Bu haftanın Konferansları

Etkinlik
Yazı Tipi
  • Daha Küçük Küçük Normal Büyük Daha Büyük
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

Eilahiyat olarak, bu hafta itibariyle ilahiyatçı hocalarımızın muhtelif konularda ve yerlerde gerçekleştirmiş olduğu programların özetini sunuyoruz.

 

İnsan Hangi Değerlere ve Yargılara Sahipse Onun Kimliği de Odur"

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Tekin, "İnsan hangi değerlere ve yargılara sahipse onun kimliği de odur. Modern çağın bizleri nasıl kimliksizleştiğini, nesilleri nasıl kimlik savaşı ile yüz yüze getirdiğini iyi kavramalıyız." dedi.

Artvin'in Hopa ilçesinde 'Sahabeden günümüze kimlik inşası' konulu konferans düzenlendi. Memur Sen Hopa Temsilciliği tarafından düzenlenen konferansa Din Sosyolojisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Tekin konuşmacı olarak katıldı. Emre Düğün Salonu'nda düzenlenen program, Hopa Vaizi Ebu Bekir Atalay'ın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Doç. Dr. Mustafa Tekin, "İslami kimliğin inşası aslında Veda Hutbesi'nde kısaca özetlenmiştir. Resullullah'ın Veda Hutbesi'nde söylediği sözler İslami kimliğin inşasının ta kendisidir. İslami kimliğin muhasebesini ve sıkıntıları iyi bilmek gerekiyor. Bu kimliğin bizlere yüklediği misyonun ne kadar ağır olduğunun farkında olmalıyız." dedi.

Kimsin sorusuna insanın verdiği cevabın kimliği tanımladığını belirten Doç. Dr. Tekin, Yarın ahiret gününde Allah'ın huzuruna nasıl bir kimlikle çıkacağımızı bilmeliyiz. Allah'ın razı olduğu bir kimlik taşımalı ve ona göre yaşamı dizayn etmeliyiz. Allah in huzuruna yüzümüzü aydınlatan bir kimlikle varmalıyız." şeklinde konuştu.

Zorla kimliksizleştirmenin ve zorla kimliklerin giydirildiği bir dönemde yaşanıldığının altını çizen Mustafa Tekin, "Resmi ideolojinin, içinde bulunduğumuz toplumu ve nesilleri nasıl kimliksizleştiğini görüyoruz İslami kimliğin inşası, Tespit, Tercih, Teslim, Terbiye, Temsil, Tebliğ, Netlik, Nitelik, İstikamet ve Samimiyet kelimelerinin özümsenmesi ile mümkündür. Her şeyden önce büyük bir samimiyetle İslam'a bağlanmalıyız. Samimiyetimizi ölçmeli, başkalarının samimiyetinden çok kendi samimiyetimizle ilgilenmeliyiz. Allah, bizlerin samimiyetine bakar. Hiç kimsenin kaşına ve gözüne bakmaz." ifadelerini kullandı.

http://www.haberler.com/insan-hangi-degerlere-ve-yargilara-sahipse-onun-4064137-haberi/

 

"Dünyada Dini Akımlar Ve Toplumların Arayışı"

Sakarya Büyükşehir Belediyesi kültür sanat etkinlikleri kapsamında, "Dünyada dini akımlar ve toplumların arayışı" konulu konferans gerçekleştirdi.

Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, konferansın konuşmacılığını yapan Marmara İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Köse, evrensel tartışmalarda hep dinin devreye girdiğini söyledi.

Kürtaj, eşcinsel evlilikler, ötenazi gibi tartışmalarda her zaman dinin devreye girdiğini ifade eden Köse,"Evrensel tartışmalarda hep din devreye girmektedir. Organ naklinden tutun da uluslararası politikaları belirleyen en önemli konulara kadar mutlak surette din devrede. Bu gün zamanın ruhunu dikkate alarak doğu ve batı dünyalarına baktığımızda din, belirleyici rolünü oynamaya devam ediyor. Bunun tersine söylenebilecek herhangi bir sosyoloji, antropoloji ve uluslararası politika teorisi bugün mevcut değil" dedi.

Köse, 17 Ağustos 1999 depreminden hemen sonra 1 ay boyunca "Felaketle karşılaşan insanların din algıları" üzerine araştırma yapmak için Sakarya'da bulunduğunu ve hatıralarını zaman zaman öğrencileri ile paylaştığını anlattı.

"Doğal felaketlerin dinle bir bağlantısı vardır" diyen Köse, "Hangi toplumda ve inanışta olursa olsun büyük bir felaketle karşılaşıldığı zaman 'din' devreye girer. Çünkü bir felaket meydana gelmiştir ve insanlar bu felakete bir neden bulmalıdırlar. İnsanların dinlerinden bir referans bulması ve yaşadıkları hadiseleri anlamlandırması gerekliliği ortaya çıkmaktadır" şeklinde konuştu.

Dünyanın din algısından vazgeçmediğini ve her tartışmanın altında dini bir söylem bulma arayışının olduğuna dikkat çeken Köse, "Bugün zamanın ruhunu dikkate alarak doğu ve batı dünyalarına baktığımızda din, belirleyici rolünü oynamaya devam ediyor. Biz Türkiye'de bunu yeni yeni algılıyoruz. Ya da batıda esen rüzgarın din ile alakalı değişimlerin çokça da farkında değiliz. Batı dünyasını dinden çok fazla uzak ve kültürlerine dinden çok fazla yer vermeyen, dini öteleyen, metafizik alemi kabul etmeyen, ateistlerin kol gezdiği bir dünya olarak algılıyoruz. Bu algı son derece yanlış bir algıdır." diye konuştu.

Muhabir: Uğur Subaşı

Anadolu Ajansı

http://yurthaber.mynet.com/detay/sakarya-haberleri/dunyada-dini-akimlar-ve-toplumlarin-arayisi/522762

 

Bilecikte Tarih ve Kültür Sohbetleri, Prof. Dr. Ali AKYÜZ

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Akyüz, "Kainatın yaradılışının temel referansı ve mihengi dürüstlük, doğruluk ve adalet üzerine oturmuştur" dedi.

Prof. Dr. Akyüz, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Salonu'nda düzenlenen "Tarih ve Kültür Sohbetleri" etkinliğinde "Hz. Peygamber'in medeniyet projesi-insan profili" konulu konferansta yaptığı konuşmada, İslam medeniyetinin üç temel ayağının bulunduğunu ve üç temel ayaktan en önemlisinin adaletin tesisi ve zulmün idası olduğunu söyledi.

Zaman zaman ideolojik bir süreçten geçildiğini, bu ideolojik süreçten geçiş dolayısıyla pek çok fikrin, düşüncenin ve hatta inancın ideolojik olarak algılandığı zamanlar olduğunu anlatan Prof. Dr. Akyüz, şöyle konuştu:

"İdeolojiye dönüştürdük inancımızı. Kainatın yaradılışının temel referansı ve mihengi dürüstlük, doğruluk ve adalet üzerine oturmuştur. Hangi dünya toplumunda olursa olsun doğruluk ve dürüstlük insanoğlunun arayıp bulmaya çalıştığı ve toplumlarını şekillendirmeye çalıştığı rüyalardır. Doğru ve dürüst olmayan insanlar bulundukları bütün toplumlara huzursuzluklar getirirler. Yalan, hiçbir toplumda şirin değildir. Doğruluk, dürüstlük ve adalet olmazsa huzur bulamayız. İslam medeniyet projesinin yetiştirmek istediği insan tipinde öncelikle adalet duygusunu geliştirmektir. Hz. Peygamberimiz Mekke'den Medine'ye hicreti esnasında 'Yarabbi, Mekke'den çıkarken doğruluk ve dürüstlük üzere buradan ayrılmamı ve Medine'ye doğruluk ve dürüstlükle girmemi bana lütfet. Öyle tanınmamı, bilinmemi ve algılanmamı lütfet ve bana katından yardımcı ol' ayeti okumuştur. Ayet, doğruluk ve dürüstlüğün İslam hukukunda ve medeniyetinde ne kadar anlamlı ve önemli olduğunu anlatmaktadır. Şefkat ve merhamet İslam medeniyetinin en temel faktörlerinden bir tanesidir."

-"Kainatta her canlının dostu ve düşmanı vardır"-

İslam medeniyetinin inşa etmek istediği insan, dostlarına elinden ve dilinden hiç kimsenin zarar görmediği, dostlarına sempatisi, düşmanlarına empatisi, olaylara empatisi olan bir şahsiyet olduğunu ifade eden Prof. Dr. Akyüz, şöyle devam etti:

"Biz istesek de istemesek de kainatta her canlının dostu ve düşmanı vardır. Dost, düşman ilişkisi hayatın temel esprisi ve imtihan sürecini belirlemektedir. İslam medeniyetinde insan tipinin zamanı ve mekanı planlaması, zamanı ve mekanı paylaşanlarla ilişkileri planlaması istenilmektedir. İnsan unsuru önemlidir ki, insan faktörünü gerçekten eğitip yakalayabilirseniz, onu arzu ettiğiniz şekilde inşa edebilirseniz, o zaman dünyayı inşa etmeniz çok kolay. Dünya ülkelerin pek çoğu çok ciddi sıkıntılar yaşarken biz önemli ölçüde müreffeh bir hayatın yaşantısı içindeyiz."

-"Yedi ayet Hz. Peygamberin misyonunu, vizyonunu ve aksiyonunu belirledi"-

Prof. Dr. Akyüz, Hz. Peygamberin misyonunu belirlediği, vizyonunu sergilediği, aksiyonu ile bütün dünyayı etkilediği gibi Müslüman kimliğinden misyonunu, vizyonunu ve aksiyonunu tanımladığını kaydetti.

Yedi ayetin hem Hz. Peygamberin misyonunu belirlediğini, O'nun şahsında insanların misyonunu belirlediğini, O'nun şahsında insanların vizyonunu sergilediğini ve O'nun şahsında insanların aksiyonunu ifade ettiğini anlatan Prof. Dr. Akyüz, "İslam medeniyet projesinin oluşturmak istediği insan tipinin birincisi çevresindeki insanlara en nazik ve zarif üslubu ile hitap etmektir. İkincisi donanım ve çabası olan bir şahsiyet olarak kendisini iyi tanımlamasıdır. Üçüncüsü sadece Rabbini yüce bilmesidir. Dördüncüsü dış görünümü ve vizyonunu muhteşem görünce tanınabilir ve algılanabilir şekilde çerçevelemesini ifade etmekte. Beşincisi dış görünümünü güzel yaptıktan sonra iç dünyasını da tertemiz tutmasıdır. Altıncısı yaptığı iyiliği çok görerek başa kalkmamasıdır. Yedincisi de Sabırlı olmasıdır" dedi.

Konuşmanın ardından Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan, Prof. Dr. Akyüz'e, üzerinde üniversite ambleminin bulunduğu tabak, Prof. Dr. Akyüz'de Rektör Prof. Dr. Özcan'a "Hz. Peygamberin medeniyet projesi" adlı kitabı hediye etti.

Programa, Vali Yardımcısı Süleyman Deniz, üniversite Genel Sekreteri Rüştü Mumcu, Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yardımcı Doç. Dr. Refik Arıkan, öğretim üyeleri ve üniversite öğrencileriyle vatandaşlar katıldı.

Muhabir: Muhsin Arslan

Yayıncı: Mürsel Çetin

Kaynak: AA

http://www.haberciniz.biz/bilecikte-tarih-ve-kultur-sohbetleri-1716101h.htm

 

"Organ Nakli, Ulvi Bir Davranıştır"

Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabri Erturhan, organ naklinin, insana hayat veren ulvi bir davranış olduğunu söyledi.

Seyit Ahmet Eksik / Merve Topuz - Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabri Erturhan, organ naklinin, insana hayat veren ulvi bir davranış olduğunu söyledi.

Erturhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, başlangıçta bazı İslam bilginlerinin organ nakline sıcak bakmadığını ancak günümüzde organ naklinin öz verili bir davranış olarak değerlendirildiğini belirtti.

Kuran'ı Kerim'de bir insana hayat vermenin bütün insanlara hayat verecek derecede erdemli bir davranış olduğunun vurgulandığını dile getiren Erturhan,

"Organ nakli bir hayat verme olayıdır. Yine Kuran'da iyilik ve takva konusunda yardımlaşma içine girilmesi emredilmiştir. Organ nakli iyi, hayırlı ve yararlı bir iştir" dedi.

Kadavradan organ naklinin dinen geçerli olabilmesi için nakil izninin kişinin ölmeden önce kendisi veya öldükten sonra yakınları tarafından verilmiş olması gerektiğini ifade eden Erturhan, şöyle konuştu:

"Alıcının da açıkça bu organ naklini talep etmesi, organ veren kimsenin tıbbi ve hukuki anlamda ölümünün gerçekleşmiş olması şarttır. Ayrıca gerek canlıdan gerekse kadavradan yapılmış olsun nakledilecek organ karşılığında asla bir maddi bedel talep edilmemelidir. Bu bağışın maddi karşılık olmaksızın çok yüce insani ve İslami düşüncelerle yapılmış olması gerekir."

Prof. Dr. Erturhan, organ naklinin yararının sadece nakil yapılan kişinin hayatta kalmasıyla sınırlı kalmadığını dile getirerek, "Kişi aldığı organla yeniden hayat bulacak, yeniden doğmuş olacaktır. Bu olay kişi için hayatında bir milat, bir dönüm noktası olacak, hayata bakışı başka olacaktır. Bu ve benzeri yönleri düşündüğümüzde organ bağışı ve naklinin ne denli ulvi bir davranış olduğu ortaya çıkmaktadır" ifadelerini kullandı.

-Organ mafyası korkusu-

CÜ Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Doç. Dr. Aydın Nadir de Türkiye'de organ bağışına gereken önemin verilmediğini savundu.

Nadir, kadavradan naklin Türkiye'de gelişmiş ülkelere göre 20-25 kat daha düşük olduğuna işaret ederek, "Bu ise sosyal medyada dolaşan organ mafyası ve dini nedenlerden kaynaklanmakta" dedi.

Halkın organ bağışına gereken önemi vermediğine ve bu konuda biraz rahat davrandığına dikkati çeken Doç. Dr. Nadir, 18 yaşını geçmiş, akli dengesi yerinde olan herkesin organ bağışında bulunabileceğini sözlerine ekledi.

Numune Hastanesi Nefroloji Doktoru ve Organ Nakli Sorumlusu Dr. Vural Taner Yılmaz ise kadavradan organ bağışının artırılması gerektiğini söyledi.

Türkiye'de son yıllarda yapılan nakillerin yaklaşık yüzde 90'ının canlıdan, yüzde 10'unun kadavradan yapıldığını anlatan Yılmaz, şöyle konuştu:

"Toplumun her kesimi taşın altına elini koyup bu manada çaba göstermeli. Organ nakli konusunda doğru bilgiler edinilmeli. Toplumun bir kısmı dini inançları nedeniyle, bir kısmı tek böbrek kaldığında hayatını idame ettirme noktasında sıkıntı yaşayabileceğini düşünerek ve daha farklı sebeplerle organ bağışı yapmamakta. Bu sebeplerin çözümü noktasında hep birlikte çalışmalıyız."

 *eilahiyat.com

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile