Prof. Erkal: "İşte İsrail Vahşeti"

Esintiler - Esâtiz

Prof. Dr. Mehmet Erkal, İsrail vahşeti ve Mazlum Filistin Direnişi üzerine belki de en çok yazı kaleme almış ilahiyatçı hocamız. Kendisinin bir önceki gazze katliamı ile ilgili yazmış olduğu İşte İsrail Vahşeti başlıklı yazısını görülen lüzum üzere yayınlıyoruz.

 

Bundan önce 22 gün süre Gazze katliamında – üçte biri çocuk olmak üzere 1369 – Filistinli kardeşimiz şehit olmuş, beş bin kişi de yaralanmıştı. Bunun üzerine yazdığım yazılardan birinde sadece İsrail bombaları ile cennet kuşu haline gelen ölümünde de gülümseyen bir yavrumuzun resmini de neşrettim. .... yavrum sana nasıl kıydılar.... şeklinde çok duygu yüklü yorumlar aldım. Yazının başlığı da “Sözün Bittiği Yer”di. Yanılmışım, söz bitmemiş, bitmiyor.

Filistin’de Birleşmiş Milletler kararlarının hiçbirinin uygulanmadığı çok açık görülüyor.

İsrail pervasız şımarıklığı ile insanlık suçlarını vahşice işlemeye devam ediyor. Zorbaların zavallılığını sergiliyor. Insanlık değerlerini kendisine tehdit gören kibir hastası. Gazze’yi havadan, karadan, denizden kuşatıp kadın, çoluk çocuk demeden vuruyor, öldürüyor, taş taş üzerinde bırakmıyor. Amerika ve Avrupa İsrail’siz bir ortadoğu istemediklerini pervasızca ortaya koyuyorlar. Bunun yanında, korkunç denecek öldürücü güce gelen savaş araçları ve bunun ticareti alabildiğine yaygınlaşıyor.

Modernite, yüce yaratıcının yerine insanı koydu. Tek hakikati, tek doğruyu (vahiy) inkar etti. Bundan sonra dünya modernitenin tezgahından geçenler ve geçmeyenler olarak ikiye ayrıldı. Bu tezgahtan geçenlere iyi adam, geçmeyenlere kötü adam lakabını uygun gördü. Taşlaşmış bir gezegen, betonlaşmış şehirler yanında delinmiş ozonu da miras bıraktı.

20. yüzyıl Avrupa modernitesi pozitivist, maddeci bir dünya görüşü üzerine bina edilmiştir. Emperyalist batının yeryüzünde hakimiyet sağladığı derin bir buhranlar asrını yaşıyoruz.

Kilisenin teslisi yerine kapital, cinsellik, bireyselcilik teslisinden oluşan meteryalist bir hayat anlayışını insanlığa “insanlığın dini” olarak sunan batı, kim haklı kim haksız ayrımı yapmadan ilahi olan ne varsa düşmanlık esasını hayat felsefesi olarak sunmaktadır. Insanlık tarihinin merkezine batılı toplumların gelişimini ve değişimini koyan batı, bütün medeniyet ve kültürleri sanki yeryüzünden silmeye çalışmaktadır. Tarihin sonu (the end of the history) gibi tezlerle asla ulaşamayacağı büyüklük vehmini devam ettirmek istemektedir. Ancak adalet yılanlar gibi çıplak ayakları sokmakta, varlıklılar duvarların arkasında sokağın sesini duymamak için kulaklarını tıkamaktadırlar.

Doğru olan duvara bir daire çizip, ortasına on iki yazılıp onun iyi atıcı olduğuna inanılırken bugün ok atılıyor nereye düşerse düşsün onun etrafına daire çizilip okun bulunduğu yere oniki yazılıyor. “Işte oniki bu, vurdu!” deniliyor.

Bosna Hersek yakılıp yıkıldı, batı nutku tutulmuş gibi sustu. Suriye yanıyor, yine dünya çizgi filmi seyreden çocuklar gibi televizyonlarda seyrediyor. Filistin yıllardır yok edilmeye, kendi topraklarından sürülmeye çalışılıyor. Yine durum aynı.

Kendi öz değerlerimize dayanarak özgün yapımızı inşa etmekten başka çaremiz yok.

Prof. Dr. Mehmet ERKAL

Çocuklar hangi suçtan dolayı öldürüldü?

Diğer yazıları için tıklayınız.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile