• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ei Panel
Oruç Kendini Tutmaktır PDF Yazdır E-Posta
Yazan Esma Kayışkanat   
Cumartesi, 30 Ağustos 2008
Image“Ramazan ayι ki insanlara, yol gösterici, hidayeti, doğruyu batιldan ayιrmayι açιklayan Kur’anı Kerim bu ayda indirildi. Sizden kim bu aya erişirse onu oruçlu geçirsin. Allah orucu farz kιldi ta zenginlerde açlιğιn açlιğιnι anlasιnlar ve böylelikle fakirlere de merhametle hareket etsinler.”(1)

Her yıl bize asıl kimliğimizi hatırlatan rahmet ve bereket ayına nihayet kavuşuyoruz. Evimize misafir gelince onu ağırlamaya  özen gösterdiğimiz gibi  Rabbimiz, bize hediye olarak sunduğu  bu ayı da hak ettiği şekilde ağırlamayı nasip etsin. Zira bu ay herhangi bir ay değil bu ayda kazanılan sevaplar da  herhangi bir amel sevabı değildir. Nitekim Rabb Teala “Kulum benim için yemesini içmesini ve şehvetini terk etmektedir. Oruç benim içindir onu ben değerlendiririm. Sevabın karşılığı on kata kadar artar.”  buyurmuştur.(2)

“Peki, sizce Rabbin bu aya rağbeti nedendir? Bir fıkıhçının dediği gibi dağın arkasında görmemiz murad edilen ne vardır? Oruç bize neyi öğütlemektedir? İsterseniz bu soruları cevaplamaya orucun kelime anlamıyla başlayalım:

 Oruç Farsça bir kelimedir. Kelimenin aslı “günlük” anlamına gelen “Ruze”dir. Önceleri “Oruze” olarak kullanılmış, daha sonra oruç şeklinde ifade edilmeye başlanmıştır. Arapçada orucun karşılığı “savm” kelimesidir. Savmın anlamı yemek-içmekten kendini tutmak, hareketsiz kalmak ve her şeyden elini eteğini çekmektir. Kur’an’da savm “susmak” anlamında da kullanılmıştır. Ayrıca oruç sadece İslam dininin muhataplarına değil geçmiş kavimlere de farz kılınmıştır.

(Kur’an-ı Kerimde “Ey müminler! Sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi   size de farz kılındı ki muttaki olasınız” buyrulmaktadır.(3))

Ramazan ayı vesilesiyle tutulan bir aylık oruç aslında nefsin riyazetidir. Nefse susmayı sabretmeyi beklemeyi bir çocukmuşçasına eğiterek öğretmektir. Çünkü nefsin en zayıf olduğu konu açlıktır. İnsan açlıkla nefsini terbiye edebilirse pek çok hikmetin anahtarını ele geçirmiş sayılır. Çünkü tokluk yokluktur.

         Ebu Süleyman Darani der ki:

“Kim doyarsa altı afet gelir:

1-Münâcâtının tadını kaybeder

2-Hikmetin muhafazası zorlaşır.

3-Yaratıklara karşı şefkatten mahrumdur çünkü hepsinin tok olduğunu zanneder.

4-İbadetlere karşı ağırlık hisseder.

5-Şehvet artar

6-Müminler mescidler etrafında dolaşırken onlar tuvaletler etrafında dolaşırlar.” (4)

Yürüyen Kur’an Efendimiz a.s. yaşantısına baktığımızda da onun ömrünün “savm” olduğunu görürüz. Bizler orucumuza zarar gelir korkusuyla bir ay boyunca nefsimizle cedelleşmekten bitap düşeriz. Her zaman işlediğimiz ufak tefek (!) günahları işlememeye çalışırız. Bayramla birlikte nefsimiz oruç kalkanını kırar ve on bir ay sonrasına kadar bizi ateşe sürüklemeye devam eder. Oysa Peygamber (a.s.) gerek  Ramazandan sonraki Şevval ayında  gerekse hemen her haftanın pazartesi Perşembe günleri oruç tutarak bize nefsin heveslerini kırma yolunu göstermiş, aslında bir ömrü Ramazanmışçasına geçirmemizi  hal diliyle bize  söyleyerek  nefsi disipline sokmanın bir aylık bir iş olmadığını  yaşantısıyla ispatlamıştır.

Peygamber efendimizin yine oruçla ilgili pek çok teşvik edici hadisi bulunmaktadır. Bunlardan biri de şudur:

“Oruç bir kalkandır. Sizden biriniz oruç gününde olduğunda kötü söz söylemesin, tartışıp dalaşmasın, eğer birisi onunla dövüşür veya ona sataşırsa “Ben oruçluyum” desin. Muhammed’in canı elinde olan Allah’a yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.”

“Oruç tutan kimse için iki sevinç vardır: orucu açtığında sevinir,oruçlu olarak Rabbine kavuştuğunda sevinir.”(5)

Bu hadisten de anlaşıldığı üzere  oruç nefsin heva ve heveslerine karşı kalkan vazifesi görmektedir. Oruçlu kimse sırf Rabbin rızası için eline diline beline sahip olarak “Reyyan” kapısından girmeye  hazırlanır.(6)

Ramazan ayı dışında dünya meşgalelerine dalıp kime kul olduğumuzu unuttuğumuz günler de maalesef az değil. Oysa oruçluyken Allah Resulu’nun buyurduğu gibi “kıyametin açlık ve susuzluğunu hatırlar”  yoksul ve muhtaçların halini bilfiil yaşayarak anlar fitreler  ve iftar davetleriyle manevi hazza erişerek ruhumuzu tekâmülde bir adım daha ileriye taşırız. Ayrıca oruç toplum bilincini de canlandırır, toplu olarak ibadet etmenin oluşturduğu manevi iklim  elbette ki oruç tutmayan insanları bile etkileyecektir.

Ramazan ayını bu bilinçle karşılar ve hakkıyla eda ederek uğurlarsak hayal bile edemeyeceğimiz güzelliklere hem bu dünyada hem de ahirette erişiriz biiznillah. Yoksa peygamberin de buyurduğu gibi Allah bizim açlığımıza muhtaç değildir. Ramazan orucu nefsimizin hizaya gelmesi için bir kamp ve sevgili Rabbimizin rızasını elde etmek için bir köprüdür.

Sahurlarda uykumuzdan feragat ederek  kurduğumuz sofralara cennet sofrası gözüyle bakarak, okunan mukabeleleri Allah Resulü’nden dinler gibi takip ederek, gün içinde öfkemize, bedenimizden sadır olacak nahoş işlere ket vurarak, akşamları iftar öncesi Resulün bir hurmayla iftar ettiğini tefekkür ederek, yatsıdan sonra teravihi Hz. Ömer’in ardında cemaat olmuş gibi kılarak aşk dolu bir ramazan geçirmeniz ve  bayrama her  türlü kerahetten arınmış bir ruhla çıkmanız   temennisiyle; Şekûr olan Allah’a emanet olunuz…

(1)Bakara 185

(2)Buhari ve Müslim

(3)Bakara 183

(4)Amellerin faziletleri

(5)Buhari ve  Müslim

(6)Cennette sadece oruçluların gireceği bir kapı

Esma Kayışkanat

 

 

Yorum (0)Add Comment

Yorum Yaz
Alani Kucult | Alani Buyut

busy
Son Güncelleme ( Pazartesi, 15 Eylül 2008 )
 
Sonraki >
 

Son Yorumlar

E-ilahiyat Ankara'da...
s.a ilahiyetcı olmak çok güzel bir duygu gibi ...
İlahiyat Öğrencileri...
Degerlı kardesım zahmetın ve samımıyetın ıc...
Üveys El-Karanî
Çok iyi ve unutulmuş olan bir konuya değinmişs...
O na Vasıl Olabilmek...
Darwin'in 200. doğum yıldönümü olan 12 Şubat...
O na Vasıl Olabilmek...
tarih bir deverandan ibarettir.islam coğrafyasın...
O na Vasıl Olabilmek...
Galileo ve sonrasındaki bilimsel gelişmeler Kura...
Tesettürü Bekleyen T...
içinde bulunduğumuz şu dönemin en ciddi sorunl...
O na Vasıl Olabilmek...
>metodoloji sorunu; her bilim dalının kendine ha...
O na Vasıl Olabilmek...
Sayın falay; >bilimsel tavır ile istihza asla bi...
O na Vasıl Olabilmek...
'Din değil kilise dogması' dediğiniz ve Galile...

Forumdakiler

3 Ziyaretçi, 0 Üye
 
 

BİZ KİMİZ?

Bize Katılın

BİZE KATILIN

Bize Katılın

VİDEOLAR

videolar

Üyelerimiz

7705 Kayıtlı üye
0 Bugün
6 Bu hafta
809 Bu ay
Son üye: karanfil89