Toplumların en büyük
felaketlerinden biri de düşünmeme ve tefekkürsüzlük hastalığıdır. “Kahd-ı
rical” diye tabir edilen adam eksikliği bu manayı ifade etmektedir.
İnsan akıl sahibi bir varlık
olduğu için düşünme ve tefekkür ilk insandan beri var olan bir olgudur. Tarihte
bazı dönemlerde insanlık bu kabiliyetini terk etmiştir yani düşünmez
hale gelmiştir. Öğrendikleri ve alışkanlık haline getirdikleri adetler,
gelenekler, örfler onların düşünme biçimi haline gelmiş ve bir kısır
döngü halinde toplumu felakete sürüklemiştir. Tarihte bunun örneklerini çokça
görmek mümkündür. Düşünme ve tefekkür kabiliyetini yitiren toplumlar,
bilgi edinme güçlerini, idraklerini, görgülerini, sağduyu ve sezgisel
anlayışlarını da kaybederler. Bunun sonucunda da o toplumun felaketi
gerçekleşir. Tarihte yaşamış olan birçok kavmin, grup ve toplulukların
kaybolmasının en önemli nedenlerinden biri de budur. Yani düşünme
fiilini kaybetmek.
Günümüz Müslümanlarının en önemli
problemlerinden biri de kahd-ı rical’dir. Yani düşünce ve
fikir üretecek “adam eksikliği” dir. Bu noksanın ehemmiyetsiz
olduğunu ise kimse iddia edemez. Batı medeniyeti bu gün -her ne kadar biz
Müslümanlar olarak onların değerlerini beğenmesek bile- değer üretme
çabası içindedirler, düşünmekte ve tefekkür etmektedirler. Son yüzyıllarda neredeyse bütün dünya Batı
medeniyetinin ürettiği değerlerle hayata mana vermektedir.
Bahsettiğim bu eksiklik yani
kahd-ı rical (düşünce ve fikir adamı eksikliği) ilahiyatçıların da en büyük
problemidir ya da problemi olmalıdır. Değer üretebilecek, içinde yaşadığı
toplumu iyi analiz edebilen, dünyayı iyi tanıyan, münevver ve mütefekkir
kafalara ihtiyaç var. Aksi takdirde Kur’an gibi bir tefekkür kaynağı
varken değer üretememek bu toplumun felaketi olacaktır. Geleneksel
eğitim tarzının etkisiyle ilahiyat fakültelerinde de düşünme ve düşünce üretme,
teori geliştirme, kavramsallaştırma, sorma, sorgulama, akletme, idrak etme gibi
meseleler pedogojik olarak dahi öğretilmemektedir. Bu ise büyük bir eksikliktir.
İlahiyat camiası içinde mütefekkir,düşünce adamı (ilim adamı demiyorum) gibi sıfatları taşıyabilecek kaç
kişi vardır? İlahiyatçılar arasında bu özelliklere haiz bir ilim adamı yoksa bu
durum büyük bir müşkile işaret etmektedir: Kahd-ı rical.
İlahiyat fakültesi, öğrencilerine
bir mesele üzerinde düşünme ve çözme kabiliyeti hangi boyutta kazandırmaktadır?
İlahiyat Fakültelerindeki eğitim sürecinde Teori geliştirme, analiz,
sentez, ya da şek(analitik şübhe), tezekkür ve tefekkür gibi
kavramları ne kadar kullanılır? Bu da önemli bir sorudur. Çünkü sormayı,
akletmeyi, tefekkürü ve tezekkürü öğrenemeyen bir ferdin kendi yaşadığı topluma
ya umumi manada insanlığa hiçbir katkısı olamaz.
Sonuç olarak ilahiyatçıların
önünde duran en önemli meselelerden biri düşünebilme, akletme, tefekkür
melekesini kazanmak olmalıdır. Müslümanların şiddetle değer üretebilecek
beyinlere, mütefekkir kafalara ihtiyacı var. Ancak görünen o ki ilahiyatçılar
bunun yerine verilenle yetinme, klasik ilimleri klasik bir tarzda okuyup anlama
ya da yeni şeyler söylemek adına ilmi mirası yerle bir etme kaygısı içindeler.
Bu bir denge sorunudur yani tefekkür sorunudur ve bu gidiş akıbetin pek de
hayırlı olmayacağını göstermektedir. Olması gereken akletme ve tefekkürdür.
Sorgulanmayan hayat sizce yaşamaya değer mi?
Yazmış olduğun yazı günümüz gerçeklerine ışık tutuyor. Buradaki en önemli nokta bu sorunun ilahiyat fakültesi ya da ilahiyatçı ile çözülemeyeceğindendir. Bunun sebebi dinde yetkinin ALLAH ' a ait oluşudur. Bu da ilminden ancak isteği kişiye istediği kadar vermesinde gelmektedir. Zaten bahsettiğin tefekkür derin ilim için yapılır. Bu tefekkürün bir tarafı delilik , bir tarafı veliliktir. O yüzden bu kimseleri bulmak zordur. Kısacası istenildiği kadar okul bitirilsin, Nasibi olmadıktan sonra bildiği sadece okuduğu kitapların bilgisidir. İçinde bulunduğumuz durum asıl yetkin kimselerin olmayışından kaynaklanıyor. Bu yetkin kimselerin olmayışı toplumu da fazlasıyla etkiliyor. Ama her dönemde inişler oluyor.İnşallah bunun çıkışını da görmek nasib olur.
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +1
gönlünüe sağlık Gonderen: zeynep doğan,
2008-09-19 09:39:08
gerçek bir yazı olmuş. teşekkür ediyoruz.. umarım hayırlara vesile olur.
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +0
... Gonderen: reason forever,
2008-09-15 19:03:53
'sorgulanmayan hayat yaşamaya değer mi?' bu yazınız için çok teşekkürler...