• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ei Panel
ANASAYFA arrow ARŞİV arrow Köşe Yazarları arrow Yunus ŞERİFOĞLU arrow İlahiyatçılar ve Kaht-ı Rical
İlahiyatçılar ve Kaht-ı Rical PDF Yazdır E-Posta
Yazan Yunus ŞERİFOĞLU   
Pazar, 14 Eylül 2008

Image

 

Toplumların en büyük felaketlerinden biri de düşünmeme ve tefekkürsüzlük hastalığıdır. “Kahd-ı rical” diye tabir edilen adam eksikliği bu manayı ifade etmektedir.

 

İnsan akıl sahibi bir varlık olduğu için düşünme ve tefekkür ilk insandan beri var olan bir olgudur. Tarihte bazı dönemlerde insanlık bu kabiliyetini terk etmiştir yani düşünmez hale gelmiştir. Öğrendikleri ve alışkanlık haline getirdikleri adetler, gelenekler, örfler onların düşünme biçimi haline gelmiş ve bir kısır döngü halinde toplumu felakete sürüklemiştir. Tarihte bunun örneklerini çokça görmek mümkündür. Düşünme ve tefekkür kabiliyetini yitiren toplumlar, bilgi edinme güçlerini, idraklerini, görgülerini, sağduyu ve sezgisel anlayışlarını da kaybederler. Bunun sonucunda da o toplumun felaketi gerçekleşir. Tarihte yaşamış olan birçok kavmin, grup ve toplulukların kaybolmasının en önemli nedenlerinden biri de budur. Yani düşünme fiilini kaybetmek.

Günümüz Müslümanlarının en önemli problemlerinden biri de kahd-ı ricaldir. Yani düşünce ve fikir üretecek “adam eksikliği” dir. Bu noksanın ehemmiyetsiz olduğunu ise kimse iddia edemez. Batı medeniyeti bu gün -her ne kadar biz Müslümanlar olarak onların değerlerini beğenmesek bile- değer üretme çabası içindedirler, düşünmekte ve tefekkür etmektedirler. Son yüzyıllarda neredeyse bütün dünya Batı medeniyetinin ürettiği değerlerle hayata mana vermektedir.

Bahsettiğim bu eksiklik yani kahd-ı rical (düşünce ve fikir adamı eksikliği) ilahiyatçıların da en büyük problemidir ya da problemi olmalıdır. Değer üretebilecek, içinde yaşadığı toplumu iyi analiz edebilen, dünyayı iyi tanıyan, münevver ve mütefekkir kafalara ihtiyaç var. Aksi takdirde Kur’an gibi bir tefekkür kaynağı varken değer üretememek bu toplumun felaketi olacaktır. Geleneksel eğitim tarzının etkisiyle ilahiyat fakültelerinde de düşünme ve düşünce üretme, teori geliştirme, kavramsallaştırma, sorma, sorgulama, akletme, idrak etme gibi meseleler pedogojik olarak dahi öğretilmemektedir. Bu ise büyük bir eksikliktir.

 İlahiyat camiası içinde mütefekkir, düşünce adamı (ilim adamı demiyorum) gibi sıfatları taşıyabilecek kaç kişi vardır? İlahiyatçılar arasında bu özelliklere haiz bir ilim adamı yoksa bu durum büyük bir müşkile işaret etmektedir: Kahd-ı rical.

İlahiyat fakültesi, öğrencilerine bir mesele üzerinde düşünme ve çözme kabiliyeti hangi boyutta kazandırmaktadır? İlahiyat Fakültelerindeki eğitim sürecinde Teori geliştirme, analiz, sentez, ya da şek (analitik şübhe), tezekkür ve tefekkür gibi kavramları ne kadar kullanılır? Bu da önemli bir sorudur. Çünkü sormayı, akletmeyi, tefekkürü ve tezekkürü öğrenemeyen bir ferdin kendi yaşadığı topluma ya umumi manada insanlığa hiçbir katkısı olamaz.

Sonuç olarak ilahiyatçıların önünde duran en önemli meselelerden biri düşünebilme, akletme, tefekkür melekesini kazanmak olmalıdır. Müslümanların şiddetle değer üretebilecek beyinlere, mütefekkir kafalara ihtiyacı var. Ancak görünen o ki ilahiyatçılar bunun yerine verilenle yetinme, klasik ilimleri klasik bir tarzda okuyup anlama ya da yeni şeyler söylemek adına ilmi mirası yerle bir etme kaygısı içindeler. Bu bir denge sorunudur yani tefekkür sorunudur ve bu gidiş akıbetin pek de hayırlı olmayacağını göstermektedir. Olması gereken akletme ve tefekkürdür. Sorgulanmayan hayat sizce yaşamaya değer mi?

 Yunus Şerifoğlu

Yorum (3)Add Comment
VELİ
Gonderen: Kemal kerem, 2008-10-11 12:26:30
Yazmış olduğun yazı günümüz gerçeklerine ışık tutuyor. Buradaki en önemli nokta bu sorunun ilahiyat fakültesi ya da ilahiyatçı ile çözülemeyeceğindendir. Bunun sebebi dinde yetkinin ALLAH ' a ait oluşudur. Bu da ilminden ancak isteği kişiye istediği kadar vermesinde gelmektedir. Zaten bahsettiğin tefekkür derin ilim için yapılır. Bu tefekkürün bir tarafı delilik , bir tarafı veliliktir. O yüzden bu kimseleri bulmak zordur. Kısacası istenildiği kadar okul bitirilsin, Nasibi olmadıktan sonra bildiği sadece okuduğu kitapların bilgisidir. İçinde bulunduğumuz durum asıl yetkin kimselerin olmayışından kaynaklanıyor. Bu yetkin kimselerin olmayışı toplumu da fazlasıyla etkiliyor. Ama her dönemde inişler oluyor.İnşallah bunun çıkışını da görmek nasib olur.
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +1
gönlünüe sağlık
Gonderen: zeynep doğan, 2008-09-19 09:39:08
gerçek bir yazı olmuş.
teşekkür ediyoruz..
umarım hayırlara vesile olur.
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +0
...
Gonderen: reason forever, 2008-09-15 19:03:53
'sorgulanmayan hayat yaşamaya değer mi?' bu yazınız için çok teşekkürler...
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +2

Yorum Yaz
Alani Kucult | Alani Buyut

busy
Son Güncelleme ( Pazartesi, 15 Eylül 2008 )
 
Sonraki >
 

Son Yorumlar

E-ilahiyat Ankara'da...
s.a ilahiyetcı olmak çok güzel bir duygu gibi ...
İlahiyat Öğrencileri...
Degerlı kardesım zahmetın ve samımıyetın ıc...
Üveys El-Karanî
Çok iyi ve unutulmuş olan bir konuya değinmişs...
O na Vasıl Olabilmek...
Darwin'in 200. doğum yıldönümü olan 12 Şubat...
O na Vasıl Olabilmek...
tarih bir deverandan ibarettir.islam coğrafyasın...
O na Vasıl Olabilmek...
Galileo ve sonrasındaki bilimsel gelişmeler Kura...
Tesettürü Bekleyen T...
içinde bulunduğumuz şu dönemin en ciddi sorunl...
O na Vasıl Olabilmek...
>metodoloji sorunu; her bilim dalının kendine ha...
O na Vasıl Olabilmek...
Sayın falay; >bilimsel tavır ile istihza asla bi...
O na Vasıl Olabilmek...
'Din değil kilise dogması' dediğiniz ve Galile...

Forumdakiler

5 Ziyaretçi, 3 Üye
murat234, zeynep_çu, ..admin..
 
 

BİZ KİMİZ?

Bize Katılın

BİZE KATILIN

Bize Katılın

VİDEOLAR

videolar

Üyelerimiz

7705 Kayıtlı üye
0 Bugün
6 Bu hafta
809 Bu ay
Son üye: karanfil89