Tercüme
güvenilirliği konusu genelde mananın bir dilden diğer dile aktarımında ortaya
çıkan güçlükler bağlamında ele alınmaktadır. Ancak günümüzde artan dil
felsefesi tartışmaları mananın bir dilin içinde bile ifade edilme problemlerini
otaya koyuyor.
Bu da tercüme ve dil sorunlarının artık iç içe
değerlendirilmesini gerekli kılar. Dolayısıyla İslam dininin ana kaynakları
olan Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerin anlaşılmasında tercüme ve dil
problemlerini birlikte incelenmelidir.
Tercümenin
sağlığını olumsuz etkileyen başlıca faktör diller arasında standart manaları
ifade eden kelimeler bulunmamasıdır. Bir dilde 3 farklı anlamı olan kelime,
diğer dilde her biri de kendi içinde farklı anlamlara sahip 3 farklı kelimeye
tercüme edilmektedir. Bazen de bir dilde kelimesi olan manaları karşılayan
kelime diğer dilde bulunmamaktadır. Bunun kelime kullanıldığı toplumda bir ruh
kazanmakta ve bazı çağrışımlar yapmakta, hâlbuki tercümesi olan kelimeler diğer
dilde başka bir ruh ve çağrışıma sebep olmaktadır. Burada kelimenin kendisini
değil, manasını tercüme etmek şeklinde bir çözüm arayışına gidilmiştir. Buna
göre direk kelimeler değil de, kelimenin kullanıldığı dilde çağrıştırdığı şey
tespit edilir ve diğer dilde bunu çağrıştıracak mana yakalanmaya çalışılır.
Örneğin Almanca bir deyim olan “İch verstehe nur Bahnhoff” cümlesi direk
tercüme edildiğinde “Sadece istasyon anlıyorum” olarak Türkçeye
çevrilir. Hâlbuki bu cümleyi Almanlar söylenen şeyden hiçbir şey
anlamadıklarını ifade etmek için kullanırlar. Türkler ise bu mana için “Fransız
kaldım” demektedir. O zaman cümlenin tercümesi “Fransız kaldım”
olacaktır ki Almancadaki halinde ne Fransa, ne de kalmak kelimesi
bulunmamaktadır. Bunun bir çözüm olup olamayacağı üzerinde durulurken şu soru
hemen akla gelmelidir. Diller arasında standart bir mana-kelime uyumu yoksa
kelimelerde sağlanamayan uygunluk manalar da nasıl sağlanacaktır. Bu sefer de
aynı manayı karşılayan birçok kelime sorunu karşımıza çıkar.
Dil
felsefesi tartışmaları Modernizm eleştirisi ile yakından ilişkilidir.
Wittgenstein’ın hem mantıkçı pozitivizme hem de dil oyunlarına yönelik
açıklamaları, Hermeneutik, dekonstrüksiyon gibi akımlar tartışmaya yön
vermektedir. Buna göre manayı kendi dilinde bile ifade etmenin bir yolu
olmadığı iddia edilebilmekte, hatta manayı kişinin başkalarına değil kendisine
bile ifade edemeyeceği belirtilmektedir. Sayısız ihtimalle ifade edilmeye açık
bir manayı ifade etmeye başlamak onu açığa çıkabileceği pek çok şekil arasından
bir şekle hapsetmektir. Diğer taraftan kelimeler ve onların bize yaptığı
çağrışımlar bilinçaltımızın, toplumun, kültürümüzün, dilimizin, dinimizin vb.
netleştirilemez tesirleri altındadır. Aslında hissettiğimiz manalar bile ifade
edilmezden evvel bize açık olmayan tesirlere maruzdur ve biz hislerimizin bile
bize ait mi yoksa bizim irademiz söz konusu olmaksızın gelişen şeyler mi
olduğunu bilmiyoruz. Burada Gorgias’ı hatırlarsak aslında bu tartışmanın hiç de
yeni olmadığını kabul etmemiz gerekir.
İslam
kutsal metinlerinin tercümesi sorunundan evvel o metinlerin kendi dillerindeki
manaları bile tartışmalıdır. Allah kullarına farklı manalar çağrıştıran bir
kelimeler dizini indirmiştir. Acaba makul bir tek manada birleşilmesi için mi,
makul mana ihtimalleri arasında serbestlik için mi, yoksa herkese ayrı ayrı
bireysel olarak çağrıştırdığı şeyler için mi? İlk ihtimali ele alalım, buna
göre Kur’an-ı Kerim’deki cümleler aslında bir tek manaya delalet eder ve
murad-ı ilahi bunun tespit edilmesidir. Bu yanlıştır, çünkü böyle bir şey
mümkün olmadığı gibi Allah Azze Vecelle ve Resulü Hz. Muhammed, ümmet arasındaki
ihtilafı bizzat beyan ve takrir etmişlerdir. Bu uğraş içinde olan ve
Müslümanları tek bir manada buluşturmaya çalışan kişiler imkânsız ve süfli bir
emel peşindedir. Bu emel üzerinde Modernizm tesirleri açıkça görülebilir.
İkinci ihtimal sahih ve İslam geleneğinde uygulanmış olandır. Üçüncü ihtimal
ise egosantrik bir İslam anlayışına yol açacaktır ki makul olmayan manalar niyetle
temize çıkarılamaz. Ameller ancak aklın izin verdiği ölçüde niyetlere göredir.
Mükerrem Mete
Uludağ İlahiyat 4. Sınıf Öğrencisi
|