Felsefe Ne İşe Yarar?

Esintiler - Telâmiz

konu_konu_konuHerkesin hep bir şeylere göre hareket ettiği bir dünyadayız. Hayırlı olsun. Artık kaynak göstermeden düşünemezsiniz. Şimdi buraya nereden geldik demeniz gerekiyor. Hâlbuki daha yazının başındayız.

İşte tam anlatmak istediğim de bu. Kimse kimseyi dinlemiyor. Biri konuşmaya başladığında karşısındakiler de onu yargılamaya, tartmaya başlıyor. Yahu bu adam ne demek istiyor, ne kastediyor, derdi nedir kimsenin umurunda değil. Sözde dinleyicilere biraz entelektüellik bulaştıysa notunu veriyorlar hemen. Her zaman yerin dibine sokuyorlar demiyorum. Veya karşılarındakini ezmek için bahane arıyorlar da demiyorum. Sadece dinlemiyorlar diyorum. Yoksa övdükleri de olur, yerdikleri de olur. Mesele başka. Mesele bir süre sonra kendimizi bile dinleyemez hale gelmemiz. Mesele zavallı yargıç sürülerine dönüşmemiz.

Daha baştan modernizm karşıtlarını bu yazıyı daha dikkatli okumaları konusunda uyarırım. Çünkü yazının yazarına göre modernizmin karşıtları modernistlerden daha kötü bir durumdalar. Modernistler en azından ne yaptığını biliyor ve kabul ediyor. Post modernist geçinenlerse kendileriyle yüzleşmekten kaçıyor ve her şeyi basite indirgiyorlar. Şimdi, sen de yargılamaya başladın diyeceksiniz. Ben de diyeceğim ki benim yargılamakla bir sorunum yok. Benim sorunum özgür olmamakla ilgili. Ben kendi adıma yargılıyorum. Kaynak olarak da kendimi gösteriyorum. Tabi ki okuduklarımın ve gördüklerimin kararlarımda etkisi var. Ama sonuçta son kararı verirken kimsenin onayına başvurmuyorum. Ama siz beni okurken büyük ihtimalle bu söylediklerimin dayanağı nedir diye soruyor olacaksınız. Buradan devam edelim.

Neden dayanak arıyorsunuz? Çünkü kanıt istiyorsunuz. Pekala insanoğulları olarak ulaştığımız son noktada elimizde kalan neydi? Kanıt manıt yoktur. Bunu ne zaman kanıtladık. Ezelden beri, biz var olduğumuzdan beri bunu biliyoruz. Bunu post modernistlerden veya sofistlerden öğrenmedik. Sadece bazı zamanlarda kendimize itiraf etmedik. Gerçekten Descartes’in gece yatağa başını koyduğunda her şeyi kesin bir sonuca bağlamanın rahatlığıyla uyuduğunu mu düşünüyorsunuzyargla_sor_sorun? Buna inanmak komiktir. Bu yazıyı örnek alalım. Az önce ben post modernizmin de bir tür modernizme dönüştürüldüğünü iddia ettim. Siz de benim dayanaklarımı merak ettiniz diyelim. Ne yapacaksınız dayanaklarımı. Yani size bu iddiayı kanıtlamamı mı bekleyeceksiniz. Mükerrem, madem böyle bir şey söylüyor o zaman bizi ikna etsin, bize kanıtlasın. Bir kere kanıt yoktur. Yani tarihte hiç kimsenin tek bir şeyi bile kanıtladığına rastlanmamıştır. İkincisi sizin kanıtlama dediğiniz şey bir tür kontrol mekanizması olarak insan hayatını kolaylaştırmak için üretilmiş bir şeydir. Yani aslında kanıt veya dayanak isterken, biz daha kolay birbirimize caka satalım, ad koyalım ve böylece rahatlayalım diye yapılmış ve bize yutturulmuş bir sistemi öne sürersiniz. Hepsi yalandır. Yargıçlarımızın kendilerini yargılayacak mecalleri yoktur. Fatura kesip dururuz.

Ben sizi başka bir şeye davet edeyim. Aciz varlıklar olduğumuzu kabul etmekle işe başlayalım. Kesin sonuçlara değil hiçbir sonuca ulaşamayacağımızı baştan teslim edelim. Ama yine acziyetimizden dolayı düşünmek, karar vermek, yapmak gibi şeylere mahkûm olduğumuzu da göz önünde bulunduralım. Yani emin olamıyoruz diye ölecek değiliz. İhtimaller var. Sonra o ihtimallerin kuvvetini ölçen başka ihtimaller var. Böyle bir sarmal içindeyiz. Yine de sevecek, üzülecek, kızacak ve her şeyden önemlisi inanacağız. Kimseye kanıtlama derdinde olmadan inadına bir şeylere tutunacağız. Yobazca, bağnazca, tüm varlığımızla ve her şeye gözlerimizi kapatarak bu böyledir diyeceğiz. Ya da demeyeceğiz. Ne önemi var. Kanıt yok, her şey serbest. Ya da değil. Ya da kanıt yok ama yine de kurallar var ve belki de bu kurallara uymayanlar cezalandırılacak. Öydelille ya da böyle. Böyle ortalıktayken bize ne yapmak yakışır. Sakin olmak, alttan almak ve anlayışı olmak yakışır. Âleme not verme küstahlığına kalkışmamak yakışır. Biri bir şey söylüyorsa dinlemek yakışır. Konuşanın durumuyla kendi durumunun aynı ulu ortalık hali içinde olduğunu unutmamak yakışır.

Sizinle beni tasdik edin diye mi konuşuyorum sanıyorsunuz. Şu bir türlü ulaşmadığımız hakikatin demokrat olduğunu mu düşünüyorsunuz. Mükerrem, 500 kişiyi ikna edersen senin düşünceni gerçek kılacağım evladım. Aman ne komik. Kaynak benim arkadaşım. Böyle düşündüğüme eminim. Sen ne istiyorsun. Yeterince felsefe tarihi okumadıysam bunları söylemeye hakkım olmadığımı mı düşünüyorsun. İstediğin gibi düşün. Ben ne istiyorum. Zahmet edip beni dinlemeni istiyorum. Çünkü biz insanlar konuşuruz. Bir şey düşündüğümüzde, hissettiğimizde bunu paylaşmak isteriz.

Ne yapın biliyor musunuz? Biri konuşmaya başladığında söylediklerini bir sonuca bağlamaya uğraşmayın. Onu dinleyin. Ne söylediğini, niye böyle söylediğini anlamaya çalışın. Zamanla zıt görüşlerdeki benzerlikleri görürsünüz. Zamanla kargaşa içindeki birliği görürsünüz. Delirir veya mutaassıp bir dindar olursunuz. İşte felsefe bu işe yarar.

Mükerrem Mete

Yorumlar   

0 #1 Guest 07-11-2010 11:25
hocam güzel bir paylaşım. tebrik ederim. anlamak yerine bazıları yargılamakla meşgul. maksat maksûdu fehm değil; oyalanmaca... Allah'a emânet olunuz
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile