ister haksız bir sebebe dayansın hediyeler iade edilir şeklinde düzenlenmiştir. Hediyeler ile ilgili kanunda şu koşullar mevcuttur: Hediye, nişanlılık dolayısıyla verilmelidir. Alışılmışın dışında bir hediye olmalıdır.[xxiii]  Hediye, nişanın evlenme hariç, herhangi bir sebep ile sona ermesi halinde istenir. Hediyeler nişanlı, onun ana babası veya onlar adına hareket eden kişiler tarafından istenebilir. Hediyenin iadesini talep süresi, nişanlılığın sona ermesinden itibaren bir yıldır.[xxiv]

Maddi ve manevi tazminat davaları ise nişanın haksız bozulması halinde söz konusu olur. Tazminat davası diğer nişanlıya karşı açılır. Nişanlı ölmüşse,dava mirasçılarına karşı açılır. Davacı iddiasını ispat ederse, hakim takdir yetkisini kullanarak uygun bir tazminata hükmeder. Tazminat davası, nişanın bozulmasından itibaren bir yılın geçmesi ile zaman aşımına uğrar[xxv]

 

Devam Edecek

 

Betül Cevher

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 2010 Mezunu



[i] Bakara 2/235

[ii] Haz. Çeker, Orhan, Aile Hukuku Kararnamesi, Konya. s. 23

[iii] Bilmen, Ömer Nasuhi, Hukuk-ı İslamiye, II, s. 11

[iv] Karaman, Hayrettin, Mukayeseli İslam Hukuku, ist. 1978, s. 239.

[v] Acar, İbrahim, İslam Hukuku Açısından Nişanlanma, A.Ü.İ.F.D, Sayı:23, Erzurum, 2005

[vi] T.D.V İslam Ansiklopedisi, Nişan mad. S. 152.

[vii] Akıntürk, Turgut, Türk Medeni Hukuku Aile Hukuku, ist. 2006, c.2, s. 23.

[viii] Acar, İbrahim, ‘İslam Hukuku Açısından Nişanlanma’, A.Ü.İ.F.D, Sayı:23, Erzurum, 2005

[ix] Aydın, M. Akif, İslam-Osmanlı Aile Hukuku, İstanbul, 1985, S. 183.

[x] Acar, İbrahim, ‘İslam Hukuku Açısından Nişanlanma’, A.Ü.İ.F.D, Sayı:23, Erzurum, 2005

[xi] Aydın, a.g.e, 183-184

[xii] Acar, İbrahim, İslam Hukuku Açısından Nişanlanma, A.Ü.İ.F.D, Sayı:23, Erzurum, 2005

[xiii] Acar, İbrahim, İslam Hukuku Açısından Nişanlanma, A.Ü.İ.F.D, Sayı:23, Erzurum, 2005

[xiv] Mü’minun, 23/8

[xv] Al-i İmran, 3/76 Ayrıca; en-Nisa, 4/34; el-Bakara, 2/177

[xvi] Medeni Kanun, Madde 118

[xvii] Akıntürk, Turgut, a.g.e, S. 34

[xviii] MK. Md. 301/II

[xix] MK. Md. 45/II

[xx] MK. Md. 46.

[xxi] MK. Md.119/I.

[xxii] MK. Md. 4.

[xxiii] Hangi hediyelerin alışılmışın dışında sayılacağı örfe ve tarafların sosyal durumlarına bakılarak tespit edilir.

[xxiv] MK. Md. 123

[xxv] MK. Md. 123

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile