• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ei Panel
Mutluluk PDF Yazdır E-Posta
Yazan Esra Fatma DURSUN   
Çarşamba, 16 Temmuz 2008

Image İnsanlığın var oluşunun en eski dönemlerinden itibaren mahiyeti tartışılan, ancak ne olduğu hakkında kesin ve ortak bir kanıya varılamamış olan sihirli bir kelimedir mutluluk. Hakkında çok şey söylenmiş, çok şey yazılmış ama ‘budur’ denilebilecek bir tarifine rastlanmamıştır. 

Kim bilir, mutluluğun ‘anlatılmaz, yaşanır’ diye tarif edilmesi bundandır belki de. Nihayetinde, göreceli ve soyut bir kavram olduğuna kanaat getirilen ve tanımı mevcut olmayan bu kelimenin sayısız tariflerine rastlamak mümkündür.     

Çokça duyduğumuz mutluluk tariflerinden birkaçını ele alalım şimdi. Sözcüklerin manalarını araştırırken başvurduğumuz ilk kaynaklardan olan TDK sözlüğünde mutluluk, “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli ulaşılmaktan doğan kıvanç durumu” şeklinde tanımlanmıştır. Spiritüalist görüşe göre ise gerçek mutluluk, başkaları için verilen emeklerin ruhta bıraktığı hazlardır, vazifesini yerine getiren varlığın duyduğu huzur ve sevinç halidir. Sadece bu iki tanımda bile sorgulanacak o kadar çok şey var ki, bu kelime ‘sihirli’ sıfatını hak etmiyor değil. Sorgulamaya başlayalım öyleyse: ‘Nedir özlemlerimiz?’ ‘Hizmet nedir, nasıl olur?’ ‘Vazifemiz nedir?’ ‘Kıvanç durumu ve huzur ve sevinç hali dedikleri şey nedir?’ ‘Bu hallere ulaşmanın bir yolu var mıdır?’... Bu ve benzeri soruları sıralamak mümkündür. Ben daha fazla uzatmak istemiyorum. Soruların yanıtlarına gelince; benim yanıtlarım yine bir yığın sorudan oluşacağı için yanıtlama işini sizlere bırakıyorum.

Spiritüalistlerle birlikte daha pek çok kimseyi ortak bir noktada buluşturan hizmet kavramını mutluluğun tarifini sorduğunuz daha nicelerinden de işitmeniz mümkündür. Budizm’in “Bütün mutsuz olanlar, yalnız kendi mutlulukları peşinde koşanlardır. Bütün mutlu olanlar ise başkalarının mutlu olması için çalışanlardır” görüşünde de aynı anlayış alenen ortadadır. Ne de olsa ‘aklın yolu birdir’ demişler. Sizce haksızlar mı? Başkalarına faydalı olduğumuzu hissettiğimizde içimizde oluşan huzurun adına mutluluk denilemez mi? Sizleri bilmiyorum ama benim en keyif aldığım işlerdendir insanlığa hizmet etmek. Hizmeti keyif veren tek şey diye addedemeyiz elbette. Zira daha kıyısından bile geçmediğimiz denizlerin sayısı, okyanusta damla misali. “İnsan ne kadar mutlu olmak isterse o kadar mutludur” diyerek mutlu olmanın bir karar olduğuna dikkat çeken Abraham Lincoln’un tanımı da bu damlalardan birisidir. Ne güzel söylemiş Lincoln mutluluğun bizim elimizde olduğunu iddia ederek. İçinizden ‘Peki ya o kadar kolay mı? İstediğimiz her an mutlu olmamız mümkün mü?’ diye sorguladığınızı hatta hemen ardından da ‘Eğer öyle olsaydı, şu anda bende pekâlâ mutlu insanlardan olabilirdim’ diye bunun mümkün olmadığını ısrarla gösterme çabalarınızı hisseder gibiyim. Oysa sevinerek söylemeliyim ki; yanılıyorsunuz. Çünkü mutluluk insanın bakış açısına bağlıdır.

Nazar ettiğiniz bir olayda nahoş ve üzücü olaylar olabilir ama onun içinde bulunan-illaki vardır- güzel tarafı görebilmektir mutluluk. Bununla ilgili meşhur birde hikâye vardır: Hikâyemizin kahramanı kral bir gün ülkesinin ressamlarına mutluluğu resmetmelerini ferman buyurur. Ülkenin usta ressamlarının uzun ve zorlu uğraşlarından sonra sıra resimleri krala sunmaya gelir. Birinci seçilen resimde, rüzgârın şiddetini ifade eden çizgiler, bir çağlayan ve adeta kontrolsüzce akan bir ırmak ve bu ırmağın hemen yanında da bir ağaç vardır. Ağacın tepesinde ise bir kuş yuvası vardır ve anne kuşun yavrularını beslediği ‘an’ resmedilmiştir. Hükümdarın neden bir kargaşa ortamını anımsatan bu resmi seçtiğini anlayamayan ressamlar arasında bir uğultu kopar ve ardından sorarlar hükümdara neden bu resim diye? Hükümdar cevap verir: “Gerçek mutluluk kargaşa ortamında dışarıda olandan etkilenmeden, geçirgenliğini koruyarak, huzur içinde hayatına devam edebilmektir”  der.

Evet, mutluluk yine çok iyi bilindiği üzere dışarıda değil içimizdedir. Uzaklarda veya büyük şeylerde aramak faydasızdır, çünkü o yakınımızda ve küçük şeylerdedir. Bir kuşun ötüşünde, bir bebeğin içe işleyen gülüşündedir. Açlıktan ölen insanlar mevcutken yiyebildiğin bir lokma ekmekten sonraki şükründedir… Gökyüzünün mavisinin tabiatın yeşiliyle ahenkle dansını seyrederken bir bardak çayı yudumlamaktadır mutluluk… Uykunun en vazgeçilmez yerinde-şafak vaktinde-, herkes uyurken ayakta olup, o temiz havayı solumak, dış dünyamızı aydınlatmakla yetinmeyip, içimize işleyen sıcaklığın kaynağı olan güneşin aheste aheste doğuşunu seyretmektedir. Okuduğunuz kitabın kahramanının mutlu olmasıdır bazen sizin mutluluğunuz… Bu ve benzeri ufacık şeylerdedir mutluluk. Bu ufak şeylerin arasında hüzün veren şeylerde mevcut olsa da yine de güzelliklere bakabilmektir. Bardağın dolu tarafını görebilmektir diye de tarif edebileceğimiz kelimemizle ilgili olarak dikkat edilmesi gereken bir husus da, mutluluğun bir şeylere bağlı olmadığıdır. ‘Şu kadar param olursa mutlu olacağım’ ‘Şöyle bir evim olsun mutlu olacağım.’ ‘Şu kadar puan alırsam, sınıfı geçersem… mutlu olacağım’ Böyle hedefler vardır, ‘armut piş, ağzıma düş’ hesabı, varır varmaz mutluluk beklenen. Öyle de olur aslında, kişi o dediği noktaya geldiğinde sevincinden havalara uçar adeta. Ama adı üstünde o sevinçtir, mutluluk değil. Daha doğrusu sevinmek mutluluk kaynağıdır ama mutluluğun tek kaynağı değildir. İşte buraya dikkat etmeyince sevinçler sona eriyor, yeni talepler peyda oluyor. Tam ulaştım dediğimiz mutlu sonlar böylece yeni birer başlangıca dönüşebiliyor. Bu da bize, mutluluğun bir şeyler elde etmekle-hele de maddi şeyler- olamayacağını gösteriyor. Yine meşhur bir hikâye daha vardır meleklerin bizler bulamayalım diye mutluluğu içimize sakladıklarını anlatan. Melekler ve içimize bir şeyler saklamaları olayı ne kadar doğru bilemeyiz ama bu hikâyedeki 'mutluluğun içimizde bulunduğu' önermesinin gerçek olduğunu söyleyebiliriz. Mademki bu kavram somut değil, his, duygu diye soyut kavramlarla tarif ediyoruz, öyleyse somut şeylerde aramakta yanlış olur. O, içimizdedir, ruhumuzda, zihnimizde, bize ait soyut bir mekânda işte. Mutluluk özümüzdedir, benliğimize işlemiştir. Bu yüzden kime sorsanız kendince cevap verecektir.

Mutluluk nedir diye çevrenizdeki insanlara sorduğunuz takdirde ‘Kişinin sevdiği ile birlikte olmasıdır, sevdiğinin yanında olmasıdır’ yanıtı da almanız muhtemel yanıtlar arasındadır. Bunu diyen dostane yürek, ne güzel, ne doğru söylemiş değil mi? Sevdikleri ile bir arada olmaktan hazzetmeyenimiz yoktur herhalde. Peki ya sevdiklerimizi her şeyin olduğu gibi mutluluğunda Halik’ı Allah için seversek? Peki ya biz Allah’ı seversek? Bundan güzel mutluluk; mutluluğunda, O (c.c)’nu sevmekten güzel tanımı var mıdır acaba? Evet, mutluluk sevgidir. Peki ya sevgi nedir? Kimler sevilir? Yine aklıma gelen onca soru var ama tüm bu sorulara ve cevaplarına değinmeye kalktığımda yine sayfalarca sürebilecek yeni bir tartışma konusu ortaya çıkabilir. Bu nedenle ben mutluluğun mahiyetini araştırmak yerine hepimizin bildiği ‘kendini sevmeyen başkasına muhabbet besleyemez’ anlayışından yola çıkarak bu konuyla ilgili birkaç şey daha söylemek istiyorum. Meşhur bir önerme vardır: ‘Kişi bilmediğinin düşmanıdır’ diye. Eğer bu doğru ise bende ‘kişinin bildiklerine dost olacağını’ söylüyorum. Öyleyse bir şahsın kendine dost olması için önce kendini bilmesi gerekir. ‘Kendini bilmek’ gibi güzel bir sebebin yine güzel sonuçları mevcuttur. Nitekim Hadis-i Şerif’te de buyrulur ki; ‘Men arefe nefsehu fegad arefe Rabbehu (Kendini bilen Rabb’ini bilir.)’ Görüyorsunuz ya tüm kapılar O (c.c.)’na çıkıyor. Bize ruhundan üflediğini buyuran Rabb’imiz’i bilmek,  O (c.c.)’nunla-En Sevgiliyle- beraber olmak, şükretmek, dua etmek, zikretmek, hürmet etmek, ibadet etmek, kısaca O(c.c.)’na layık kul olabilmektir mutluluğun, onun (mutluluğun) ve her şeyin yaratıcısı Allah’a yönelik tarifi. Hakiki mutluluklar sizlerin/sizlerle olsun inşallah…

 

Esra Fatma DURSUN

Kayseri Erciyes Üniversitesi

İlahiyat Fakültesi Lisans Öğrencisi

 

Yorum (1)Add Comment
elinize sağlık
Gonderen: nurdan Fdn, 2008-07-17 12:35:38
mutluluk için giriş mahiyatinde bi yazı. öyle genişki tariflere sigmasının imkanı yok sanırım. Ama Mevlana'nın da dediği mutluluğu aramak mutsuzluğun anasıdır.teşekkürler elinize saglık
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +1

Yorum Yaz
Alani Kucult | Alani Buyut

busy
Son Güncelleme ( Çarşamba, 29 Ekim 2008 )
 
< Önceki
 

Son Yorumlar

E-ilahiyat Ankara'da...
s.a ilahiyetcı olmak çok güzel bir duygu gibi ...
İlahiyat Öğrencileri...
Degerlı kardesım zahmetın ve samımıyetın ıc...
Üveys El-Karanî
Çok iyi ve unutulmuş olan bir konuya değinmişs...
O na Vasıl Olabilmek...
Darwin'in 200. doğum yıldönümü olan 12 Şubat...
O na Vasıl Olabilmek...
tarih bir deverandan ibarettir.islam coğrafyasın...
O na Vasıl Olabilmek...
Galileo ve sonrasındaki bilimsel gelişmeler Kura...
Tesettürü Bekleyen T...
içinde bulunduğumuz şu dönemin en ciddi sorunl...
O na Vasıl Olabilmek...
>metodoloji sorunu; her bilim dalının kendine ha...
O na Vasıl Olabilmek...
Sayın falay; >bilimsel tavır ile istihza asla bi...
O na Vasıl Olabilmek...
'Din değil kilise dogması' dediğiniz ve Galile...

Forumdakiler

4 Ziyaretçi, 0 Üye
 
 

BİZ KİMİZ?

Bize Katılın

BİZE KATILIN

Bize Katılın

VİDEOLAR

videolar

Üyelerimiz

7705 Kayıtlı üye
0 Bugün
6 Bu hafta
809 Bu ay
Son üye: karanfil89