Kerbelalar neden bitmez?

Esintiler - Esâtiz

kerbela3Kerbela konusunda çok şey söylenebilir…

Ağıtlar yakılır…

Mersiyeler söylenir..

Aşureler dağıtılır..

Törenler düzenlenir…

İnsanlar, yüzyıllarca kendilerini zincirlerle döverek ÖFKE tazelemesi yapabilirler…

 

Ama yine de KERBELALAR bitmez….

Demek ki, KERBELALARIN bitmesi için sadece yukarıda sayılanların yapılması yetmiyor…

Bunun için tarihi olayları iyi ve doğru okumak, ibret almak …

Günümüzde yaşanan olayları iyice analiz etmek …

Geleceği BASİRET ile görebilmek ve şeytanların tuzağını bozabilmek gerekiyor…

Gerçi zaman durdukça, tarih devam ettikçe Hak ve Batıl devam edecek… iman küfür mücadelesi sürecek ve herkes tabiatının gereğini yapacaktır…

Ancak bu durumu bir KADER kabul edip yeni KERBELALARI beklemek, akıl karı değildir…

Güçlü milletler, hem tarih yazarlar, hem de tarih yaparlar…

Güçsüz ve zayıf milletler ise, sadece tarihin konusu ve oyuncağı olurlar…

İslâm tarihinin ilk döneminde Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali'nin şehadeti ile başlayan bu KERBELALARIN devam edeceğini görmek, bilmek, öngörmek ve tedbirini almak akıllı, samimi ve muktedir olanların görevi olsa gerek…

Hz. Ömer, şehit edildiğinde suçlu sadece katil İran’lı Ebu Lü’lü el-Mecûsî (Firuz) olarak görüldü ve cezalandırıldı… Oysa onun arkasında büyük bir Emevi güç ve Hz. Ömer’e müthiş derecede kin ve öfke duyan İran Sasanî Kisraları vardı…

Hz. Osman şehit edildiğinde ise tamamen münafıklar devrede idi ve cahil halk, Osman’ı biz öldürdük diye sokaklarda miting yapıyorlardı… Münafıklar ise onların arkasına gizlenmiş ve bu seremoniyi zevkle seyrediyorlardı.

Muaviye ise, katillerin bulunması için Hz. Ali’ye yardımcı olmak yerine bu cinayeti kendi saltanatı için nasıl kullanacağının hesaplarını yapıyordu…

Hz. Ali şehit edildiğinde ise, laf anlamaz Hariciler, Hz. Ali’yi tekfir ederek onun katlini gerçekleştirdiler, böylece zalimlerin ekmeğine yağ sürdüler…

Bütün bu felaketler, aslında bir KERBELA idi…

Ama insan, her zaman insandır ve o günde insanlar, bu felaketi , öngöremediler, önleyemediler ve Hz. Hüseyin ve 72 masum insan KERBELA’da aç ve susuz bir şekilde katledildi ve o günün zalimleri KABİL gibi tarihi kanla yazdılar….

Kur’ân-ı Kerim’in tarihi olaylara yer vermesinin ve sıklıkla vurgu yapmasının nedeni, ders ve ibret almak, aynı hataları tekrar etmemek… olabilecek muhtemel felaketlere karşı önceden maddi ve manevi tedbir almak…

Yani Bedr’in zaferini yaşarken, Uhud’un yenilgisini görebilmek…

Hz. Musa’nın hicreti anlatılırken Yahudilerin azgınlığını anlayabilmek..

Yoksa Cenab-ı Hak, Peygamber kıssalarına Kur’an-ı Kerim’de bu kadar yer vermezdi….

*****

İslâm tarihinde yaşanan felaketlere göz attığımızda genelde şu hastalıkların öne çıktığını görüyoruz:

1. Cahillerin çok olması,

2. Münafıkların iş başında olması,

3. Ahmakların çokbilmiş gibi davranması,

4. Duygusal ve öfkeli kalabalıkların söz dinlememesi,

5. İktidarların ve egemen güçlerin gizli ve açık çıkarları,

6. Bazı âlimlerin

   a. içtihat hatası,

   b. makam korkusu,

   c. zaafları,

7. Dış ve yabancı güçlerin içerdeki münafık, zayıf kişilikli ve psikopat insanlardan önemli ölçüde yararlanması…

****

Büyük tarihi felaketler yaşandığı zaman insanlarda genelde panik başlar ve kalabalıkların nutku ve basireti tutulur...... Adeta herkes başının çaresine bakar…

Büyük insanlar da bu durumlarda genelde seslerini ve mesajlarını bu kitlelere doğru bir şekilde duyuramazlar..

Bunun nedeni de, münafıkların gürültü çıkarması, bilgi kirliliği yapması, sapla samanı karıştırmaları ve güvenilir insanların itibarlarını sarsıcı şeyler yapması…

Bu Muharrem ayında tarihte ve günümüzde yaşanan KERBELALARA bir de bu açıdan bakmakta yarar var sınırım…

Yrd. Doç. Dr. Mustafa GÜVEN - Adıyaman İslami İlimler Fakültesi

*eilahiyat.com

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile