Bir Ürdün Seyahatinin İzdüşümleri-I

GEZİyorum
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times
amman1Hayal kurmaktan oldum olası kaçınmışımdır yeni bir şehre, ülkeye giderken. Hayal kırıklığına uğramak değil korkum;
evlerin, sokakların, havanın, suyun, insanların, seslerin, kokuların dayanılmaz, yaşanılmaz olması. Arapça eğitimi almak maksadıyla iki ay süreliğine gideceğim Ürdün için bavulumu hazırlarken hissettiğim duygu kelimenin tam anlamıyla endişeydi.  Kim ne derse desin bu, yerinde bir endişeydi; zira sadece gezmeye, görmeye, bu ülkenin havasından bir tadımlık almaya değil; oranın insanları gibi yemeye, içmeye, onların dillerini, kültürlerini öğrenmeye, kısacası yaşamaya gidiyordum. Nitekim daha havaalanında, iyi ki de fazla hayal kurmamışım, diyecektim.

İstanbul’dan ayrılmak zordur. Onu seven sevmeyen herkes için bu böyledir. Ne hasreti biter ne koşuşturmacası. Biz de apar topar çıkıyoruz bu karmaşanın içinden hasreti de omuzlarımıza yüklenerek. Yazın ortasında yağmurla uğurlanıyoruz İstanbul’dan. Allah’ın sevgili kulları bir şehirden ayrılırken yağmur yağarmış, diyor kalabalıktan bir ses. İç seslerse hayret, korku ve ümitle karışık duygularla fısıldaşıyor: O sevgili kullar biz olamayız herhalde.

***

Kazasız belasız varıyoruz Ürdün’e. Henüz havaalanındayken resmi işlemlerdeki keyfiyete tanık oluyoruz. Yaklaşık yarım saat boyunca görevlilere yeşil pasaportu olan arkadaşların buraya özel bir görev için gelmediklerini, sadece ebeveynlerinin mesleklerinden ötürü “hususi pasaport(special passport) almaya hak kazandıklarını anlatmaya çalışıyoruz. İlginçtir, yeşil pasaportlu arkadaşlarımızdan sadece bir kaçı böyle bir sorunla karşılaşıyor. Muhatap olduğumuz görevlinin azizliğine uğruyoruz yani. Böylelikle ilk olarak aşinalık kazandığımız ve Ürdün’ün şartlarına alışana kadar da sık sık kullanacağımız kelime mescidalabdullah“müşkile” oluyor.

Ürdün hakkında kötü bir imaj çizmek istemem. Zaman zaman anlamsız “müşkile” lerle karşılaşmanız mümkünse de birçok işinizi -Türkiye’ye nispeten- kolaylıkla halledebiliyorsunuz. Örneğin, vizenizi Türkiye’den almadıysanız Ürdün’de, havaalanında on dinar ödeyerek rahatlıkla bir aylık vize alabiliyorsunuz. Eğer uzun bir vize kuyruğuna rast gelmediyseniz vize işlemlerinizi beş dakika içerisinde halledebilirsiniz. Tabii ki ikamet edeceğiniz yerlerin belli olması ve -eğitim için geldiyseniz- eğitim alacağınız okuldan davetiye almış olmanız bu işlemleri daha kolay gerçekleştirmenizi sağlayacaktır. Ürdün’de bir aydan uzun bir süre ikamet edecekseniz vizeniz dolmak üzereyken ikamet ettiğiniz mahalleden sorumlu emniyete giderek vize sürenizi uzatabilirsiniz. Bunun için sizden sağlık raporu isteyeceklerdir ki bu raporu alabilmek içi sizi yönlendirdikleri merkeze gidip kan tahlili yaptırmanız gerekiyor. Sağlık raporu sadece bu kan tahlilinden ibaret. Sonuçlarını ancak üç gün sonra alabiliyorsunuz ve bu rapor için yirmi dinar ödemeniz gerekiyor. Ne yazık ki bu işlem biraz can ve cep yakıcı (Hemen belirtelim Ürdün’deki geçerli para birimi Ürdün Dinarı (JD). Kısaca değerleri şu şekilde: 1 Ürdün Dinarı = 2,099 Türk Lirası, 1 Amerikan Doları = 0,7078 Ürdün Dinarı, 1 Euro = 1,0137 Ürdün Dinarı).

***

İki ay boyunca eğitim alacağımız külliyenin gönderdiği servisin şoförü karşılıyor bizi havaalanında. Tereddüt ediyoruz ilkin, gelir gelmez dolandırılmayalım diyoruz. Birkaç telefon görüşmesinden sonra muhatabımızın beklediğimiz kişi olduğunu öğreniyoruz ve başkent Amman’a doğru yola koyuluyoruz. Yol üzerinde bir camide mola veriyoruz ikindi namazlarımızı kılmak için. Camide bayanlar için abdesthane ve namaz kılma yerinin bulunduğunu öğrenince duyduğumuz sevinç ne yazık ki çok uzun sürmüyor; çünkü biz Türklerin temizlik anlayışına göre mescit namaz kılınamayacak kadar pis. Burada bir parantez açıp Ürdün’deki camiler ve özellikle de bayanlar için ayrılan bölümler hakkında kısaca bilgi verelim:

Ürdün camileri Türkiye’de görmeye alışık olduğumuz camilerden oldukça farklı. Estetikten ziyade fonksiyonellik ön planda tutulmuş. Cami içlerinde veya dışlarında (birkaç büyük cami hariç) abartılı süslemeler görmek pek mümkün değil. Hemen her camide klima veya vantilatör, sebil, kütüphane ve bolca Kur’an-ı Kerim görmeniz mümkün. Birçok caminin bayanlar için ayrılan bölümünde tüm vücudu örten ve genellikle iki parçadan oluşan namaz giysileri bulunuyor. Bunun dışında bayan mescidmelmescitlerinin bir bölümünde rastlayacağınız masa ve sandalyelerden, buralarda eğitim verildiği kanaatine varıyorsunuz; fakat bu, daha ziyade büyük camiler için geçerli. Bayanlar için ayrılan bölümler genellikle caminin dışında ya camiye bitişik ya da avlunun içinde ama camiden bağımsız yapılar oluyor. Nadiren caminin içinde hemen girişe yakın bir yerde ayrılmış bir bölüm de olabiliyor. Bazı camilerde ise bayan namaz kılma yerleri yok ve bununla beraber içeri girip en arkada bir köşede namaz kılmak istediğinizde de “la yecuz” ya da “memnu‘” nidalarıyla anında püskürtülüyorsunuz. Turist olmanız da bir anlam ifade etmiyor. Namaz vakitlerinin dışında kimselere çaktırmadan cami içine girip gezmeniz ve hatta fotoğraf bile çekmeniz mümkün.

Mescid-i Melik Hüseyin ya da Mescid-i Kral Abdullah gibi büyük camilerde bayan namaz kılma yerleri oldukça bakımlı ve temiz. Hatta Mescid-i Melik Hüseyin’de kıble yönündeki duvara konmuş televizyondan imamı ve cemaati naklen izlemeniz mümkün.

Bu konuda son birkaç not daha düşelim: Her camide bayanlar için mescit olmamakla beraber bayan namaz kılma yeri olan her camide de bayan abdesthanesi bulunmayabiliyor. Bizim bu soruna bulduğumuz çözüm, erkekler namaza başladığında onların abdesthanelerini kullanmak. Tabii ki bu, her zaman ve her yerde mümkün olmuyor. Bunun dışında bazı camilerin bayan mescitlerinde halının üzerini kaplamış toz, toprak ve ufak tefek çöplerden oluşan bir tabakaya rastlamanız mümkün.

***

Namaz molasından sonra yolumuza devam ediyoruz. Amman’a yaklaşırken batmak üzere olan güneş karşılıyor bizi. Bu şehre gün batımı ne de çok yakışıyor! Hemen sonra da akşam serinliği sarıp sarmalıyor bizi. Bu şehirde iki ay yaşanır diyorum.

***

Bir dahaki bölümde Ürdün’de yeme, içme, barınma, eğitim, ulaşım imkânları üzerine gözlemlerimi aktarmaya çalışacağım Allah’ın izniyle. Vesselam…

(Devam Edecek)

Esma Nur SELVİ

Yorumlar   

0 #4 Guest 20-10-2009 15:40
Bu yazıyı ilk kez yaz aylarında Türkiyede okumuştum.Devamını sabırsızlıkla bekledim uzun bir süre. Tüm bunlara rağmen bu maili şu anda Ürdün Üniversitesinin kütüphanesinden yazıyorum.Amman'ın sıcağıyla ve tozuyla selamlar...
Alıntı
0 #3 Guest 11-09-2009 04:09
teşekkürler, istifade ediyoruz, devamını da bizim için önemli olan kısmını da:) bekliyoruz... Hoş geldiniz ülkemize...
Alıntı
0 #2 Guest 02-09-2009 04:03
Gezi izlenimlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Arapça eğitimi için Ürdün e gitmeyi düşünenlere yol gösterecek bir çalışma...
Bir daha ki yazınızda Ürdün\'ün Arapça eğitimi açısından ne derece etkili olduğuna,eğitim gördüğünüz kursa vb değinmenizi istirham ederiz.
Alıntı
+1 #1 Guest 26-08-2009 15:08
Ürdün izlenimlerinizi okurken oralara gitmiş kadar olduk bizler de... Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz:)
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile