Gençlik Gençlere Bırakılmalı mı?

Esintiler - Esâtiz
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

    İnsanoğlu, doğumu ile ölümü arasındaki ömür serüveninde farklı dönemlerden/çağlardan geçmekte;  biyolojik,  psikolojik  ve  sosyal  durumuna  göre  bu  dönemlerde  farklı  özellikler göstermektedir.

Gelişim  psikologları  insan  hayatını  genel  olarak; Çocukluk  (0-11  yaş), Ergenlik/Gençlik (12-21 yaş), Yetişkinlik (22-45 yaş), Orta yaşlılık (46-65 yaş), Yaşlılık (66-75 yaş), İhtiyarlık (+75 yaş) olmak üzere altı döneme ayırmaktadır. Bir dönemden diğerine geçişte kesin yaş sınırı yoktur. Bununla beraber, gelişimde belirli ve ardışık bir seyir izlenir. Bu gelişme seyri bütün insanlar için aynıdır. Gelişme sırasında geçilmesi gereken basamaklar atlanamaz. Bir önceki  gelişme,  bir  sonrakine  basamak  teşkil  eder.  Biz  bu  yazımızda  gençlik dönemini/çağını ele alacağız.


Gençliği tanımlayabilmek

     Ergenlik  ile  gençlik  kavramları  bazen  karıştırılır.  Ergenlik,  gençlik  çağı  içerisinde, biyolojik,  fizyolojik  ve  psikolojik  değişimlerin  yaşandığı  özel  bir  dönemdir.  Gençlik  ise, ergenlik dönemini kapsayan, toplumsal olgunluğu da  içeren ve üst yaş sınırının daha geniş olduğu  bir  çağdır.  Dolayısıyla  gençlik  kavramı,  ergenlik  kavramı  yerine  de kullanılabilmektedir. 

     Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) 10-19 yaşları arasını ergenlik yılları, 15-24 yaşları arasını  gençlik  yılları,  10-24  yaşları  arasındaki  kişileri  “genç  insan”  olarak  kabul etmektedir.

     UNESCO’nun  tanımına  göre,  “Genç,  öğrenim  yapan  ve  hayatını  kazanmak  için çalışmayan,  kendine  ait  konutu  bulunmayan  kişidir. Genç,  büyük  bir  hayal  gücüne  sahip, cesaretin çekingenliğe, macera  isteğinin  rahata üstün geldiği  insandır. Gençlik, 15-25 yaş arasındakilerden meydana gelen bir yaş grubudur.” 

     Milli  Eğitim  Bakanlığı’na  göre  gençlik,  “Buluğ  çağına  erme  sebebi  ile  biyolojik  ve psikolojik bakımdan çocukluğun  sonu  ile  toplum hayatında  sorumluluk alma dönemi olan, çocukluk ve genç yetişkinlik arasında kalan 12-24 yaşları arasındaki gruptur.”                                 

     Gençlikten  yetişkinliğe  geçmek  farklı  toplumlarda  birbirinden  farklı  kriterlere  bağlı olduğundan, gençlik çağının bitiş yaşı değişebilmektedir. Örneğin bizim toplumumuzda; evli olmak,  askerliğini  yapmış  olmak,  ekonomik  bağımsızlığını  kazanmış  olmak,  bir    veya meslek  sahibi  olmak,  ana-babasından  ayrı  yaşamak,  üniversiteden  mezun  olmak  veya seçimde  oy  kullanmak  başkaları  tarafından  “yetişkin  bir  kişi”  gibi  algılanmaya  yol açan değişikliklerdir.

     Gençler, yaptıkları  işe göre  sınıflandırılacak olursa; 1- Öğrenci gençlik, 2- Çalışan veya İşsiz  gençlik,  3-  Asker  gençlik,  4-  Engelli/özürlü  gençlik,  5-  Hükümlü  ve  Tutuklu gençlik şeklinde  tasnif  etmek  mümkündür.  Bu  gençler  ruhsal,  sosyal  ve  ekonomik  hayatları açısından birbirlerinden oldukça farklıdır.

 

Türkiye öğrenci-genç bir nüfusa sahip

     Birleşmiş  Milletler  Nüfus  Fonu’nun  (UNFPA)  verilerine  göre,  6.6  milyar  olan  dünya nüfusunun yarısını 25 yaşın altındaki gençler oluşturuyor. Bu sayının yaklaşık 1.2 milyarı ise 10-19 yaş grubundaki ergenler.

     Türkiye nüfusu yaklaşık 73 milyon. Dünyanın en kalabalık 17. ülkesiyiz. Ayrıca dünyada genç  nüfus  oranı  en  yüksek  ülkelerden  biriyiz.  Nüfus  projeksiyonuna  göre  2025  yılında Türkiye, genç nüfus oranı en yüksek ülke olacak.

     Nüfusumuzun % 47’si, 24 yaşın altında. 0-14 yaş arası 20.5 milyon çocuk, 15-24 yaş arası 12.8 milyon genç nüfusumuz var. Yani 24 yaşın altında 33.3 milyon insanımız var. Ülke yaş ortalaması ise yaklaşık 25. Türkiye nüfusu içinde en geniş yaş grubu 15-19 yaş grubu.  MEB  ve  ÖSYM  verilerine  göre;  10.8  milyon  ilköğretim;  3.4  milyon  lise;  2.4  milyon  üniversite öğrencimiz var. Dolayısıyla Türkiye, öğrenci-genç bir nüfusa sahip.

 

Gençlik kimler için ve niçin değerli?

     1- Siyasi  rejimler açısından değerlidir. Her  siyasi  rejim, kendi neslini, kendi gençliğini yaratmak  ister.  Çünkü  ancak  o  takdirde  yerini  sağlamlaştırabildiği  ve  kendi  geleceği hususunda umutlu olabilir; kendini zinde ve güvende hissedebilir. Romalı devlet adamı ve felsefeci Cicero (M.Ö. 106-46) ve  İngiliz devlet adamı Churchill’in (ö.1965), “Cumhuriyete verebileceğimiz  en  büyük  armağan,  gençliğin  eğitilmesi  olacaktır”  sözleri;  10.  Yıl Marşı’ndaki “On yılda on beş milyon genç yarattık her yaşta!” övünmesi; İran İslam Devrimi lideri  Humeyni’nin  (ö.1989)  devrimin  meyvelerini  ancak  yirmi  yıl  sonra  vereceğini belirtmesi  hep  bu  bakış  açısını,  siyasal  rejimler  için  kendi  gençliği  yaratmanın  önemini vurgulamıştır. Atatürk’ün (ö.1938) öğretmenlere hitaben, “Bayanlar, Baylar! Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız ortam hazırladı. Gerçek zaferi siz  kazanacaksınız,  yaşatacaksınız  ve  kesinlikle  başarıya  ulaşacaksınız.”  “Öğretmenler! Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri! Yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil  sizin  eseriniz  olacaktır!”  sözleri  ise,  siyasi  rejimler  için  eğitimin  misyonuna  ve öğretmenin rolüne dikkat çekmektedir.

     2- Devlet ve toplum açısından değerlidir. Çünkü gençlik, ekonomik  işgücü, beyin gücü, askeri  güç,  toplumsal  değişim  aktörü  ve  ulusal  her  tür  mirası  geleceğe  taşıyabilmek demektir. Toplumların  geleceği  açısından,  gelişme  potansiyelinin  en  önemli  unsurunu oluşturan genç nüfusun sağlıklı, üretken ve nitelikli olması hayati öneme sahiptir. Tarih, zinde ve iyi yetiştirilmiş  genç  nesillerin,  toplum  ve  devletlerin  kaderinde  büyük  değişmelere yol açtıklarına şahittir. Çünkü onlar, toplumun bütününü etki altına alacak bir konuma sahiptir. Bundan dolayıdır ki “Bana gençlerinizi gösterin, size geleceğinizi söyleyeyim” denilmiştir.

     3- Aileler açısından değerlidir. Gençlik, ana-babalar için işgücü ve aile bütçesine katkı, toplumda itibar ve güç, yaşlılık dönemi sigortası demektir.

     4-  Eğitim  açısından  değerlidir.  Düşünme  ve  öğrenme  yetisi  bu  çağda  iyice  gelişir ve olgunlaşır.  Eğitim  ve  ahlakın  etki  bakımından  en  verimli  çağı  gençlik  çağıdır.  İradenin gelişimi  için  en  müsait  yaşlar  da  13-19  yaşlar  arasını  kapsayan  gençlik  çağında  yer almaktadır.

     5-  Dini  açıdan  değerlidir.  Buluğa  erme,  yani  ergenlik  döneminin  başlangıcıyla birlikte çocuk  artık  gerek  iman  esasları,  ibadetler,  haramlar,  zekat,  cihad,  cezai  ve  hukuki sorumluluklar  ve  gerekse  dinî,  içtimaî  ve  hukukî  düzenin  sağladığı  haklardan faydalanma yönünden ehliyet  sâhibidir. Gençlik çağı ayrıca,  inanç-düşünce ve aksiyonun buluştuğu bir çağdır.  Bir  dini  öğrenip  bağlanmanın  ve  gerektiğinde  din  uğruna  her  tür  fedakârlığın yapılabildiği bir çağdır gençlik.

     6-  Gencin  kendisi  açısından  değerlidir.  Çünkü  insan  gençlik  çağında  iken  ailesinden bağımsızlaşıp  özgürleşir,  toplumda  adam  yerine  konulur,  güzeldir,  sağlıklıdır,  güçlüdür, dinamiktir, aşkı  tadar, eğlenir,  samimi arkadaşlıklar kurar, hayatın  tadını çıkarır. Hayatın ağır sorumluluk ve yükleri henüz tam olarak omuzlarına binmemiş, beklemektedir. Gençlik insan ömrü içerisinde son derece değerlidir. “Gençlik yaşamda insanın başına bir kez gelir.” demiş Amerikalı şair Longfellow (ö.1882). Fransız yazar Andre Gide (ö.1951) de, “Ah gençlik! İnsan onu bir defa bulur ve sonra hep hatırlar!” demiştir. En samimi ve köklü arkadaşlıklar,  ilk  aşk,  evlilik,  askerlik,  eğitimi  tamamlama,  bir  işe  girme,  para kazanma, aile  içinde  ve  toplumda  adam  yerine  konma  bu  çağda  gerçekleşir.  İnsan,  gelecekteki yaşantısını  önemli  ölçüde  etkileyecek  ve  biçimlendirecek  olan  değerlerini,  ideallerini, amaçlarını, (cinsel, milli ve dini) kimliklerini, ilişkilerini ve tercihlerini bu çağda belirler vebenimser. “Gençlikteki hataların cezası  ihtiyarlıkta ödenir”  şeklinde Latin atasözü  işte bu hususa dikkat çekmektedir. Gençlik bir yatırım çağıdır ve “Gençliğin değeri ancak yaşlılıkta bilinir.”

     Fransız şair ve yazar Victor Hugo’nun (ö.1885) deyişiyle, “Gençlere, yaşlılardan daha çok saygı  göstermeliyiz.”  Fakat  bu,  onların  her  alanda  tamamen  kendi  başlarına  bırakılacağı manasına  gelmez.  “Gençlik  çağı,  gençlere  bırakılamayacak  kadar  değerlidir.” Gençlik  bu kadar değerli iken, gençlere rahat yok.

 

İstifade Edilen Kaynaklar

Adnan Kulaksızoğlu (2002). Ergenlik Psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitabevi, ss. 32-36

İstanbul Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi. Đstatistiklerle Türkiye’de Gençlik.

MEB. Milli Eğitim İstatistikleri. Örgün Eğitim 2006-2007

ÖSYM. 2006-2007 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri Kitabı

Selahattin Özyurt-M. Sait Doğan (2002). Üniversite Gençliği. Sakarya: Değişim Yayınları, ss. 6-23

United Nations Population Fund (UNFPA). http://www.unfpa.org/adolescents/index.htm

United Nations Population Fund-Turkey. http://www.unfpa.org.tr/

 

(*)Bu makale, aylık siyaset, strateji ve toplum dergisi olan Haber Ajanda’da yayımlanmıştır. (Yıl: 2,

Sayı: 18 (Ekim 2007), s. 96-97)

 

Şaban Karaköse/Eğitimci-Yazar

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile