Ey Koca Şark, Ey Ebedî Meskenet!

Esintiler - Telâmiz
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

buhranlarimizBu cümleyle başlıyor Mehmed Âkif ve devâm ediyor: "Sen de kımıldanmaya bir niyyet et!" Kımıldanmaya niyyetimiz var mı, orası ayrı bir tartışma, lâkin kımıldanmışlığımız var mı, ona buyurun bakalım..

 

 

Sa'îd Halim Paşa yıllar öncelerde hâl-i pürmelâlimizi tedkik edip kitâblaştırmış ve ismine de "Buhrânlarımız" demiş idi. Bugün dönüp o betimlemeleri incelediğimizde hiçbir şeyin değişmediğini görmek ne kadar da acıdır!..

Acı, ama şaşırtıcı değil bu hakîkat. Bir arpa boyu yol alamamak, iki koca asırdır mâhiyetini bilmediği, denize düştüğünü sanıp yılana sarılma endîşesi içerisinde sımsıkı sarıldığı Batılılaşma peşinde ömür çürüten bu milletin hazîn kaderi. Batının sömürgesi olmamak için çabalayan bir milletin batılılaşmasında yatar bizim en esâslı çelişkimiz!..

 "Ben idrâki" diyor makâlesinde kısaca, Ahmed Dâvûdoğlu, "..milletlerin, medeniyyetlerin dünyâ mîrasına katkı yapabilmesinin ve dünyâyı etkileme gücünün belirleyici faktörüdür". Bizim mes'elemiz, kimliksiz oluşumuz. Cemîl Meriç'in deyimiyle doğu limanından bir daha dönmemek üzere kalkmış, bandırası silik, hedefiucmesele belli olmayan bir gemideyiz! Böyle bir gemide seyreden insânlardan nasıl bir "Ben idrâki" beklenebilir ki!?..

Batılılaşmayı bir türlü beceremedik, daha hazîni kendimiz olarak kalmayı da! Önceleri kendimizi beğenmedik, kendimizden nefret ettik. Sonraları ise görünmek istediğimiz gibi olmaya çabaladık durduk! Bu milletin iki yüzyıllık târihi bu iki cümlede saklı, gizli! Bir zamân geldi, modernleşmek, setre pantolon ile fes giymek oldu; bir zamân geldi, modernleşmek, fesi çıkarıpşapka giymek oldu. Ama değişmeyen hakîkat hep tekerrür etti durdu: sathî çözümler, makyajlar hiçbir zamân sadra şifâ olamadı, hep satıhta kaldı..

Cumhûriyyet, "redd-i mîrâs" üzerine kuruldu: yeni bir sathî çözüm denemesi. Ama daha cesur, daha radikal bir deneme! Târih ile olan bağlantıların hepsi kesilmeye çalışıldı. Yeni bir "ulus-devlet" inşâ edilirken bütün bir mîras reddedildi. Lâkin kurucu kadronun unuttuğu bir şey vardı: kökü kesik bir ağaç düşünülemez ki! Öyle de oldu. Sonuç yine hüsrân idi. Çözümünü gerçekleştiremediğimiz buhrânlarımızın üzerine bir demet daha ekleyerek geçirdik seksen küsûr yılı..

 Sâhi, buhrânlarımızı neden çözemiyoruz?!

"Batı'da" diyor İsmet Özel,"Üç Mes'ele" adlı kitâbında, "..ortaya çıkan sorunların kaynağı ile onu çözen kafa aynıdır"..

Gâliba bizim, "buhrânlarımız"ı asırlardır çözemeyişimizin esâs sebebi bu hakîkatte mündemiç. Bu derîn hakîkati idrâk temennîsiyle..

 

Âdem İNCE

MA Education (International)

The University of Manchester

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile