• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ei Panel
Bir Tatlı Huzur PDF Yazdır E-Posta
Yazan Esma Kayışkanat   
Cumartesi, 02 Ağustos 2008
ImageKâinatta hiçbir şey boşluğu kabul etmez. Her boşluk iyi veya kötü bir 'şey' ile doldurulur. Hele hele insan ruhu boşluğa en namüsait mefhumdur. Çağımızdaki ahlaki çöküntünün başlıca sebebi de insan ve boşluk kelimelerinin inançsızlık zeminindeki kötü tevafukudur.

Bunun sonucu olarak insan asıl amacından uzaklaşır ve manevi değerlerini yitirir. Yaptığı iyilik veya kötülüğün çetelesini tutmaz olur. 'Ahiret kaygısı' yok olmuştur çünkü.

         Başlarda hedonizm, özgür yaşam gibi kavramlar cazip ve sürükleyici iken zamanla 'boşluk', varlığını şedid düşünce sancılarıyla gösterir ve çöküntü başlar. Her ne kadar benim kalbim temiz, daha yaşım genç, bir de namaz kılsam cennetliğim, gibi çöküntüyü kabul edilebilir seviyeye getirmeye yönelik çabalar devreye girse de bunun pek bir faydası olmaz. Ta ki fert artık boşluğun varlığını kabullenir ve onu en güzel ne ile doldurabileceğini araştırmaya başlar; işte o zaman boşluk sancıları, yerini tatlı bir huzura bırakıverir.

          İşte burada mana iklimini 'tatlı bir huzur' ile kuşatan sadece okunmak değil anlaşılmak ve yaşanmak için bize gönderilen hayat kitabımız Kur'an-ı Kerim’den bahsetmek istiyorum. Kökenimin ilahiyat, mesleğimin de Kur'an Kursu Hocalığı olması hasebiyle günümüzde Müslümanların içine düştüğü başıboşluk ve çöküntünün Kur'andan uzaklaşmaktan kaynaklandığını düşünüyorum.

          Etrafımıza şöyle bir baktığımızda aslında Kur'an'a saygıda kusur etmeyen, her vesile ile Kur'an okumaları, mevlidler gibi dini ritüeller düzenleyen dindar bir toplum görürüz. Fakat hal ve gidişata İslam’ın penceresinden bakarsak, dindar kavramının toplum olarak yeniden tarifini yapmak zorundayız. Zira İslam’ın dindarlık anlayışı cuma ve bayram namazlarını kaçırmamak, zaman bana uymuyorsa ben ona uyarım, deyip tavizler vermek, Kur'anı anlayıp yaşamak yerine onu tozlu ve yüksek raflara hapsetmek, dünyayı ebedi yurt sanıp hırsla bağlanmak, dini konularda pasif ve korkak olmak değildir.

          İslam’ın öngördüğü dindarlık, toplum ve fertle bir bütündür. Kur'an sadece dini törenlerde değil hayatın her alanında söz sahibidir. Bir insan doğumunda kulağına okunan ezandan ölümünde minareden verilen salaya kadar hayatının her safhasında 'Kur'an' ile iç içedir ve de öyle olmalıdır. Bunun mümkün olduğunu bize göstermek için de Rabbimiz bizim gibi bir beşer olan 'yürüyen Kur'an' sıfatına haiz  bir peygamber göndermiştir. Onun hayatı Kur'anın ete kemiğe bürünmüş halidir. Rabbimiz bize, O bir melek biz onun gibi olamayız, demeyelim diye peygamber olarak bir beşer gönderdiği halde hala onun gibi olamayız demek nefsimizin kolaycılığında başka bir şey değildir. (Bu konuyla alakalı Mustafa İslamoğlu'nun Üç Muhammed adlı eserini şiddetle tavsiye ederim.)

         Eğer Allahu Teâlâ sadece günlük ibadetlerimizi yapıp kendi yağımızda kavrulmamızı isteseydi Peygamberine böyle yaşamayı öğütlerdi. Ama öyle olmadı. Kutlu Nebi  (s.a.v.) nübüvvetinin her dakikasını, her gününü hem ibadette, hem ilimde, hem sosyalleşme ve siyasette bir adım daha önde olmak için bir adım daha ilerlemek için harcamıştır. Mekke'de münzevi bir surette suya sabuna dokunmayan bir hayatı elinin tersiyle itmiş, Medine'de de bir İslam devletini şaha kaldırmıştır. Bütün bunları yaparken de elbette maksadı ümmetine örnek olsun diye Kur'anı yaşamaktı. Sahabe de onu en güzel şekilde örnek almıştır öyle ki  "Sahabeden hiç kimse, Kur'an'dan 10 ayet ezberleyince, onların manalarını iyice anlamadan ve anladıklarını hayatında uygulamadan diğerlerine geçmemiştir." (el-İtkan)

           İslam tarihimiz böyle iken günümüzde dindarlık olarak algılanan şekil ve kavramların içi ne kadar da boşalıyor değil mi?

          O halde ne yapmalıyız dersek öncelikle değişmeye ve de değiştirmeye kendimizden başlamalıyız. Kendisini düzeltmeyen insan başkasını düzeltemez. Kendi sorumluluklarımızı tam olarak yapmazsak başkalarını yapmadığı işler için eleştiremeyiz. O yüzden önce Kur'an aynasında dönüp kendimize bakmalıyız ki Kur'an bize turnusol kâğıdı vazifesi yapsın. Kendimizle olan derdimizi çözdükten sonrası her zaman daha kolaydır. Çünkü insanın en büyük düşmanı kendisidir.

         Yapılabilecekler arasında şunları sayabiliriz:

 

  *Okuma denilen Kur'an toplantılarında etkin olup halkın meal ve tefsire ağırlık vermesini sağlamak,

  *İslam’la uzaktan yakından alakası olmamasına karşın dini bir hava estirilerek nesilden nesile aktarılan hurafelere ket vurmak,

  *Abartılı, gerçek dışı peygamber ve evliya menkıbeleri ile halkın gözünde İslam’ı zorlaştıran biz kimiz ki İslam’ı yaşayalım dedirten aklı evvellere fırsat vermemek,

  *Kur'an kurslarında Mustafa İslamoğlu'nun tabiriyle tecvid eksenli değil tertil eksenli Kur'an öğretimine geçmek,

  *Kur'anın korkutan kaçıran, yakan bir kitap değil; müjdeleyen, sevdiren, Rabbe yaklaştıran bir kitap olduğunu her şekilde ifade etmek

  *Boşluğa düşmüş gençliğimizi damla damla büyüyen topluluklar halinde bilinçlendirmek,

  *Kur'anı anlamadan ve yaşamadan sadece okumanın Rabbimizin asıl muradı olmadığını insanlara anlatmak...

         Naçizane tavsiyelerim bunlardır. Çoğunu kendi imkanlarım dahilinde uygulamaya çalıştım. Bir ben ile ne olur demeden hepinizi bilhassa ilahiyat eğitimi almış meslektaşlarımı bu ulvi çalışmaya davet ediyorum. Huzurla kalın.

  

Esma Kayışkanat

Marmara İlahiyat 2003 Mezunu

Yorum (5)Add Comment
...
Gonderen: seher coşar kap, 2008-08-10 19:22:02
nilgün kardesim,kuranda iki form vardır inananlara hitaben,1.si ya eyyuhellezıne amenu(iman ettigini iddia edenler) 2.si ya eyyuhel mu'minun(hakiki iman ehli) ben bu kadar söyleyeyim siz bush ve ehlinin hangi gruba girdigi üzerinde vs. gerisini düşünüverin artık..bir ayet daha yazmadan asla duramayacağım bu bağlamda:ınsanlardan öylesi vardır ki dünya hayatına dair söyledikleri senin hoşuna gider.hatta allahı şahıt tutar.o iş başına geçince ekini ve nesli fesada verır.2,204-205
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +5
Hakiki Din!
Gonderen: Abdullah Birisi, 2008-08-09 16:26:36
Yazarın ifade etmiş olduğu inançsızlık, son ve ekmel din olan İsma'a murabıt olmayan kimselerin içinde bulunduğu hali ifade ediyor zannımca. Ayrıca Müslüman teröristlerden kastınız Irak ve Filistindeki direnişçiler ise bu meseleyi onları "terörist" şeklinde yaftalayarak çözemezsiniz. Sivillere yönelik eylemleri gerçekleştirenlerin de dinin hakikatine yabancı kaldıkları söylenebilir yoksa Allah'ın da ifade buyurduğu üzere "Muhakkak Allah'ın yanında din İslamdır" ve Allah Resulu'nun öğretisinin dışındaki her türül inanç hakiki manada bir inaçsızlık manası taşımaktadır.
Ez cümle makalede ifade edilen hususlar dikkatlice bakıldıında hakikatin gerçek yüzünü ortaya koymaktadır, unutulmamalıdır ki Kurtuluşun reçetesi, Allah'a ve onu Resulu'nun emirlerine harfiyen uymakla mümkündür, aksi durum her türlü yozlaşma ve çöküntüye yol açacaktır. Vesselam...
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +1
dinsizlik ve islamsızlık ayrı şeyler
Gonderen: Esma Kayışkanat, 2008-08-09 14:23:50
Ben burada islamı yaşamayanları kast ettim.Çünkü Allah katında din islamdır.Ötekileri dinden saymıyorum.Ve islamiyet doğru yaşanıldığında dediklerinizin hiçbiri yaşanmazdı dünyada, en azından Türkiye'de...Beni müslümanların dini farklı telakkileri alakadar etmez,beni peygamberin yaşadığı islam alakadar eder.
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +3
...
Gonderen: nilgün öven, 2008-08-08 18:58:32
Çağımızdaki ahlaki çöküntüyü niçin inançsızlığa bağlıyorsunuz? İnançsız halk yok ki! İnanç insanın fıtratında vardır. Herkesin dini var. İnanmayan bir avuç ateist, tetkik ediniz, yalnızca bilim eksenindeki entellektüel düşünürlerdir. Ortadoğu'da şiddet saçan müslüman teröristler dinsiz midir? Ya Bush, Bush dinsiz midir?Tüm ABD dindarlığın zirvesinde. O halde Irak'ta yaptıklarına ne demeli? Ahlaki çöküntünün nedeni asla dinden uzaklaşmak değildir; çünkü dünyamız hiç olmadığı kadar dindar ve çöküntü yerinde duruyor!
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: -3
teşekkürler
Gonderen: mustafa bulgurcu, 2008-08-03 17:21:28
nefsimizi terbiye edip, dinimizi olduğu gibi öğrenip, yaşamamızı ve yaşatmaya gayret etmemizi bu sayede huzura kavuşacağımızı anlatan bu makaleniz için teşekkür ediyorum. Günümüz şartlarını bahane ederek islam gerçeği ve mümin yaşantısını çarpıtanlar için okunması gereken bir çalışma.
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +3

Yorum Yaz
Alani Kucult | Alani Buyut

busy
Son Güncelleme ( Cumartesi, 02 Ağustos 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
 

Son Yorumlar

E-ilahiyat Ankara'da...
s.a ilahiyetcı olmak çok güzel bir duygu gibi ...
İlahiyat Öğrencileri...
Degerlı kardesım zahmetın ve samımıyetın ıc...
Üveys El-Karanî
Çok iyi ve unutulmuş olan bir konuya değinmişs...
O na Vasıl Olabilmek...
Darwin'in 200. doğum yıldönümü olan 12 Şubat...
O na Vasıl Olabilmek...
tarih bir deverandan ibarettir.islam coğrafyasın...
O na Vasıl Olabilmek...
Galileo ve sonrasındaki bilimsel gelişmeler Kura...
Tesettürü Bekleyen T...
içinde bulunduğumuz şu dönemin en ciddi sorunl...
O na Vasıl Olabilmek...
>metodoloji sorunu; her bilim dalının kendine ha...
O na Vasıl Olabilmek...
Sayın falay; >bilimsel tavır ile istihza asla bi...
O na Vasıl Olabilmek...
'Din değil kilise dogması' dediğiniz ve Galile...

Forumdakiler

6 Ziyaretçi, 0 Üye
 
 

BİZ KİMİZ?

Bize Katılın

BİZE KATILIN

Bize Katılın

VİDEOLAR

videolar

Üyelerimiz

7705 Kayıtlı üye
0 Bugün
6 Bu hafta
809 Bu ay
Son üye: karanfil89