Ramazan'a Girerken..

Esintiler - Esâtiz
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

                                 

    Ramazan, şiddetli sıcak demektir. Oruç tutan kişinin susuzluktan dolayı içinin yanmasından hareketle bu isim verilmiştir. Ramazan, yaz aylarının sonunda yağan ve yerdeki tozları temizleyen yağmur anlamına da gelmektedir. Ramazan ayı da müminleri günahlardan öylece temizlemektedir. Ramazanın diğer bir anlamı da yanmaktır. Ramazan ayı, oruçlunun günahlarının yanıp yok olduğu bir zamandır.

Ramazan orucu, Hicretin ikinci yılı Şa’bân ayının onunda farz kılınmıştır. Bu oruç farz kılınmadan önce, âşûrâ günü (bir gün öncesi veya bir gün sonrasıyla birlikte) oruç tutuluyordu.

Ramazanda büyük küçük her müslüman oruç iklimine girmelidir. Küçük çocuklar da oruca alıştırılmalıdır. Küçük olmaları bahane edilmemelidir. Dayanabiliyorlarsa onlara da oruç tutturulmalıdır. Ashâb-ı Kirâm öyle yapıyordu.

Ramazanın Fazileti

1. Selman (r.a.) anlatıyor: Bir Şa’bân ayının son gününde Rasûlullâh (s.a.v.) bize şöyle hitap etmişti: “Ey insanlar! Büyük ve mübarek bir ay sizi gölgesi altına aldı. Bu ay içerisinde öyle bir gece vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. Bu öyle bir aydır ki, Allâh gündüz orucunu farz, gece ibadetini nafile kılmıştır. Bu ay içerisinde bir nafile hayır işleyen, diğer aylarda bir farz işlemiş gibi sevap kazanır. Bu ayda bir farz işleyen ise, diğer aylarda yetmiş farz işlemiş gibi sevap alır. Bu ay sabır ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ayda müminin rızkı bereketlendirilir. Bu ayda kim bir oruçluyu iftar ettirirse, bu onun günahlarının bağışlanmasına, cehennemden azad olmasına ve oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin onun aldığı kadar sevap almasına vesile olur.” Ashab: “Ey Allâh’ın elçisi! Her birimiz oruçluya iftar yemeği verecek güçte değil!” dediler. Bunun üzerine Rasûlullâh (s.a.v.): “Allâh bu sevabı bir hurma, bir yudum su veya bir yudum “suyla karışık süt” ile iftar ettirene de verir!” buyurdu ve sözlerine şöyle devam etti: “Ramazan ayı öyle bir aydır ki, evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Bu ayda hizmetçisinin yükünü hafifleteni Allâh bağışlar ve cehennemden kurtarır. Ramazan ayında şu dört şeyi çok yapınız. Bunlardan ikisini yapmakla Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisini yapmaya da ihtiyacınız vardır. Rabbinizi razı edeceğiniz iki şey şunlardır: 1. Allâh’tan başka hiçbir ilah olmadığına şehadet etmek, 2. Allâh’tan bağışlanma dilemek. İhtiyacınız olan iki şey de şunlardır: 1. Allâh’tan cenneti istemek, 2. Cehennemden Allâh’a sığınmak. Kim bir oruçluya su verirse, Allâh da ona havzımdan su içirir, artık o cennete girene dek susamaz.” (İbn Huzeyme)

2. Ebû Hüreyre (r.a.)’dan nakledildiğine göre Rasûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayı gelince cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Müslim)

Bu hadîsi, hakîkî anlamında değerlendirmek mümkündür. Buna göre; cennet kapılarının açılması, cehennem kapılarının kapanması ve şeytanların zincire vurulması Ramazan ayının girdiğine bir alâmet ve Ramazan ayının değerini yüceltme anlamı taşır. Şeytanların zincire vurulması, mü’minlere sıkıntı vermelerini önlemek içindir.

Ancak bu hadisteki anlatımın mecâzî olması da muhtemeldir. Bu takdirde hadîsimiz, Ramazan’da sevap ve bağışlamanın çokluğuna, şeytanların eziyet ve saptırmalarının azaldığına işaret olur. Yani şeytanlar bağlanmış gibi olurlar da, kimi insanlara musallat olamazlar, bazı konularda kimi insanları saptıramazlar. Hadîsin bir rivayetinde geçen “rahmet kapıları açılır” ve başka bir hadiste geçen “şeytanların azgınları zincire vurulur” ifadeleri de bu ihtimâli pekiştirmektedir.

Ayrıca bu ifadelerle; Ramazan ayında yoğun olarak yapılan hayırlı ameller sayesinde cennet yolunun açıldığı ve haramlardan sakınılarak cehennemden uzaklaşıldığı da kastediliyor olabilir.

Kanaatimizce, hadisteki anlatımı mecâz olarak değerlendirmek daha yerindedir. Çünkü gerek bazı müslümanlar, gerekse müslüman olmayanlar Ramazan ayında da çeşitli haramlar işlemektedirler. Böylece kendileri için cennet kapılarını kapatıp cehennem kapılarını açmaktadırlar. Şu halde şeytanların bağlanması, göreceli bir olgudur. Oruç iklimine girenleri kapsar, girmeyenleri kapsamaz. Ayrıca kapsamasının boyutu da kişiden kişiye değişir.

En doğrusunu Allâh bilir!

3. Yine Ebû Hüreyre (r.a.)’dan nakledildiğine göre Rasûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim inanarak ve karşılığını sadece Allâh’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile