Son Demlerimizde Bir Gezi: Bolu- Abant- Gölcük

GEZİyorum
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times
18 Mayıs Cuma günü, fakültemiz son sınıf öğrencilerine özel bir gezi düzenlendi. “Düzenlendi” demesi dile kolay. Düzenleme aşamasının stresini ilgili hocalarımıza ve arkadaşlarımıza sormak gerek bir de Göz kırpan

Sabah 6’da fakülte önünde buluşmamızla başladı program. Vahika hocamızın belirlenen saatte okulda olunması yönündeki mesajlarının etkisi büyük olmalı ki biz, 06:05’te okula vardığımızda erkek arkadaşların çoğunluğu bahçedeki hilallerde toplanmışlardı.
Yağmurlu hava sebebiyle yaşanan “Bolu mu? Bursa mı?” tereddütü atlatıldıktan, herkes otobüsteki yerini alıp, nüfus sayımı da yapıldıktan sonra 06:30’u dakikalar geçer iken
Bismillah deyip çıktık yola. İlk durağımız, sıcak poğaçalarımızı tedarik ettiğimiz bir simitçi oldu. Mustafa Usta Hocamızı elinde poğaça poşetleriyle otobüse binerken gördüğümüzde yüzümüz güldü Kahkaha

Yıllık komisyonu başkanımız Nurullah hocamız çay servisimizi yaptı. Kazım ve Erkan Hocalarımız poğaçaları ve arkadaşların hazırladıkları börekleri servis ettiler, sağolsunlar. 



Gezimize Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlamış olalım deyu Bahadır Hocamıza verdik mikrofonu. Sonrasında Mustafa Usta Hoca’nın mikrofonu ele almasıyla “teşekkür konuşmaları”na geçildi. Mustafa Hoca evvelen hem geziye bizzat katılan hem de hazırlık aşamasında maddi- manevi desteklerini esirgemeyen Faruk Bayraktar ve Mahmut Çamdibi Hocalarımıza şükranlarımızı sundu. Faruk Hoca ve Mahmut Hoca’dan sonra mikrofon, gezinin düzenlenmesinde emekleri olan arkadaşlarımız Ayşe, Vahika, Nurullah ve Kazım hocalarımıza geçti.
Hepsi sırayla teşekkür ettiler. Nurullah hocamız “ben bugün başkan değilim, muavinim” dedi. Lakin sonrasında yıllık ve mezuniyet gecesine dair taleplerde ve bilgilendirmede bulunmaktan geri kalmadı. Gülümseme

Bir  ara mikrofonu sitemizin sayın admininde gördük. Mustafa Hoca, “Muhammed, siteyi kurarkenki amacın neydi? Bu amacına ulaşabildin mi?” diye sordu.
Admin Bey, “Siteyi kurarken amacım meşhur olmaktı. Hamdolsun o da oldu” dedi Kahkaha
Konuşması sonrası, sayın adminin otobüsün arkasında Faruk Hoca’yla kulis faaliyeti yaptığı gözlerden kaçmadı.

Yoğun tezahüratlar sonrasında Ahmet ve Osman Hocalarımızdan türkü dinledik ara ara.
Otobüs içi hareketliliğin devamı adına mikrofonun boş kalmaması talep edildi. Lakin “17 Numara” boş olunca, vazgeçildi Kahkaha

Bolu’ya yaklaşmak üzereyken Faruk Bayraktar Hocamız Bolu hakkında bilgi verdi biraz bize. Her ilçesinin gelişim seviyesinin aynı olmadığını, bazı ilçelerinin yokluk açısından güneydoğudaki bir ilçeden farksız olmadığını söyledi. Kıbrıscık örneğini verdi.
Bolu yolu üzerindeki “İsmail’in Yeri” ve benzeri işletmelerin beş bin kişi için gelir kaynağı olduğunu belirtti. Yine bir Bolu’lu olan Sema arkadaşımız, bir kaç eklemede bulundu Bolu’ya dair. Bolu’nun bir öğrenci şehri olduğunu, kaplıca turizminin son yıllarda şehre hareketlilik verdiğini ifade etti.



Abant’a varmadan yol üzerinde bir yerde ikinci bir kahvaltı yaptık. Domatesler, salatalıklar yıkandı, peynir, zeytin masalara pay edildi. Çaylar söylendi. Afiyetle yenildi.



Erkek arkadaşlar voleybol, futbol karışımı birşeyler oynarken kızlar küçük keşif gezileri yaptılar. Kimisi de salıncak sırasına girdi Göz kırpan

Bolu tüneline doğru yaklaşırken, Mustafa Hoca, beni ön tarafa çağırdı. Tünelin girişini çekeyim diye. Hocamızın “10 dk. sürer” dediği tünel, 3 dk. sürmedi sanırım Gülümseme

Hasılı Abant gölünü teşrif eyledik. Uygun bir yer arayalım deyu otobüsle göl etrafında turluyorduk ki parka girdiğimiz yere geldik. “Göl yuvarlakmış demek” dedi arkadaşlar Kahkaha



Cuma namazı için cami yakınlarında bir yere konaklamamızın daha efdal olacağına kanaat edildi. Namaza henüz bir saatten fazla vardı. Otobüsten inilip çayır çimene koşuldu, dağ bayır tırmanıldı. Kekik rayihaları arasında sarı çiçekler bahçesinde gezildi.



Erkek arkadaşlardan dört nala at koşturanlar oldu. Rivayetler düşenlerin de olduğu yönünde. Mustafa Hoca’nın ata binme teşebbüsünün ise başarılı olduğunu öğrendik. Göz kırpan



Kız arkadaşlarla göl kenarına doğru yürüyelim dedik, lakin göl kıyısı diye bir şey bulamadık sazlıklar sebebiyle. Etrafta kimsecikler olmadığına kani olununca birşeyler mırıldanılmaya başlanılmıştı ki, “Cuma vaktinin hürmetinden istifade edelim” dendi. Her arkadaş içten gelen bir niyazda bulundu Mevla’ya. Amin’ler yükseldi semaya.
Sohbet kıvamını bulmuştu ki, “Faruk Hoca, biz namaza geçiyoruz. Arabanın yanına gelin siz” diye haber edince döndük mevkimize.



Onlar camideyken biz de açık havada eda ettik öğleyi.
Rivayetler camide bir “mukimlik” karmaşası yaşandığı yönünde. Fettah hocamız yapmış imamlığı nihayetinde. Makbul ola.



Kısa bir dinlencenin ardından – hem fiziki hem ruhi dinlence. Bir arkadaşımızın gitarının  nağmelerine kulak verdik şartlar nisbetince- tekrar yola düştük. Mustafa Hoca, istikametimiz hakkında bilgi verdi. “Gölcük’e gidiyoruz” dedi. “Ne var ki Gölcük’te? Niye oraya gidiyoruz?” fısıltılarına Gölcük memnuniyetimiz sonrasında atıf yaptı. “E böyle böyle diyordunuz, ne oldu şimdi?” dedi Göz kırpan Hocam, bileydik, Gölcük’ün çok daha güzel olduğunu çıtımız çıkmazdı emin olun. Kahkaha

Abant’tan tamamen ayrılmadan toplu fotoğraf için indik bu sefer otobüsten. 10’dan fazla makinaya kaydedildi günün görüntülü hatırası.



Bolu Gölcük’ü yanılmıyorsam çoğu arkadaşımız Abant’tan daha çok sevdi. Daha düzenli, daha küçük ama daha işlevsel bir yer. Göl daha berrak daha temiz. Göl kıyısına da ulaşabiliyorsunuz hatta. Ve dahası iskelede oturup balıkların zıplayışlarını seyredebiliyorsunuz Kahkaha Mustafa Hoca ve erkek arkadaşlar da uzun süre iskeleden ayrılmadılar zaten Göz kırpan

 

Öğle yemeğimizi de Faruk Hoca’nın iletişimi sayesinde Gölcük’te afiyet ve şükr ile yedik. Açık havada, göl kıyısında pek tabii Göz kırpan



Yemeğini yiyen göl kıyısında yürüyüşe çıktı. Kah banklarda oturdular, kah gölde taş sektirdiler, kah fotoğraf makinelerini şahit tuttular manzaraya ve birlikteliğimize. Erkek arkadaşların bir kısmı maç falan yaptı galiba yine bu arada. Bizzat görmedim, rivayetler bu yönde. Ben fotoğraf çekiyordum bu arada bol bol Gülümseme



İkindi edasından sonra erikler çıktı ortaya. İki koca poşet. Çatır çutur erikleri de yedik. Göz kırpan
Yavaş yavaş otobüsün yanına doğru yol aldık. “Vay be, hamdolsun güzel bir gündü” düşüncesiyle.



Dönüş yolunda rahmet döktürdü bolca. Gün içinde gezimizin gidişatını değiştirecek bir yağış olmadığı için şükrettik tekrardan. Arka koltukları dönüşte kızlara devredince erkek arkadaşlar, arka tarafta hafif nağmeli kulis faaliyeti başladı Göz kırpan Sonra Ayşe Hocamızın konuşmasına kulak verdik. Gezinin Abant bölümünde kendisini bir ara gözden kaybetmiş idik. Meğer o vakitlerde bir köşeye çekilmiş, defterine “yeşilden ve maviden” notlar düşmüş. Gönlünden defterine düşenleri paylaştı bizimle.

Bir “börek, poğaça, çay” faslı daha yaşandı. Faruk Hoca el emeklerini “first class” olarak niteledi. Mustafa Hoca, börekleri arkadaşların kendilerinin değil de annelerinin yaptığını düşündüğünü söyleyince itirazlar yükseldi. Şahit yazılmak isterim bu hususta, bizzat arkadaşların el emeğidir  Karizmatik

Sonrasında Mustafa Hoca, gezinin değerlendirmesini yaptı. “Güzel geçtiğini umduğunu” söyledi. “Aynen” hocam. Mahmut Hoca, değerlendirmesini daha sonra yapacağını söylerken Faruk Hoca, biraz sitem etti sanki.  Kararsız



Sayın admin de geziye dair düşünceleri için söz aldı. “Gezinin bu kadar öğrenci arkadaşın bir araya gelebildiği nadir anlardan olması” hasebiyle önemli olduğunun altını çizdi.
Şahsen ben de aynı kanaati paylaşmaktayım. Öğretmenlik bölümünden arkadaşlarla bir araya gelebildiğim nadir günlerden biriydi. Son sınıfın son demlerini yaşarken de olsa samimiyeti ilerletebiliyor olmak güzel.

Sabah 06:00’da başlayan Bolu- Abant- Gölcük gezi sürecimiz 20: 45 civarı fakültemize dönüşle nihayet buldu. Zihinlerde yoğun, hareketli, neş’eli bir günden arda kalanlarla. 

Zeynep Rumeysa CORA
Marmara İlahiyat 4. Sınıf
18.05.2007

Yorumlar   

-1 #11 mavi lale 23-05-2007 23:40
Ellerine sağlık zrc! B İr gezi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.. Gitmiş kadar oldum :P
Bir de şu konuya değinmek istiyorum: "Sayın admin de geziye dair düşünceleri i çin söz aldı. 'Gezinin bu kadar öğrenci arkadaşın bir araya gelebildiği nadir anlardan olması' hasebiyle önemli olduğunun altını çizdi." Benim de tam olarak söylemek istediğim şey bu.. 4 sene boyunca belki de bu bir ilk.. Birlik yok derken bunu kastediyorum. Düşüncelerimi a çıklamamda somut bir örnek olduğu kanaatindeyim..
Senin düşüncelerin de benim fikrimi destekler nitelikte..
"şahsen ben de aynı kanaati paylaşmaktayım. Üğretmenlik bölümünden arkadaşlarla bir araya gelebildiğim nadir günlerden biriydi. Son sınıfın son demlerini yaşarken de olsa samimiyeti ilerletebiliyor olmak güzel."
Bu samimiyet daha erken kurulsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Gösterdiğim çabanın tek ve en önemli nedeni bu.. Umarım şimdi daha iyi anlaşılmışımdır :-)
Alıntı
-1 #10 zeyneb 23-05-2007 18:06
Bolu yanıbaşımızda üstad. Oraya gideriz gene evelAllah ;-) Hep sizleri aradı gözümüz ya, kimin nasibi nerdeyse oraya gitti yollar.

Suriye "geziYorum"larını bir an evvel bekliyorum, fotoğraflarla birlikte. Sendeki fotoğraflar az ise Mehmet Erdoğan Hoca'dan isteriz :D

Zrc
Alıntı
-1 #9 esra 23-05-2007 17:16
imrendim ger çekten..orda sizinle olmayı çok isterdim. ama olmayı çok daha fazla istediğim bir beldedeydim aynı tarihte:Suriye! ben de bir an önce şam izlenimlerimi yazmaya başlayayım bari..bakalım siz de benim yaptığım geziye imrenecek misiniz ;-) rumeysacım, emeğine sağlık, ne güzel anlatmışsın bu güzel günü böyle..Mevla en kötü gününüzü böyle eylesin.
Alıntı
-1 #8 zeyneb 22-05-2007 20:20
İ ç ge çirmeyiniz lütfen üstadım, bir gün de sitecek gideriz kısmetimizde varsa ;-)

Allah razı olsun Esra, gönlümü mesrur eyledin. Sen Bolu'ya ge çerken ben de Bursa'ya ge çeyim inşaAllah. ;-)
Alıntı
-1 #7 Esra 21-05-2007 12:39
Zeynep Rumeysa,fotoğraflar harikâ.Meğer Bolu da çok güzelmiş.Bursa'dan sonra Bolu'ya da gitmek vacip oldu artık.

Bu güzel anlatımın i çin de elf mebrûk...
Alıntı
0 #6 EhL`i İrfan 20-05-2007 16:08
Ne Güzel :cry: i ç ge çirdik biz de.. Bizi de götürse birileri ..
Alıntı
-1 #5 zeyneb 20-05-2007 13:01
* Ben de senin yorumunu okuyunca çok mutlu oldum Zehra Betül. Senin taşı-)ığın o garip hüznün bir benzerini de ben taşıyorum sana dair. Bakalım, gelecek, beraberinde neler ile gelecek? Ya Nasip Ya Kısmet! ;-)

Benzer bir duyum aldım ben de. Ama bahsi ge çen kişinin ben olduğumdan emin değilim. Hayırlısı bakalım. Alakan i çin çok teşekkür ederim. Allah razı olsun.

* Mehmet Hocam, size de nasip olur inşaAllah. Sizin de geziyorumlarınızı dinlemek isteriz. Beğeniniz i çin de hassaten teşekkür ederim.

* Teşekkür konuşmaları, gezinin en renkli kısımlarından biriydi bence Zarife :D

* Erkan Hocam, muhterem hocalarımız ve kıymetli arkadaşlarımız yine gezi düzenlesinler, yine gönlümüzün süruruna vesile olsunlar, ben yine seve seve fotoğraf çeker, seve seve geziyorumlarımı paylaşırım Allah'ın izniyle ;-)

Zrc
Alıntı
+1 #4 Erkan Yavuz 20-05-2007 12:09
Gezimiz bizi i çindebulunduğumuz yoğun atmosferimizden çıkardı, bize çok müstesna birgün yaşamamızı sağladı.Zeynep Rumeysa arkadaşımızı gezimizi böylesine güzel tasvir ettiği i çin teşekkür ediyorum.Her okuyuşumda tekraren o geziye dönüyorum...Eline sağlık hocam..
Alıntı
+1 #3 zarife 20-05-2007 10:56
rumeysa arkadaşımız gezimizi çok güzel özetlemiş.ger çekten çok güzel bir geziydi.bu konoda emeği ge çen hocalarımıza ve arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum.gezi sırasında mikrofonu eline alan uzun uzun teşekkür ettiysede :-)
Alıntı
-1 #2 MehmetSevgili 20-05-2007 10:56
Gıpta ettim gezinize... :cry: Resimler ve güzel anlatımınız i çin de tebrik ederim.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile