Sabır

Esintiler - Telâmiz
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

sabır 2Âlemdeki canlı ve cansız tüm varlıklar dengeli ve düzen içinde Allah’ın izni ile dönüp dolaşmaktadır. Yaratan tüm varlıkları kendisine ait özellikleri ile yaratmıştır. Bu varlıkların içinde en güzel şekilde yaratılmış olan insana dini ve dünyevi yaşantısı için kurallar koyulmuştur.

Eğer insan yanlış yolları doğru diyerek kendi kafasına göre giderse, kendi isteklerine göre hareket ederse yolunda ve fikrinde yanılır.

İnsanın hayatında mutluluk, sevinç, sağlık ve zenginlik gibi iyi şeylerin yanında kötülük, hastalık, fakirlik ve saire mutsuz durumlar olabilir. Bu kısa hayat içinde büyük küçük zorluklarla karşılaşmayan insan bulmak zordur. İşte bu gibi durumlarda bazı Müslüman kardeşlerimiz kadere karşı çıkmasalar da sabırsızlık göstererek yaptığı yanlışlar üzerine yanlış yaparak imanlarına büyük bir zarar getirebilirler. Bazı Müslümanlar ise zorluklara karşı mertlik göstereceği yerde, “ben bunu hak edecek sana ne yaptım” diyerek Allah’a karşı gelmektedirler. Bu cümlede ne kadar ağır bir günah olduğunu bilselerdi, bunu yapmazlardı. Oysa ki Allah Resulü(s) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Mü’minin durumu hayret vericidir. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: sevinecek olursa, şükreder: bu onun için hayır olur. Başına bir bela gelecek olsa, sabreder: bu da onun için hayır olur.” [i]

Diğer bir hadisinde ise Nebî şöyle buyurmuştur: “Mükâfâtın büyüklüğü, belânın şiddetine göredir. Allah, sevdiği topluluğu belâya uğratır. Kim başına gelene rızâ gösterirse Allah ondan hoşnut olur. Kim de rızâ göstermezse, Allahın gazabına uğrar.”[ii]

Bu hadislerden haberdar olan insan hayatın nasıl bir imtihan olduğunu daha iyi anlar. İslam’a yönelirsek, Allah’ın en büyük mükafatına ulaşacağımıza şüphe yoktur. Bu imtihan hayatındaki sıkıntı, keder, gam ve sair durumlara karşı çok merhametli olan Allah, sabır ve şükre karşı merhametini açmıştır. Allah’ın yasalarını bilen bir Müslüman dünyada herhangi bir sıkıntıyla karşılaştığında dayanır ve Allah’tan gelen bir imtihan olduğunu anlar. Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Sabredin, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir” ve Allah Rasulü “Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar”[iii] buyurmaktadır.  

Yukarıdaki ayet ve hadis sabrın ecrini anlatmaktadır. Allah, takva sahibi kullarını böylece imtihan eder ve kimin imanı gerçek kiminki yalan olduğunu ortaya çıkaran zorlukları imtihan için yaratmıştır.sabır

Sıkıntılı durumlara düştüğümüz zaman en güzel örneklerin başında Peygamberimiz, onun sahabesi ve bu yoldan giden bütün tabilerdir. Kur’an-ı Kerim’de Allah, “Yoksa siz, sizden önce geçenlerin hâli başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onların başına öyle yoksulluk ve sıkıntı geldi ki, Peygamberleri ile etrafındaki Mü’minler: Allah’ın yardımı ne zaman? diyecek kadar sıkıldılar. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı muhakkak yakındır!’’ [iv]

İşte bu yol, gerçek takva sahiplerinin yoludur. Hastalık ve sıkıntı içinde olanlar için Allah’ın sayısız mükâfatı olduğunu unutmamalıyız. Ama şimdiki zamanda nasıl bir düşünce hakim diye soracak olursak kısaca şöyle diyebiliriz: ‘fakirlerin zengin olsam, zenginlerin de tanrı olsam’ dediği zamandayız. İnsanların dinden uzak dünyaya daha meyilli olduğu zamandayız tabi ki bunu herkes için diyemeyiz ama maalesef bazı Müslüman kardeşlerimiz bir iç sıkıntısından dolayı kendisini tehlikelere atmaktadır, onlar için din sanki en son ve sıkıntılı durumlarda lazımmış gibidir.

Bir Arap atasözünde şöyle deniliyor: ‘Öyle insanlar gördüm ki, kimin yanında parası olursa ona doğru gidiyorlar ve kimin parası yoksa ondan kaçıyorlar’ işte kardeşlerim böyle zamandayız. İnsan çok zayıf bir varlıktır, hata yaparız fakat en güzel ahlak hatayı düzeltip İslam’daki en güzel ahlakla ahlaklanmaktır.

Tarihe baktığımız zaman Allah’ın en sevgili kulları olan Peygamberler de hata yapmıştır. Mesela Hz. Yunus, insanlara tebliğ yaparken can sıkıntısından Allah’ın kendisine verilen tebliğ görevini terk etmiştir. Bu durumundan dolayı Allah tarafından gelen bir Yunus balığı, Hz. Yunus’u yutmuştur. Hz. Yunus hatasını anlayınca balığın içinde iken Allah’a şöyle yalvarır: “Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.”[v]  PeygamberimizzHzhh Hz. Muhammed şöyle buyuruyor: “bütün insanlar hata yapar, fakat hata yapanların en hayırlısı tövbe edendir.”, “Sâ’d b. Ebu Vakkâs, Peygamber’in yanına gelir ve sorar. Ey Allah’ın resulü en çok sıkıntı çeken insanlar kimlerdir? Allah Resulü: Peygamberlerdir” diye cevap verir.  Bu yüzden Müslüman olduk kurtulduk diye bir şey yoktur. Müslüman olmak Allah’ın azabından kurtuldum demektir. Bu yüzden Allah imtihan yapar ve sabır edenlere de karşılığını sınırsız verir.

Peki, ‘Sabır nedir?’ diyecek olursak; ‘Sabır’ acı, yoksulluk, haksızlık ve sair üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanma gücüdür. Dindeki anlamı nefsani şeylerden uzak durmak, dilini gereksiz sözlerden uzak tutmak ve bedenini günahlardan uzaklaştırmak demektir.

Sabrı üçe ayırabiliriz. İlk olarak, Allah’ın emirlerini yerine getirmekte yani ibadetlerde sabırlı olmak. Mesela soğuk günlerde abdest almak, yaz mevsiminde sıcağın en şiddetli zamanlarında oruç tutmak.. İkincisi Allah’ın nehyettiği şeyleri sabrederek onlardan uzak durmak yani Müslümana yakışmayan her türlü kötü alışkanlıklardan uzak durmak. Üçüncüsü ise, sıkıntı ve kederde hasta olunduğu zaman Allah’ın kaderine boyun eğmektir. İnsanların sana halsiz, sabırsız demelerinden korktuğun için, ya da ne kadar sabırlıymış demeleri için değil, tek şey istemektir oda sadece Allah rızasıdır. 

Kur’an-ı Kerim’de Allah, şöyle buyuruyor: “Sizi biraz korku, biraz açlık ve biraz da mal, can ve ürün eksikliği ile imtihan edeceğiz. Sabır edenleri müjdele. O sabredenler ki, kendilerine bir belâ geldiğinde: bizim bütün varlığımız Allah’ındır, sonunda O’na döneceğiz” derler.[vi]  

sabır 3Allah’ın kulları üç farklı guruba ayrılır. İlki Dünyada ve ahirette de temize çıkarılan kimse. Gerçekten de bir kimse sıkıntıya uğrarsa ve ilk düşüncesi Allah için sabretmekse işte o zaman Allah o kulunu sabrı karşılığında kendisini iki dünyada da zikreden ve temizlenen kullarından yazar. İkincisi eğitilmek, gerçek manada Allah sıkıntı ve kederlerle kulunun kalbini terbiye eder ve böylece Allaha karşı samimiyet ve doğruluğunu ortaya çıkarır. Üçüncüsü ise kulluğunu amellerle göstermek. Allah’a kulunun tam teslimiyetle iman ettiğini amellerle göstermek. Açık delillerle değil, boş sözlerle herkes öyleymiş bende öyle olayım diyen kullarını Allah kabul etmez. Birçok insan kendisinin Allah’ın gerçek samimi kulu olduğunu iddia eder, fakat azıcık bir sıkıntıya uğradıkları zaman Allah’tan yüz çevirmekten hiç çekinmez. İşte bu büyük bir kayıptır. Sıkıntıdan kazanılan en büyük ecir ancak yukarıda bahsettiğimiz gibi tam bir teslimiyetle sabretmektir. Çünkü Allah derdin yanında dermanını da yaratmıştır.

Cüneyd-i Bağdadî hazretleri: “Sabır, yüzünü ekşitmeden, acıyı yudum-yudum içine sindirmektir” buyurmuştur. Ebu Hüseyin Nûrî-kuddîse sirruh hazretleri şöyle buyurur: “Kırbaçla dövdükleri halde sabreden âciz ve zayıf bir ihtiyar gördüm. Sonra aynı zâtı götürüp hapse attılar. Yanına varıp sordum: bu kadar fersiz ve güçsüz biri iken seni kırbaçlıyorlar sen ise sabredebiliyorsun? Yaşlı zât: -Yavrum! belaya bedenle değil, himmetle katlanılır!. Ebu Hüseyin Nurî Hz: -Peki sana göre sabır nedir? Diye tekrar sorar. -Belaya girdiğin zaman, tıpkı beladan çıktığın zamandaki gibi olmak! [vii]

Eğer biz gerçekten Allah’ın sadık kulu isek o zaman ondan gelen her şeye sabretmeliyiz. Çünkü Yüce Mevla bir keder yazdı ise onunla birlikte merhametini de yazmıştır. İnsan elindeki her şeyin Allah’a ait olduğunu unutmamalı, can, mal, mülk ve ailesinin ona Allah tarafından verilmiş birer emanet olduğunu ve bu emanetleri veren her an geri alabilir ki bu da onun hakkı, her insan her şeyin gerçek sahibine tam bir teslimiyetle ve hakiki iman ile dönmek gerektiğini unutmamalı.

Ata İbni Ebi Rebah’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:

Abdullah b. Abbas (r.a) bana, Sana cennetlik bir kadın göstereyim mi? dedi. Ben, Evet, göster, dedim. İbn Abbas şöyle dedi, Şu siyah kadın var ya! İşte bu kadın (bir gün) Nebi(s.a.v)’e geldi ve ‘beni sar’a tutuyor ve üstüm başım açılıyor. İyileşmem için Allah’a dua ediniz, dedi. Nebi, “Eğer sabredeyim dersen, sana cennet vardır. Ama yine de sen istersen, sana şifa vermesi için Allah’a dua ederim” buyurdu. Bunun üzerine kadın,  sabrederim. Ancak sar’a tuttuğu zaman üstümün başımın açılmaması için dua buyurunuz, dedi. Nebi de ona dua etti.[viii]

İşte sıkıntıya uğrayan adam sonu nasıl ve ne olacağını kendi elinde olduğunu anlamalı. Eğer o kaderine razı olursa, Allah’ın rızasını kazanır. Eğer kim sabırsızlık yapıp kendine zülüm ederse işte o kaybeder. Allah’ın yazdığını kimse değiştiremez. Fakat iyiliğe uğrayıp uğramaması kendi elindedir. Bu da işte yukarıda ifade etiğimiz gibi kaderine rıza gösterip göstermemesine bağlıdır. Rabbim bizleri onun kaderine rıza gösteren kullarından eylesin.sabır 1

 


“Hak şerleri hayr eyler

Arif anı seyreyler

Zan etme ki gayreyler

Mevlâ görelim neyler

Neylerse güzel eyler

 

Sen hak-ka tevekkül kıl

Sabreyle ve Razı ol

Tefviz et ve rahat bul

Tefviz et ve rahat bul

Mevlam görelim neyler

Neylerse güzel eyler

 

Kalbin ana berk eyle

Takdirini derk eyle

Tedbirini terk eyle

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler”


 

Syerkjan  Kyendybai

Onsekiz Mart İlahiyat Son Sınıf Öğrencisi



[i] Müslim, zühd 64

[ii] Tirmizi, zühd 57.  İnb Mâce, fiten 23

[iii] Buhari, Merdâ,3; Müslim, Birr 49

[iv] 2/114

[v] 30/24

[vi] 2/155-156

[vii] Tezkiretü’l- Evliya, Ferdüddin Attar, Trc: Süleyman Uludağ s: 507-5008

[viii] Buhari, merdâ 6: Müslim, birr 54

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile