Yemen Ah Yemen!

GEZİyorum
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

yemenahyemenÇok yorgunum, notları yazayım diyorum ama, galiba olmayacak! En iyisi Mehmet Niyazi’nin “Yemen ah Yemen”  okumak.

 

 

 

İlk baskısı 2004 yapılmış, vah bana niye bu kadar geç kaldım da demeyeceğim, çünkü vardır Büyük Reis’in bir bildiği, demek ki, kitabı yerinde okumayı nasip edecekmiş.

"Gece bir ses geldi derinden derinden-

Beni mi çağırdı Yemen çöllerinden”

diyor ya şair işte öyle bir şey. Aynı güzel duyguları Kırgızistan’da da (2005) yaşamıştım, “Asya’da Beş Türk” adlı kitabı orada mekanında okumuştum, haa bir de “Marmara Kahvesi”sini müdavimlerinden biri olan Özer Revanoğlu amcanın dizinin dibinde okumuştum.

Bu güzellikleri yaşadığım için felsefe serüvenine başladığım yoldaşlarıma roman sıkıcı gelirse hemen bırakmalarını söylerim, her kitabın konuşacağı bir zaman vardır; demek ki zamanı gelmemiş daha derim. Roman yazmak nasip olmayacak anladığım kadarıyla, okumaktan ve onları konuşmaktan yazmaktan deyip mazeret uydurayım en iyisi! ama fazla okuyamadım her yanım dökülüyor desem yeri, ama başladım neticede.

Ah Serhat Ülkesi Yemen;

Yemen’e sabah yerel saat ile 01 de indik, Sana’a ile aynı meridyende Çorum, ama bir saat farkı var. Karlı bir havada çıktım babayurdundan Ankara’ya oradan İstanbul’a. Akşamüzeri serindi hava. Uçak neredeyse boştu, çok tuhafıma gitti, çünkü hep dolu ve boş yer bulunamıyor diyorlardı, sebebini konuştuk yolcularla. Elektrik termik santralı için gelen üç kişilik ekipteki bey, hocam buralar karışık, baksana kimse yok uçakta senin işin ne burada dedi.

Şimdi ne deyim ben ona, geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın ağlatan Yemen türkünün bütün Türkiye’nin vicdanı olduğunu, dinleyip de ağlamayanın olmadığını, söylesem mi? Yok, bu üsluba olmaz, çünkü “Burası Huş’tur, yolu yokuştur” “burası Muş’tur” diyen ne anlar? Türkülerimizden anlamayan bizden bir şey anlamaz nitekim.

Havada bulut yok, bu ne dumandır?
Mahlede ölüm yok, bu ne figandır?yemencephe
Şu Yemen illeri ne de yamandır?
Ah o Yemen'dir, gülü çemendir,
Giden gelmiyor, acep nedendir

“Mızıka çalındı düğün mü sandın
Al yeşil bayrağı gelin mi sandın
Yemen’e gideni gelir mi sandın

Türküyü ve Niye Yemen sorusunun cevabını anlamak için 1517 yılından 1918 kadar bizim yönetimimizde olduğunu, aslında Yemen’in bir serhat ülkesi, yani ‘Haremeyni Şerifeyn’ ve Anadolu’yu savunmak için bir sınır olduğunu bu türkülerin bunun için yakıldığını bilmek gerek. Suveyş kanalının Kızıldeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlamasıyla (1888 İstanbul Anlaşması) stratejik öneminin daha arttığını bu nedenle Anayurtta istiklal mücadelesi verilirken bile buralara asker göndermenin böyle gerekçeleri olduğunu söylememin pek bir anlamı yoktu.

Mondros Ateşkes Antlaşması gereği Yemen’deki Osmanlı kuvvetlerinin en yakın İtilaf devletleri garnizonlarına teslim olmaları gerekirken, valimiz Mahmud Nedim Bey’in bunu reddettiğini, İmam Yahya’nın da aynı görüşte olduğunu söyleyip bunun aslında dostluk ve vefa adına ne kadar önemli olduğunu söylemek de gerekmezdi. 1. Dünya savaşı sırasında yabancıların bütün tekliflerini reddedip Osmanlıya yardım etmesini hatırlatmanın da anlamı yoktu tabiî ki. Bu tavrın Osmanlı-Türkiye cumhuriyeti sürekliliğini göstermesi açısından ne kadar önemli olduğunu kaçımız biliyor ki zaten.

Lütfen hatırlayınız: 18. 4. 1922 tarihinde toplanan Meclis-i Vükela, Hariciye Nezaretinin Yemen’de yaklaşık kırk aydır maaş alamayan görevlilerin durumunu görüştü. Osmanlı Hükümeti ile İtilaf devletleri arasında kesinlik ve geçerlik kazanmış bir antlaşma mevcut olmamasına ve hukuken Osmanlı Devleti'nin hiçbir parçasının terk edilmiş ve ayrılmış sayılamayacağına göre, her türlü maddi ve manevi bağlarını korumakta olan Yemen'in, Osmanlı Devleti'nden ayrılmış sayılmasının caiz olamayacağı, deklere edildi.

Bu nedenle Yemen'de bulunup da, Mondros Mütarekesi'nden sonra üstlerinin izniyle orada kalan komutan ve subaylarla, askeri memurların maaşlarının derhal ödenmesi için Harbiye Nezaretinden gelen yazı üzerine, gerekli işlemin derhal başlatılması konusunda Maliye Nezaretine talimat verilmesini karar altına almıştı. (Metin Ayışığı, Osmanlı’nın Son Vilayeti Yemen: XIII. Uluslar Arası Türk Tarih Kongresine sunulan bildiri (4-8 Ekim 1999, Ankara)

Tarihe dikkat buyurunuz 1922. Tebessüm ettim ben de. Başka ne yapabilirdim ki?. Yemen’in peygamberimiz zamanında Müslüman olduğu, Hz. Ali’nin buralara tebliğ için geldiğini, Anadolu her dervişin Yemen illerinde Veysel Karani diye mırıldandığını söylemenin hiç anlamı yok, çünkü yol boşunca şarap ve buzlu viski içtiler. Bu kadim dost topraklara rahmetli başbakan Özal’ın 1986 yılına kadar ihmal ettiğimizi, ardından gene 2005 yılında Başbakan Erdoğan’a kadar bir kesiklik olduğunu hatırlayınca, tebdili mekanda ferahlık vardır. Ben uzun süre aynı mekanda kalamam, hanım öyle söyler, hadi bir dolaş gel, yok mu başka gideceğin bu sıralar der. Niye diye sormadı, haa aksi bir adamsın başlarından az biraz da olsa uzaklaştırmak istiyorlar demesin mi? Ne deyim, çıkışta serinlik beni kendime getirdi ve sohbeti de bitirdi

Yazının İkinci Bölümü "San'a Sana Geldim İçin" Tıklayınız..

 

Prof. Dr. Mevlüt UYANIK

8 Rebiu’l-evvel 1432

Yemen-Sana’a Üniversitesi Lojmanı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile