17 Ağustos Depremini Yaşadım

Esintiler - Esâtiz
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times
Image17 Ağustos 1999,Ankara Altındağ İlçesi Karakum Mahallesi, Saat 02.59 Bilgisayarımın başında, yazı yazıyor ve televizyonda ATV'de Tayfun TALİPOĞLU'nun hazırladığı Bamteli programını izliyordum. Bir anda elektrikler kesildi. Televizyon ve bilgisayar kapandı. Oturduğumuz bina bir beşik gibi sallanmaya başladı.

Hiç yerimden kıpırdamadan oturup, Ayetü'l-Kürsî'yi okumaya başladım. Ayete'l-Kürsî'yi nasıl okuduğumu anlatamam. Ardından dua etmeye başladım."Allah'ım affet, Allah'ım kurtar! " Diye dua etmeye başladım. Sarsıntının kesildiğini hissettiğimde:"Eşim Ümmü Gülsüm hanıma: " Deprem oldu, Deprem oldu." Kalk dedim. İnanamadı. Yemin ediyor: " Sabah duyarsın."diyordum. Çakmakla saate baktık Saat,03.00’ü gösteriyordu. Balkona çıktık. Gözümüzün görebildiği bütün semtlerin elektriklerinin kesilmiş olduğunu müşahede ettik. Huzursuz bir şekilde istirâhata çekildik.

 

Saat 04.50 civârında, eşim beni uyandırdı. Herkes evlerinden dışarı çıkıyor, silâh atıp, korna çalıyorlar."dedi. Kızlarımız Nûr Betûl ve Rumeysâ Nûr'u alelacele giydirdi. Minder, paspas alarak, binamızın kuzeyinde yer alan  Doğu Caddesi'nin kaldırımına inerek 40-45 dakika oturduk. Sabah ezanı okunduktan sonra:" Allah'ın dediği olur." Diyerek eve girdik. Sabah namazımızı edâ ettik. elektrikler kesik olduğu için depremle ilgili yeterli bilgi alamamıştık.

 

Deprem sabahı, elektrikler olmadığı için küçük radyoma pil takarak dinlemeğe başladık.22.20'de canlı bağlantıdan 6.7 şiddetinde bir deprem meydana geldiğini, depremin merkez üssünün İzmit olduğunu ölenlerin sayısının 1174, yaralıların ise 6000'a yakın olduğunu öğrendik.

 

Depremin zuhûr ettiği geceden sonraki gece bir iki titreme daha  hissettik. Geceyi, eşimin babasının evinde geçirdik.

 

18 Ağustos 1999  Çarşamba Günü, TGRT Gölcük ilçesini gösteriyor, binalar, yıkılmış, yan yatmış, birbirine yaslanmış haldeydi ve hâlâ çoğu binanın altında insanlar vardı. Kanal 6 Haberine göre, 4000 ölen olduğu haber veriliyordu.

 

Depremden en çok etkilenen İzmit İli Gölcük ilçesi idi. Haber merkezlerinin helikopterden çektiği görüntüler korkunç bir manzara sergiliyordu. Sadece büyük bir otelde binanın altında kalanların sayısı 300 ile ifade ediliyordu. Aynı ilçede, Deniz kuvvetlerine bağlı tesisler çökmüş, 250-300'e yakın asker de yıkılan tesislerin altında kalmıştı.

 

19 Ağustos 1999  saat 01.00'de Deprem'de Ölenlerin sayısı,4400'e ulaştı. Tüpraş'ın (Türkiye Petrolleri Anonim Şirketi ) üç deposu 3 gündür yaklaşık 45 saattır cayır cayır yanmaya devam ediyordu.

 

Fransa'dan Almanya'dan ekipler gelerek enkaz altındakileri kurtarma çalışmalarına devam ediyorlardı. Çeşitli devletler maddî yardım kararı aldıklarını açıkladılar.

 

 Image


20 Ağustos 1999, Kanal 7'nin 15.00 haberlerinde, İHA görüntülediği manzaralar,  insanın kanını donduracak bir hadîseyi ortaya koyuyordu. Tırlarla getirdikleri cenâzeleri kepçelerle çukurlara atıp, dozerlerle üzerlerini kapatıyorlardı. Haber spikeri, Zahit AKMAN:"Müslüman bir memlekette,83.000 görevlisi olan Diyanet Teşkilatı, bu işleri organize etmekten âciz mi ?"diye soruyor, Din Görevlileri Kültür Vakfı Başkanı ve Ankara Merkez Vâizi İsmâil KARAKAYA zaruretlerin bazı şeyleri mübâh kıldığını izâh etti. Ayrıca depremin Allah'ın kudret ve kuvvetini ortaya koyduğundan ve Allah'ın mülkünde mutlâk mutasarrıf olduğunu ifade etti."Yaratıcısının Allah olduğunu kabul ederse "Tabiat Kanunu" demesinde, bir sakınca yoktur, diye ifade etti. Efendim o bölgenin insanları azmıştır, Allah bunun için o bölgeyi cezalandırmıştır." Demek doğru olmaz. Zira o bölgenin insanlarından daha azgın bölgeler olabilir. Allah, bunlara mühlet veriyor demektir.


20 Ağustos 1999 Kanal 7, İskele Sancak Programı'nda açıklandığına göre, Devletin saat 20.00 itibariyle ölenlerin sayısı 10.009,Yaralıların sayısı 34.300

 

Ankara Altındağ İlçesi Karakum Mahallesi'nde, depremzedeler için açılan yardım kampanyasında,325.000.000 Lira  para yardımı yapıldı. Eşim Ümmü Gülsüm hanım, kızlarımız Nûr, Betûl ve Rumeysâ Nûr'a,hiç giydirmediği elbiselerini hazırlarken :     " Acaba bu elbiseleri hangi çocuk giyecek ?" diye düşündüm ve hüzünlendim. Mahallemizden ayrıca kuru gıda ve giyecek yardımı Zaman Gazetesi aracılığıyla Deprem Bölgesine gönderildi.

 

21 Ağustos 1999 Kanal 7 haberlerinin Başbakanlık Kriz masasından aldığı bilgiye göre ölenlerin sayısı 12.018,yaralıların sayısı,33.300,Prof. Dr. Beşir ATALAY'a göre, organizasyon eksikliğinden, depremzedelerde sessizlik, umutsuzluk hâkim. Kurtarabildikleri eşyalarını alıp oradan ayrılanları müşahede ettik. Show Haber'in Saat 11.00'de bildirdiğine göre 85 saat sonra Özge adlı küçük bir kız hiç bir yerinde bir çizik dahi olmadan kurtuldu. Emin İlhan Adlı bir genç tam 96 saat sonra Canlı kurtuldu." Dışarıdaki sesleri, kamyon seslerini, her şeyi duyuyordum. Sanki yanımda birileri vardı, onlarla konuşuyordum. Allah'a şükür kurtuldum." diyordu.

 

Show Haber'in bildirdiğine göre cenazelerin üzerindeki altın, bilezik ve yüzükleri  çalan 41 kişi yakalandı.Bu tip alçak adamlar,ölülerin üzerinden geçinmek istemektedirler.

 

Ece adlı 4 aylık bir bebeğin deprem altından kurtulmasından sonra, torunlarının İstanbul'da hastanede olduğunu öğrenen dedesi ve ninesinin torunlarına kavuşması "Baban, annen yok kanadımız kırık kızım." demesi karşısında eşimle gözyaşlarımızı tutamadık. Rumeysâ Nûr'a ne kadar da benziyordu.

 

Yüksel Er, 97 saat sonra sağ olarak kurtuldu.

Gölcük'te iki kız kardeş 110 saat sonra sağ olarak kurtuldu.

STV Şimdi Yardım Zamanı programında, saat 11.50" Keşke Kâinatın sahibini hatırlayabilsek." Diyorlar.

 

Bu arada STV Barınma, Misafir Etme vb. yardımları organize etmeye çalışıyor depremzedelerle, yardımseverleri telefonla konuşturmak istiyor. Yardımseverlerin barınma konusunda depremzedelere tahsis ettiği evleri ve yerlerini kaç kişilik olduklarını ekrana getiriyor. Bunlardan en yüksek rakam ise Şefkat Derneğinin 5500 kişiyi istedikleri yerde barındırmak istemeleriydi. Çocuk bakmak isteyenler ve burs vermek isteyenlerin adları ekrana geliyordu. Gölcük'te, Semâ hemşire 85 saat sonra eşiyle beraber kurtuldu.

 

22 Ağustos 1999 Kanal 7 18.30 haberlerinin  Başbakanlık Kriz Masası'ndan aldığı bilgiye göre,12.040 ölü, 33.495 yaralı olduğu açıklandı.

 

Bugün Elazığ Karakoçan'da bu depremlerden bağımsız 4.3 şiddetinde bir deprem yaşandı. Adapazarı ve Sakarya civarında artçı deprem denen 5 sarsılma tespit edildiği bildirildi.

 

Gölcük'te,57 yaşında Felçli kadın Adalet ÇETİNÖZ 131 saat sonra enkaz altından çıkarıldı.

Damla ÖZKAN adlı bir kız çocuğu 6 gün sonra sağ olarak çıkarılmış, anne babası aranıyor.7-8 yaşlarında enkaz altında kalan  bir kız, durumunu:" Susamış ve acıkmıştım sürünerek gezerken Kur'ân-ı Kerîm'i yanımda buldum. Boynuma astım, artık açlık ve susuzluk hissetmedim." diyerek anlattı.

 

Gölcük Derince'de Deniz 200-300 metre içeri girerek otel ve kahvehaneleri yutmuştur. Dalgıçların haber verdiğine göre Dipte cesetler mevcût.5 katlı bir otel'i yutmuş. Denizcilerin haberlerine göre:" Ağlarına, taşlar takılmış ve balıklar kavrulmuş."


ATV Haber  22.00 Canlı yayında, Denizaltı görüntüleri ekrana geldi. İzmit, Kavaklı'daki Fay Hattını gösterdi.( Derince açılmış bir arabanın içine sığabileceği geniş çukur, uzun bir şekilde uzayıp gidiyor. Metresi belli değil.)Mehmet Akif KALABALIKOĞLU ve Ziya KALABALIKOĞLU'nun evleri deniz altında kalmış, ev sâhiblerini zillerinde yazan isimlerinden anlayabiliyoruz.

 

Image17 Ağustos 1999,Ankara Altındağ İlçesi Karakum Mahallesi, Saat 02.59 Bilgisayarımın başında, yazı yazıyor ve televizyonda ATV'de Tayfun TALİPOĞLU'nun hazırladığı Bamteli programını izliyordum. Bir anda elektrikler kesildi. Televizyon ve bilgisayar kapandı. Oturduğumuz bina bir beşik gibi sallanmaya başladı.

Hiç yerimden kıpırdamadan oturup, Ayetü'l-Kürsî'yi okumaya başladım. Ayete'l-Kürsî'yi nasıl okuduğumu anlatamam. Ardından dua etmeye başladım."Allah'ım affet, Allah'ım kurtar! " Diye dua etmeye başladım. Sarsıntının kesildiğini hissettiğimde:"Eşim Ümmü Gülsüm hanıma: " Deprem oldu, Deprem oldu." Kalk dedim. İnanamadı. Yemin ediyor: " Sabah duyarsın."diyordum. Çakmakla saate baktık Saat,03.00’ü gösteriyordu. Balkona çıktık. Gözümüzün görebildiği bütün semtlerin elektriklerinin kesilmiş olduğunu müşahede ettik. Huzursuz bir şekilde istirâhata çekildik.

 

Saat 04.50 civârında, eşim beni uyandırdı. Herkes evlerinden dışarı çıkıyor, silâh atıp, korna çalıyorlar."dedi. Kızlarımız Nûr Betûl ve Rumeysâ Nûr'u alelacele giydirdi. Minder, paspas alarak, binamızın kuzeyinde yer alan  Doğu Caddesi'nin kaldırımına inerek 40-45 dakika oturduk. Sabah ezanı okunduktan sonra:" Allah'ın dediği olur." Diyerek eve girdik. Sabah namazımızı edâ ettik. elektrikler kesik olduğu için depremle ilgili yeterli bilgi alamamıştık.

 

Deprem sabahı, elektrikler olmadığı için küçük radyoma pil takarak dinlemeğe başladık.22.20'de canlı bağlantıdan 6.7 şiddetinde bir deprem meydana geldiğini, depremin merkez üssünün İzmit olduğunu ölenlerin sayısının 1174, yaralıların ise 6000'a yakın olduğunu öğrendik.

 

Depremin zuhûr ettiği geceden sonraki gece bir iki titreme daha  hissettik. Geceyi, eşimin babasının evinde geçirdik.

 

18 Ağustos 1999  Çarşamba Günü, TGRT Gölcük ilçesini gösteriyor, binalar, yıkılmış, yan yatmış, birbirine yaslanmış haldeydi ve hâlâ çoğu binanın altında insanlar vardı. Kanal 6 Haberine göre, 4000 ölen olduğu haber veriliyordu.

 

Depremden en çok etkilenen İzmit İli Gölcük ilçesi idi. Haber merkezlerinin helikopterden çektiği görüntüler korkunç bir manzara sergiliyordu. Sadece büyük bir otelde binanın altında kalanların sayısı 300 ile ifade ediliyordu. Aynı ilçede, Deniz kuvvetlerine bağlı tesisler çökmüş, 250-300'e yakın asker de yıkılan tesislerin altında kalmıştı.

 

19 Ağustos 1999  saat 01.00'de Deprem'de Ölenlerin sayısı,4400'e ulaştı. Tüpraş'ın (Türkiye Petrolleri Anonim Şirketi ) üç deposu 3 gündür yaklaşık 45 saattır cayır cayır yanmaya devam ediyordu.

 

Fransa'dan Almanya'dan ekipler gelerek enkaz altındakileri kurtarma çalışmalarına devam ediyorlardı. Çeşitli devletler maddî yardım kararı aldıklarını açıkladılar.

 

 Image


20 Ağustos 1999, Kanal 7'nin 15.00 haberlerinde, İHA görüntülediği manzaralar,  insanın kanını donduracak bir hadîseyi ortaya koyuyordu. Tırlarla getirdikleri cenâzeleri kepçelerle çukurlara atıp, dozerlerle üzerlerini kapatıyorlardı. Haber spikeri, Zahit AKMAN:"Müslüman bir memlekette,83.000 görevlisi olan Diyanet Teşkilatı, bu işleri organize etmekten âciz mi ?"diye soruyor, Din Görevlileri Kültür Vakfı Başkanı ve Ankara Merkez Vâizi İsmâil KARAKAYA zaruretlerin bazı şeyleri mübâh kıldığını izâh etti. Ayrıca depremin Allah'ın kudret ve kuvvetini ortaya koyduğundan ve Allah'ın mülkünde mutlâk mutasarrıf olduğunu ifade etti."Yaratıcısının Allah olduğunu kabul ederse "Tabiat Kanunu" demesinde, bir sakınca yoktur, diye ifade etti. Efendim o bölgenin insanları azmıştır, Allah bunun için o bölgeyi cezalandırmıştır." Demek doğru olmaz. Zira o bölgenin insanlarından daha azgın bölgeler olabilir. Allah, bunlara mühlet veriyor demektir.


20 Ağustos 1999 Kanal 7, İskele Sancak Programı'nda açıklandığına göre, Devletin saat 20.00 itibariyle ölenlerin sayısı 10.009,Yaralıların sayısı 34.300

 

Ankara Altındağ İlçesi Karakum Mahallesi'nde, depremzedeler için açılan yardım kampanyasında,325.000.000 Lira  para yardımı yapıldı. Eşim Ümmü Gülsüm hanım, kızlarımız Nûr, Betûl ve Rumeysâ Nûr'a,hiç giydirmediği elbiselerini hazırlarken :     " Acaba bu elbiseleri hangi çocuk giyecek ?" diye düşündüm ve hüzünlendim. Mahallemizden ayrıca kuru gıda ve giyecek yardımı Zaman Gazetesi aracılığıyla Deprem Bölgesine gönderildi.

 

21 Ağustos 1999 Kanal 7 haberlerinin Başbakanlık Kriz masasından aldığı bilgiye göre ölenlerin sayısı 12.018,yaralıların sayısı,33.300,Prof. Dr. Beşir ATALAY'a göre, organizasyon eksikliğinden, depremzedelerde sessizlik, umutsuzluk hâkim. Kurtarabildikleri eşyalarını alıp oradan ayrılanları müşahede ettik. Show Haber'in Saat 11.00'de bildirdiğine göre 85 saat sonra Özge adlı küçük bir kız hiç bir yerinde bir çizik dahi olmadan kurtuldu. Emin İlhan Adlı bir genç tam 96 saat sonra Canlı kurtuldu." Dışarıdaki sesleri, kamyon seslerini, her şeyi duyuyordum. Sanki yanımda birileri vardı, onlarla konuşuyordum. Allah'a şükür kurtuldum." diyordu.

 

Show Haber'in bildirdiğine göre cenazelerin üzerindeki altın, bilezik ve yüzükleri  çalan 41 kişi yakalandı.Bu tip alçak adamlar,ölülerin üzerinden geçinmek istemektedirler.

 

Ece adlı 4 aylık bir bebeğin deprem altından kurtulmasından sonra, torunlarının İstanbul'da hastanede olduğunu öğrenen dedesi ve ninesinin torunlarına kavuşması "Baban, annen yok kanadımız kırık kızım." demesi karşısında eşimle gözyaşlarımızı tutamadık. Rumeysâ Nûr'a ne kadar da benziyordu.

 

Yüksel Er, 97 saat sonra sağ olarak kurtuldu.

Gölcük'te iki kız kardeş 110 saat sonra sağ olarak kurtuldu.

STV Şimdi Yardım Zamanı programında, saat 11.50" Keşke Kâinatın sahibini hatırlayabilsek." Diyorlar.

 

Bu arada STV Barınma, Misafir Etme vb. yardımları organize etmeye çalışıyor depremzedelerle, yardımseverleri telefonla konuşturmak istiyor. Yardımseverlerin barınma konusunda depremzedelere tahsis ettiği evleri ve yerlerini kaç kişilik olduklarını ekrana getiriyor. Bunlardan en yüksek rakam ise Şefkat Derneğinin 5500 kişiyi istedikleri yerde barındırmak istemeleriydi. Çocuk bakmak isteyenler ve burs vermek isteyenlerin adları ekrana geliyordu. Gölcük'te, Semâ hemşire 85 saat sonra eşiyle beraber kurtuldu.

 

22 Ağustos 1999 Kanal 7 18.30 haberlerinin  Başbakanlık Kriz Masası'ndan aldığı bilgiye göre,12.040 ölü, 33.495 yaralı olduğu açıklandı.

 

Bugün Elazığ Karakoçan'da bu depremlerden bağımsız 4.3 şiddetinde bir deprem yaşandı. Adapazarı ve Sakarya civarında artçı deprem denen 5 sarsılma tespit edildiği bildirildi.

 

Gölcük'te,57 yaşında Felçli kadın Adalet ÇETİNÖZ 131 saat sonra enkaz altından çıkarıldı.

Damla ÖZKAN adlı bir kız çocuğu 6 gün sonra sağ olarak çıkarılmış, anne babası aranıyor.7-8 yaşlarında enkaz altında kalan  bir kız, durumunu:" Susamış ve acıkmıştım sürünerek gezerken Kur'ân-ı Kerîm'i yanımda buldum. Boynuma astım, artık açlık ve susuzluk hissetmedim." diyerek anlattı.

 

Gölcük Derince'de Deniz 200-300 metre içeri girerek otel ve kahvehaneleri yutmuştur. Dalgıçların haber verdiğine göre Dipte cesetler mevcût.5 katlı bir otel'i yutmuş. Denizcilerin haberlerine göre:" Ağlarına, taşlar takılmış ve balıklar kavrulmuş."


ATV Haber  22.00 Canlı yayında, Denizaltı görüntüleri ekrana geldi. İzmit, Kavaklı'daki Fay Hattını gösterdi.( Derince açılmış bir arabanın içine sığabileceği geniş çukur, uzun bir şekilde uzayıp gidiyor. Metresi belli değil.)Mehmet Akif KALABALIKOĞLU ve Ziya KALABALIKOĞLU'nun evleri deniz altında kalmış, ev sâhiblerini zillerinde yazan isimlerinden anlayabiliyoruz.

 

Sayfa 2

Yer üstündeki fay hattını da yine ATV haber görüntülüyor. Adapazarı Arifiye ilçesinde başlıyor. Üst geçit,1-2 km.kadar gidiyor. Fay hattı evlerin içinden geçmiş, evi tam ortadan yarmış geçmiş.

 

Depremin merkezi açıklandı. İzmit, Gölcük Orduevi'nin tam altı.

 

23 Ağustos 1999 Saat 10.00 Kanal 7 Haberleri Canlı Yayında Deprem Bölgesi Adapazarı’nı görüntülüyor. Sağınak sağınak yağmur yağıyor. Kendi imkânlarıyla çadır kuran kurmuş, kuramayanlar devlete isyân ediyor. Vatandaşın birisi" Yalova'nın çadırları,dün kuruldu.Buranın milletvekilleri nerede? Koltukta otursunlar bakalım. Bu Allah'ın yağmuru ıslanır ıslanır kururum." diyordu.

 

24 Ağustos 1999 Salı 7 gün sonra enkaz altından 2 canlı çıkarıldı. Bunlardan birisi,155 saat sonra, Yalova Çınarcık'ta, kurtarılan erkek  çocuğu İsmâil ÇİMEN'di. Dili kurumuş, 5 kilo kaybetmişti. Altı katlı bir binanın giriş katında oturuyorlardı. Babası ve 3 ablasını depremde kaybetmişti. Ablası Ayşe kardeşinin başında ona refakat ediyor, Annesi Şerîfe hanım ise, hastanede, tedavî görüyordu. Aynı gün, Meliha SARAN adlı bir kadında kurtarıldı. İzmit'te ise, Ayşegül ve Gözde isimli iki kız kardeş ele ele sağ olarak çıkarıldılar. Annesinin vucûdunu siper ederek kurtardığı küçük Ege ise: " Yıkılan evlerini özlemediğini” ifâde ediyordu.

 

Hükümet, Birleşmiş Milletlerden 45.000 ceset torbası istedi. Bu da yeni cenazelerin çıkacağı beklentisi idi.

 

24 Ağustos 1999 saat 8.30 civârında Evimizde misâfirler Eşimin Ağabeyi Hamît Bey,eşi Zübeyde Hanım ve kızı Şeymâ, oğulları Fatih hep  beraber oturuyor ve televizyon seyrediyorduk,bir anda bina sallandı."Hepimiz bina sallandı." Dedik.10 dakîka sonra STV haber Ankara'da Merkez üssü Haymana olan 4.3 şiddetinde bir deprem olduğunu ve halkın sokaklara döküldüğünü haber verdi. Ayrıca Ankara'da iki deprem daha kaydedildiği, TRT ekibinin Haymana'dan bildirdiğine göre can ve mâl kaybı olmadığı ancak bir evin çatısının yıkıldığı bildirildi.

 

ATV'de Ali KIRCA Gölcük'ten canlı yayın yapıyordu.7.4 şiddetinde meydana gelen ve merkez üssü Gölcük Deniz üssü, orduevi olan yeri gösterdi. Ali Kırca'nın boyunu aşan bir fay hattı vardı.300'ün üzerinde rütbeli ve rütbesiz asker vardı. Bunlardan bir kısmı sağ olarak kurtarıldı. Donanma Komutanı, depremin nasıl vukû bulduğunu anlattı. Birinci sallantıdan 25 saniye sonra ikinci bir sarsıntı meydana geldiğini ifade etti.Birinci sarsıntı da kendisinin dışarı çıktığını oğlu ve eşinin  içerde kaldığını annelerini oğullarıma emânet ettim." Diyerek ifâde etti.

 

Kanal 7 11.00 haber programında Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Bayraktar BAYRAKLI konuşuyordu.  Depremin sebebleriyle ilgili Çok güzel misâller veriyordu. Onlardan bir tanesi şu idi. Allah'ın insânlara muâmelesi Kur'ân-ı Kerîm'de şu misâlle açıklanabilir. Nasıl buharlaşan su soğuk bir tabakaya dönüp tekrâr yağmur olarak bize geri dönüyorsa, bizim işlediğimiz hatâ ve günahlar da belirli bir merhaleden sonra da bize dönmektedir. "Bu günah ve hatanın müteahhitin malzemeleri noksan kullanmasından veya şehrin planlanmasının yanlış yapılması ve yanlış yere kurulmasıdır. Bunun  yanında  Depremzedelere sabırlı olmalarını, tahammül göstermelerini tavsiye ediyordu. Bu husûsta: "And olsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele! Bakara Sûresi, 155. Âyetini okuyup açıkladı.

 

STV'de ise, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Hasan Kâmil YILMAZ ise, Deprem Felâketini:  "Cenâb-ı Allah'ın Cemâl ve Celâl sıfatı olduğunu, insân, Cemâl sıfatıyla kendisine tecelli etmesini ister." Dedi.

 

Kızımız Rumeysâ Nûr 1 yaşında, yaşına girişini buruk yaşadık. Zira deprem âfetinde onun yaşında yüzlerce çocuk enkaz altında kalmıştı. Allah'ın takdirine de boyun eğmek gerekiyor.

25 Ağustos 1999 saat 10.00 STAR haber'in bildirdiğine göre, Resmî rakamlara göre ölenlerin sayısı, 18.000 idi.

 

Ancak Kanal 7'nin  17.00 haberine göre ölenlerin sayısının Başbakanlık Kriz Masasından alınan bilgiye göre 12.000 küsur yaralıların sayısı ise, 27.000 küsur idi.

 

Star Haber'in 19.30 haberine göre, Yalova Çınarcık Sitesinde, Deprem'in üzerinden 9 gün geçmesine rağmen 5  çocuktan 4 tanesinin seslerinin geldiği sevindirici bir haberdi.

Kanal6 "Derinlikler Özel "programında İstanbul'dan Semâ ANIL adlı bir bayan: "Kıyâmet anı zannettik.  Artık buradan kurtulmamız mümkün değildir." Diyordum. Şu anda metanetli olmak zorundayım. araba kullanıyorum. Akrabalarımı arıyorum." Şimdi ağlama krizleri başladı. Yalnız kalamıyorum, korkuyorum. Eşim yanımdan ayrılmıyor."

 

İzmit Devlet Hastanesinden Dr. Mustafa GÖZ, Prof. Dr. Mehmet Zeki DUMAN'a depremin dinî boyutunu dinleyenlere açıklamasını ricâ etti. Deprem Allah'ın ayetlerinden biridir. Allah, bizi günahlarımızdan dolayı cezâlandırdı yanlıştır. Böyle bir şey olsaydı." Sabredenlere müjdele "der miydi? Deprem, yer altında paslanmaya yüz tutmuş iksirleri ortaya çıkarıyordu. Burada bir gerçek var, Cenâb-ı Hakk, insanda bunun ölmediğini görmek istiyordu. Yunanistan bizimle kurtarmaya katılıyor.

 

Kanal 7  saat 23.00 Bu Ülke programında, İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. ALİOĞLU, İnşaat Mühendisliğini bitiren bir öğrenci İnşaat Mühendisliğinden değil, İşletme'den Master yapmak istiyor. Bu da sistemden kaynaklanmaktadır. Ayrıca binalardan, düğün salonu ve mağaza yapmak için kolonları alıyorsunuz. Bu nasıl iştir?

 

26 Ağustos 1999 Perşembe günü, Kanal 7  18.30'da Eski İçişleri Bakanı, Kocaeli Milletvekili Merâl AKŞENER: "Depremden önce, zekât veren insanlar, zekât alabilecek duruma düşmüşlerdir. Çocuğunu özel okulda okutan kimse, acaba inşaatta iş bulabilir miyim? Diye düşünmektedir." dedi.

 

Milli Eğitim Bakanlığının beyânına göre:" Depremde,107 Öğretmen, 10 emekli öğretmen vefat etti. 8 okul tamamen yıkıldı"

 

27 Ağustos 1999 Cuma günü, Cuma namazını kıldığım Karakum Mahallesi Şafak Camiî'nde ve Türkiye'nin bütün camilerinde, er, hâtun, sabî ve şehitler için olmak üzere 4 defa cenaze namazı kılınmış ve duâ edilmiştir.

 

28 Ağustos 1999 Cumartesi, Kanal 7 haberine göre,18.30 Yalova'dan 35 kişi Binâlarını yapan sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu. Japonya'dan bir ekip, Japon Mahallesi kurmak Adapazarı'na geldi. Yunanistan Kocaeli'de bir Yunan Mahallesi kurmak istiyor. Kocaeli'de 100 okuldan 26 tanesi hasar görmüştür. Valilik, barınacak yeri olmayanlara kapalı yerler gösterdi. Ancak kimse, kapısının önünden ayrılmamıştı.

 

Franfurk'ta bir şarkı programında 13.milyon Mark ( yaklaşık 3 trilyon 185 milyar ) toplandı. Amerika Yahudi Cemaatleri ve Hıristiyan Cemaatleri 5 milyon Dolar ( yaklaşık 2 Trilyon 250 milyar ) yardım  topladılar.

 

1 Eylül 1999,TGRT Avcılar'daki binaları gösterdi. Binadan hurda toplayan şahısları gösterdi. Binadan çıkardıkları eşyaları satarak geçindiklerini söylüyorlar. "Çocukların sıcak yemek özlemi kayda değer bir durumdu. Ayrıca 16. günde Gölcük'te enkaz altından gelen ses 15 gündür yemeği özledikleri sesleriydi"

 

2 Eylül Kanal 7 18.30 haberlerinde Başbakanlık Kriz Masası'ndan alınan habere göre, ölenlerin sayısı 14.540,yaralıların sayısı 24.090 kişi. Adapazarı'nda 28.160 kişi evsiz olduğu açıklandı.

 

9 Eylül 1999 tarihinde ölenlerin sayısı 15.000'i aştı.

10 Eylül 1999 tarihinde, TGRT’de yayınlanan A Takımı, Deprem ve Çocuk programında: Gökhan adlı  Orta 2'ye giden bir çocuk: "Bizim müteahhitlerimiz, ev yerine mezar satmışlar. "Dedi. Bulgaristân ve Yunanistan'ın enkaz altında kalanlara yardımcı olduğunu, müteahhitlerin insâfa gelmelerini istiyorum." Dedi.

 

Melis adlı bir kız ise, üzüntülerini unutmak için günlük yazdığından bahsetti.
Küçük bir kız ise, deprem olduğunda, aklına küçük kardeşinin geldiğinden bahsediyordu.

 

19 Eylül 1999 TGRT 19.00 haberlerinde, bir bayan, Deprem anında, anneme sarılmak istedim. Bir araya düşelim, diye değil, korkudan bir kucak aradığımdan, panik olduğum için annem beni teselli ediyordu. Binanın dışındaki sesler, umut olurken, ayrılan sesler, hüzün oluyordu. Mahşer anı zannettik. Enkaz altında geçen zamanımızın % 90'ını duâ ile geçirdik. Nefes almam zorlaşınca: "Allah'ım canımı, ızdırab çekmeden al."diye duâ ettim."enkâz altından kurtulduğumda, etrafa baktım ki, gökyüzü kıpkızıldı. Kurtulduğuma sevinememiştim. Çünkü bütün hatıralarımız yerle bir olmuştu. Gökyüzünde bir kızıllık gördüğümde korkuyorum."

Allah, bütün İslâm âlemine bir daha böyle acılar tattırmasın.

 

                                       Dr. Erdoğan KÖYCÜ

 

Yorumlar   

0 #2 Guest 17-08-2008 12:06
depremi bizzat Gölcükte yaşamış biri olarak daha önce bu kadar detaylı bir şekilde bilgi edinememiştim,malum haberleşme şartlarına sahip değildik.yazılan ve çizilenlerden ibaret değildi tabiki deprem,yaşanılanlar daha trajikti.Gölcüğün i çinden uzun süre gitmeyen o ceset kokusu tarif edilemez asla.uzun bir ürpertiden sonra Rabbim bir daha yaşatmasın demekten başka bişey gelmiyor deprem geldiğinde aklıma.yazıyı okuduğunuzda bir fatihayı göndermeyi unutmayalım arkadaşlar...
Alıntı
0 #1 Guest 17-08-2008 07:43
Tebrik ederim dayicim gercekten cok guzel parca yazmisin. Okuyunca tuglerim diken diken oldu. Yine bana, birgun bu dunyadan gocup gidecegimizi hatirlattin. Insanlarin boyle durumlarda ellerini uzatmalari gerektigini, bir kez daha bilinclerdin. Seninle gurur duyuyorum canim dayicim. Yigenin Zumran
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile