|
İlahiyat, Tefsir ve Bologna Süreci
Tefsir Anabilim Dalı V.
Koordinasyon Toplantısı Üzerine
( 30 Mayıs–01 Haziran 2008
İstanbul )
30 Mayıs–01 Haziran 2008 tarihleri arasında Zübeyde
Hanım Öğretmen evi’nde yapılan, Tefsir Anabilim Dalı V. Koordinasyon toplantısına
Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi ev sahipliği yaptı.
Tefsir alanında
çalışan öğretim üyeleri, okutman ve araştırma görevlilerinin katıldığı programa
tüm ilahiyat fakültelerinden katılım oldu.
Biz bu yazımızda
söz konusu toplantıdan notlar aktarıp aynı zamanda toplantı vesilesiyle gündeme
gelen AB Bologna sürecinde İlahiyat ve Tefsir eğitimi hususunda bir kısım
düşüncelerimizi paylaşacağız.
Tefsir Anabilim
Dalı V. Koordinasyon toplantısının ilk gün (30 Mayıs Cuma) açılışın
ardından “Tefsirin geçmişi ve
geleceği” konusu etrafına
konuşmalar ve tartışmalar yer aldı. İkinci gün (31 Mayıs Cumartesi) ise,
program iki ayrı grupta devam etti. A grubunda her fakülteden en az bir
temsilcinin bulunduğu çalıştay programı tüm gün sürdü.
Çalıştayda Tefsir
Anabilim Dalı’nın eğitim öğretim meseleleri, Tefsirin İlahiyat
Fakültelerinin müfredatı içerisindeki yeri, derslerin yeterli olup olmadığı
üzerinde duruldu. Dersler, ön şartlı dersler, müfredat, meslekî uygulamalar ve ilahiyat fakültelerine hazırlık sınıfının
tekrar kazandırılması gibi konular tartışılarak, tefsir öğretiminin problemleri
için çözüm önerileri getirilmeye çalışıldı.
Genele açık
bildirilerin yer aldığı B grubunda ise İlâhiyat fakültelerinde Kur’ân
eğitim-öğretimi; sorunları ve çözüm önerileri, Tefsir derslerinde teknik
cihazlardan özellikle bilgisayar imkânlarından yararlanma, yüksek lisans ve
doktora programlarında okutulması gereken dersler ve okutma yöntemleri ve Tefsir
alanında yapılmakta olan yüksek lisans ve doktora tezlerinin nasıl olması
gerektiği konuları üzerinde duruldu.
Programın son
gününde (1 Haziran Pazar) A grubu
çalıştay kararları tartışmaya açılarak rapor haline getirildi. “İlahiyat
fakültelerinde tefsir derslerinin yeri ve müfredat programı-çalıştay kararları”
na konulan en önemli başlık ilahiyat fakültelerine tekrar Arapça hazırlık
sınıflarının açılma talebidir. Hazırlık sınıfı teklifinin arkasında öğrencinin
iyi bir altyapı ile Temel İslam Bilimleri ve Tefsir derslerine hazırlanacağı
düşüncesinin yanı sıra, 4 yıllık ilahiyat müfredatından Arapçanın hazırlık
sınıfına çekilmesi ile diğer derslere müfredatta daha fazla yer açılacağı kanaati
de hâkimdi.
Kararlarda yer
alan en önemli başlıklardan bir diğeri de İlahiyat fakülteleri müfredatı gözden
Avrupa Birliği ve özellikle de Bologna sürecinin dikkate alınması gerektiğidir.
Yaşam boyu öğrenme ve kalite güvencesini önceleyen Bologna sürecinde eğitim “öğrenci
merkezli” düşünülmekte ve öğrenciye bilgi, beceri ve yetkinlik kazandırma hedeflenmektedir.
Bu süreçte özellikle bölüm bazında stratejik plan önemlidir. İlahiyat
fakülteleri her ne kadar kendi içinde Temel İslam Bilimleri, Felsefe ve Din
Bilimleri ve İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü olmak üzere üç bölüm olarak
gözükmekle beraber, icraatta bu bölümler kendi öğrencisini alıp mezun etmek
gibi bir ayrıcalığa sahip değildirler. Bir başka ifade ile ilahiyatlarda yer
alan bu bölümler aslında bir anlamda kâğıt üzerinde kalmakta, fakülte bir bölüm
olarak işlev görmektedir. Bu durumda İlahiyat fakülteleri bir bütün olarak bu
stratejik planı yapmak durumundadır. Stratejik plan yapılırken dış paydaşlar
önem arz etmektedir. Dış paydaşlardan kasıt genelde mezunlar, işverenler,
meslek odası temsilcileri gibi başlıklarda toplayabileceğimiz unsurlardır ki
İlahiyat fakülteleri söz konusu olduğunda bunlar Diyanet İşleri Başkanlığı,
Milli Eğitim Bakanlığı anlamına gelmektedir. Nitekim Tefsir Koordinasyon Toplantısı
çalıştay kararları içinde yer alan “İlahiyat fakültelerinin müfredatlarında
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının taleplerinin de dikkate
alınması” aslında aynı zamanda Bologna sürecinin de bir gereğidir.
Bologna süreci
sadece “dış paydaşları” değil “iç paydaşları” da önemsemektedir.
İç paydaşlar ile kast edilen ise müfredatın bizzat icrasını yapan öğretim
üyesi, bölüm personeli ve bu müfredat ile yetkinlikler ve beceriler
kazandırılması düşünülen öğrencilerdir. “Nasıl bir mezun isteniyor?”
sorusu belki de dikkate alınması gereken en önemli sorulardan biridir. İlahiyat
öğrencisine mesleki ve etik sorumluluk anlayışının kazandırılması ve çağdaş
sorunlar hakkında bilgi sahibi olmaya teşvik edilmesi en az ona mesleki
yetkinlikler ve beceriler kazandırmak kadar önemli görülmektedir.
Öğrencinin “Yaşam
boyu aldığı eğitimin kredilendirilmesi” hususunu da önemseyen Bologna
süreci öğrencinin formal/informal yollarla aldıkları becerinin
kredilendirilmesini de öngörmektedir. Bunun ilahiyat fakültelerine yansıyan
oldukça önemli tarafları bulunmaktadır. Örneğin, hafızlık eğitimi almış bir
İlahiyat öğrencisinin, lisans öncesinde kazandığı bu yetkinliği lisans
eğitiminde kredilendirmek mümkün olabilir mi? Hafız bir öğrencinin genel
öğrenciye açılan Kur’an derslerinden muaf tutulması bunun yerine Kıraat
noktasında daha üst seviyede bir ders açılarak kendini geliştirmesi ya da
İlahiyatın diğer alanlarında daha fazla kredi alması sağlanabilir mi? Aynı
durum lisans öncesi Arap dilinde kendini geliştirmiş bir öğrenci için de geçerlidir.
İlahiyat eğitiminin
kendine has bir kısım özelliklerinden ötürü, AB süreci ve İlahiyat eğitimi
konusu aslında üzerinde özenle durulması gereken bir konudur. Avrupa Birliği
ülkelerindeki İlahiyat/theology eğitimlerine baktığımızda ülkelere göre
farklılıklar olduğu açıktır. Ülkemizdeki ilahiyat eğitimini AB sürecinde bir
ülkeden olduğu şekilde adapte etmek eğitim açısından uygun olmayacağı gibi
tümüyle konuya bir adaptasyon olarak bakmakta yanlış olacaktır. AB ve Bologna
Süreci “temel kriterleri ve prensipleri” modern eğitimdeki açılımlar
noktasında değerlendirilerek İlahiyat fakültelerinin söz konusu sürece uyumu
sağlanabilir.
Tefsir
Koordinasyon toplantısının, her ne kadar detay olarak tartışmaya açmayıp AB ve
Bologna sürecini çalıştay kararlarında bir başlık olarak gündeme getirmesi bile
bu açıdan önem arz etmektedir.
Koordinasyon
toplantısında atılan en somut adım ise Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora
seviyesinde, “Tefsir Dersleri genel yeterlilik ölçütleri”ni belirlemek
için yedi kişilik bir komisyonun kurulmuş olmasıdır. Bununla “imkân
nispetinde müfredat birliğinin oluşturulması yönünde İlahiyat Fakülteleri
arasında işbirliği ve eşgüdümün sağlanması” hedeflenmektedir. Söz konusu komisyonun
hazırlayacağı raporun 2009 yılında Erzurum’da yapılması kararlaştırılan Tefsir
Anabilim Dalı VI. Koordinasyon toplantısına sunularak müzakere edilmesi düşünülmektedir.
Programa ev
sahipliği yapan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine teşekkürler.
Doç. Dr. Bilal GÖKKIR
|