| Modern Metinlerde Yunan Mitleri - 3 |
|
|
|
| Yazan Eylül SÜMBÜL Marmara İlahiyat 3. Sınıf Öğrencisi | |
| Salı, 14 Ekim 2008 | |
|
Felsefeden sanata, politikadan
ekonomiye hatta dine kadar yaşamın tüm katmanlarını kapsayan modern algının
hareket noktası olan Yunan ve akabinde Roma mitolojisi 1950’li yıllardan bu
yana güçlenen postmodern eleştirinin de dayanak noktası olmuştur.
Özellikle de Ancien Regime(eski
rejim)’in toplumdaki rolünün gerektirdiği gibi davranan, buna mahkum oyuncu
insandan kurtuluşun nihayetinde, oyuncu insanın varoluşsal özgürlük arayışının
kendi kendini öldüren narsist insana dönüşmesinin tarihine. Sonunda varoluşu
saçmalık, özgürlüğü tutsaklık olarak okumuştur insan.
‘İnsan dünyaya
fırlatılmıştır’ der Sartre. Bu ümitsizliği E. M. Cioran da Çürümenin
kitabında şöyle ifade eder: ‘Nesneye imreniyorum… maddenin ve donukluğun
lütfuna… Küçük bir sineğin gelgiti bana
kıyamet bir iş gibi görünüyor. Kendinden çıkmak günah işlemektir. Bu dünya
hayatın önünde pes ederek hiçliğe karşı suç işlemiştir… hareketten ve
rüyalarımdan istifa ediyorum. Nâmevcudiyet’ tek zaferim sen olacaksın… Arzu sözlüklerden
ve ruhlardan hepten silinsin! Yarınların baş döndürücü şakası önünde
geriliyorum. Ve bazı ümitlerimi hâlâ muhafaza etsem dahi, ümit etme melekemi
hepten kaybettim.’ Onun bu sözleri Albert Camus’nun ‘Sisyphos Söyleni’
nde sistemleşir. Aiolos'un oğlu, Korint kralı Sisyphos
tanrı-ırmak Asopos'a,
kızı Aigina'nın Zeus
tarafından kaçırılmış olduğunu söyleyerek Zeus'u ele vermesine karşılık kalesi
içinde bir pınarın akıtılmasını sağlar. Bu hainlik Zeus'un
öfkesine neden olur. Zeus ona ölüm meleği Thanatos'u gönderir. Sisyphos türlü
kurnazlıklarla ondan kurtulur. Ölüler şehri Hades’ten de kaçar. Sonunda
tanrılar onu bir tepeye kocaman bir kayayı çıkarmakla cezalandırırlar. Tam
tepeye varacakken kaya geriye yuvarlanır ve Sisyphos kayayı tekrar çıkarır. Bu
böylece sürüp gider. Sonunda bir gün anlar yaptığı işin şaçmalığını. Bu korkunç
işkencenin bir gün biteceğini bile umamaz. Sisyphos umutsuz kahramandır, ama
kahramandır. Çünkü bilinçlidir. Bu noktada Camus Sartre ve Cioran’dan
ayrılır.
İnsan yaşamının
anlamsızlığı içinde insan onurunun gene de dış etkenlerin anlamsızlığına,
koşulların kaçınılmaz baskısına karşın zorunlu olan yükü bile bile taşımak
olduğunu belirtir ve Sisyphos’un bu korkunç işkenceden her şeye rağmen bir zevk
duyduğunu, bilincin verdiği sevinçle bir çeşit mutluluğa umutsuzluğun
mutluluğuna erişebileceğini ileri sürer. Sisyphos’u böylece anlamsızlığı akıl
ve bilinç gücüyle yenen insan kahraman olarak karşımıza diker. Tanrı ne yaparsa
yapsın onu yenememiştir (Azra Erhat,Mitoloji Sözlüğü,sf. 272,Remzi Kitabevi).
Nietzsche de tragedyanın
Doğuşu’nda Apolloncu ve Dionysosçu olmak üzere iki temel olgudan yola çıkarak
tragedya ve müzik başta olmak üzere sanat üzerinde kendi felsefesini, düşünsel
biçimini anlatmıştır. Çıkış noktasını oluşturan bu iki olgudan Apollonik olanı,
yontucunun sanatı, müzik; Dionysosçu olanı ise Apollonik ile karşıtlık ilişkisi
kurarak müziğin görsel olmayan sanatı şeklinde tanımlar. Dolayısıyla Apollon
görsel olanı Dionysos ise varlığın özündeki coşumu, sınırsızlığı ifade eder.
Buradan hareketle modern dünyanın anlayışına da değinen Nietzsche aslında
modernizmin, bilimin hizmetinde çalışan kuramcı insanı tanıdığını ve başka
türlü varoluş biçimi kabul etmediğini, bu bağlamda aslında izin verilmiş bir
varoluşun benimsendiğini anlatır. Modernizmin getirdiği bilgiye tatminsizlik
Goethe’nin Faust’unda da karakterleşmiştir. İskenderci kültürün varlığını
korumak ve sürdürmek için nasıl ki köle sınıfına ihtiyacı varsa modern insanın
da (ki bu 19.yy burjuvazisiyle başlayan modern çağa tekabül eder) proleteryaya
ihtiyacı vardır. Modern insan kendi varoluşunu gerçekleştirirken “öteki” nin
varoluşunu yadsır. Bu açıdan bakıldığında modern insanın salt kendi dengi için
kurgulamış olduğu hümanistik düşünce alaşağı edilebilir. Kuramcı insan
yaşayarak değil, kuramsal olarak, kurgulayan olarak var eden olmuştur artık.
Modernizmin kendi kendini imha ettiği nokta tam da bu ironik durumunda. Her şey
insanın sınırlarıyla kendine dönerken o da yolcuydu kendine. Her insanın
kendince bir dünya kurması demekti bu, modernizmin vaat ettiğiydi, fakat bu onun
yasa koyuculuğu, yaşamı düzenleyiciliğiyle ölümcül bir çatışma demekti, sınırı
aşamayan insan kendine umutsuzluktan, sınırlarıyla yüzleşmekten dönmüştü: ‘bu
defa narsist insan’.
Genelde insanın kendine hayranlığı
olarak algılanan narsizm-bu yöne de çekilebilir elbette ama nedense hep bu yöne
hapsedilmiş- gerçekte Yunan mitolojisinde kendinin bilincinde olmamanın,
dışarıda kendinden olana aşık olmanın ifadesidir. Bu tam da modern insanın hem
sarsılmaz, olumsuzluklardan arındırılmış güçlü bir sistem kurma hem de bu
kuşatıcı sistemde benliğin arayışını istemesinde düştüğü ironinin ifadesidir.
Richard Senett’in Kamusal İnsanın Çöküşünde belirttiği gibi ‘Aile içinde
somutlaşan toplumsal etkileşim tarzları, özgür kişisel gelişim tarzları ile
savaş halindeydi. Kamusal yaşamın bu tarzda sürmesi ironik bir şekilde kişilik
ile sosyalliğin karşılıklı olarak birbirine düşman güçler haline gelmelerine
neden oldu.’ Bu ironiyi fark ettikçe daha da içine kapanır insan. Dışsal
olanı içinde keşfedemeyeceğini anladığında kendisini de kaybeder tıpkı
Narkissos gibi:
Narkissos Ekho’nun aşkına karşılık
vermeyince Ekho günden güne eriyerek ölür. Bunun üzerine Narkissos tanrıların
lanetine uğrar. Hiç görmediği yüzüne pınardan su içerken âşık olur, fakat
kendine aşık olduğunun bilincinde değildir. Anladığındaysa Ekho gibi suyun
karşısında eriyerek ölür, nergis çiçeğine dönüşür. Onun bu dramını şair Ovidius
şöyle anlatır:
Çevresinde
en yakın suyla beslenir bir çayır
Ve
oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman
Pınar
ve yerin güzelliği çeker onu kendine
Uzanır
Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere
Gidermek
isterken susuzluğunu, artıyordu bir yandan susuzluğu
İçtikçe
suya vuran güzelliğine hayran
Seviyordu
tensiz bir hayali, vücut sanıyordu sulardakini
Donakaldı
Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle
Kımıldamaksızın
bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın
Bilmeden
kendini arzuluyor, severken onu kendini seviyor
İsterken
kendini istiyordu, içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi
Başına
geleni anladığında ise
Anlıyorum,
o benim, aldatmıyor artık beni hayalim
Tutuşturan
da ben yanan da
Kendime
olan sevgimle yanıyorum
Beni
yoksul ediyor varlığım, arzuladığım benimle
Ayrılabilsem
vücudumdan; garip bir dilek seven için ama
Sevdiğim
uzak olsa keşke, kemirsin artık gücümü acı
Ve
geldi son günleri ömrümün, göçüyorum hayatımın baharında
Sedyeyi
odun yığınlarını hazırladıklarında
Vücut
yoktu hiçbir yerde Yerinde sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular…
-Eylül Sümbül-
Marmara İlahiyat 3. Sınıf Öğrencisi Modern Metinlerde Yunan Mitleri-2 için tıklayınız..
Bu Yaziyi Arkadasima Gonder
Yorum (0)
![]() Yorum Yaz
|
|
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 18 Ekim 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Bakışı ve Gülüşü ile Resme Bir Bakınız
Dünyanın
en hayırlı çocuğu diye anılan ve bütün gazetecileri ağlatan, kalbine kurşun
saplandığında dudaklarında tebessümü kalarak şehid olan bu çocuk Hamit El-Masri isimli Filistinli şehit.
...
Prof. Dr. Salih Tuğ ile Muhammed Hamidullah ve İslam Peygamberi Üzerine
Vatansız Bırakılan Bir İslam Âlimi:Muhammed Hamidullah
Prof.
Dr. Muhammed Hamidullah'ın yaşamı ve geride bıraktığı eserlerine baktığımızda
insan ömrüne sığdırılması pek de mümkün gözükmeyen devasa bir ilim ve irfan
mirası karşımıza ç...
Uludağ İlahiyat'ta Mevlana Yad Edildi
Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yıllık Komitesi 23.12.2008
Çarşamba günü Fethiye Kültür Merkezinde 735. Vuslat yılında Mevlana
Celaleddin-i Rumi’yi anma merasimi düzenledi. Açılış konuşmasını Dekanımız
Prof. Dr. A.S...
Doldur Taşları Avucuma!
Bana bir masal anlatsana baba!
Hani, çocukların bombasız bir
gökyüzünde uçurtmalarını uçurabildiği; rengârenk oyuncaklarla oynayabildiği;
akşamları bembeyaz yataklarında annelerinin söylediği ninnilerle, kansız,
savaşsız rü...
Helak Olmanın Karşılığı: Lut Kavmi
54/32:
Andolsun, biz Kuran’ı zikr için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp düşünen var mı?
54/33:
Lut kavmi de uyarıları yalanladı.
...
Genç Akademi 11 Ekimde başlıyor!
Genç Akademi Güz
Eğitim Programı 11 Ekim’de başlıyor! Üsküdar’daki Genç Dergi binasında
verilecek eğitim programında Hayrettin Karaman, Ahmet Taşgetiren, Yusuf Kaplan
gibi isimler dikkat çekiyor.
...
De Zakat
(één van de vijf
zuilen: “het geven van aalmoezen”)
In de naam van
Allah, de meest Barmhartige, de meest Genadevolle
Eerwaardige
moslims (belijders van de islamitische godsdienst), wanneer we de korte,
essentiële Mekkaanse soera&rs...
Hz. Aişe'nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler
Fıkıh, Hadis, Kur'an, Tefsir vb. İslami ilimler alanlarında eserler
vermiş, Türk asıllı Şafii âlim Ez-Zerkeşi'nin Bünyamin Erul tarafından
Türkçe'ye çevrilen bu eseri, hadis ilminde metin tenkidi açısından oldukça
önemli bi...