Hocam:
“İlahiyat serüveniniz nasıl başladı, nasıl ilahiyatçı oldunuz, ilahiyatçı
olmaya nasıl karar verdiniz?”
Ben İslami yaşantısı oldukça güçlü bir ailede çocukluğumu geçirdim. Çocukluğumdaki
dini duygularımın oluşmasında dedemin önemli bir rolü vardır. Dedem küçükken
mutlaka bizi camiye götürürdü. Daha ilkokula başlamadan önce bizim camiyle bir
tanışıklığımız söz konusu… Özellikle gündüz vakitlerinde sürekli camiye
giderdik. Cami hayatımız ilkokul talebeliği döneminde de devam etti ve o
günlerde biz camilerde müezzinlik yapmaya başladık. Bulunduğumuz yer o zaman
merkeze yakın bir köy durumunda idi. Şimdi orası belde oldu, hatta şehirle
bitişti.
Tabi cami hayatı ve ailemizin sahip olduğu İslami yaşamın, dini duygularımızın
gelişimine katkısı büyüktür. İlkokuldan sonra ortaokula devam ettim.
Ortaokuldan sonra ise İmam hatip’in lise kısmına gittim. Ortaokul hayatım da ilkokul
hayatım gibi güzel bir şekilde devam etti. Ortaokulda da namazımı hiç terk
etmedim. Beş vakit namazımı hep kılmışımdır. Yedi yaşımdan itibaren namaz
kılmaya başladım ve ondan sonra namazlarımı hiç aksatmadım. Ortaokulda din
derslerine oldukça ilgim vardı. Ortaokuldan sonra düz liseye mi imam hatip
lisesine mi gitmem konusunda karar alınacağı vakit babam gönlünün imam hatip lisesine
gitmemden yana olduğunu söyledi. Babamın bazı arkadaşları ise düz liseye gitmem
yönünde ısrar ediyorlardı. Tabi o gün için biz bu konularda belli bir fikir
sahibi değildik. Yalnız ben ortaokul yıllarında imam hatip öğrencilerine çok
imrenirdim.
İmam hatip lisesi, orta kısım 1. sınıf öğrencilerinin güzel Kur’an
okumaları, benim imam hatip lisesine karşı istekli olmamda etkili olmuştur. İmam
hatip lisesinde okuyan öğrenci arkadaşlarım vardı. Onların dini güzel bir
şekilde öğrenerek dini bilgi sahibi olmaları benim imam hatip lisesine ilgiyle
bakmamı sağlamıştır. Ailem de zaten İmam Hatip Lisesi’nde okumamı istiyordu.
Ben de İmam Hatip Lisesine kaydoldum. Bu benim için oldukça önemli bir olaydır.
İmam hatip lisesinde çok başarılı bir öğrencilik hayatım oldu. Derslerim
oldukça iyiydi. Bütün derslere ilgim vardı. O günlerde imam hatip lisesinde
siyasal ve hukuk gibi sosyal branşlara olan alaka yoğundu. İlk etapta onları
istiyorduk. Ben daha sonra ilahiyatı
tercih ettim ve ilahiyatı severek okudum. Benim ilahiyatta okumamı sağladığı
içi Allah’a çok şükrettim. Özellikle ilahiyat 2. sınıftan itibaren -bizim
zamanımızda Yüksek İslam Enstitüsü idi- iyi ki ilahiyata gelmişim dedim.
Özel dersler aldım. Kendimi iyi yetiştirmeye çalıştım. Özellikle Kuran’a çok
ağırlık verdim. Kuran-ı Kerim’le sürekli haşır neşir oldum. Aşağı yukarı teneffüslerde
bile sürekli Kur’an-ı Kerim, meali ve tefsir okurdum. Kısacası ilahiyatçı
olmamadaki en büyük sebep; küçük yaştan itibaren dini bir ortamda yetişmiş
olmam gelmektedir, diyebilirim.
Hocam;
“Neden tefsir alanını tercih ettiniz?”
Çalışacağım alan konusunda ilk tercihim tefsirdi. Tefsire ilgim daha çok
talebelik yıllarımda Kur’an-ı Kerim’ yoğunlaşmamdan kaynaklanmaktadır. O
günlerde Türkçe ve Arapça tefsirler okudum. Tabi bunlar da tefsir alanına olan
ilgimin sebeplerinden sayılabilir. Fakat o zaman şunu düşündüm: Kur’an
dinimizin temel kaynağı. Kuran’ı iyi anlayabilirsek işin temelini halletmiş
oluruz. Allah’ın Kitabını en iyi şekilde anlamak bizim en önemli görevimiz.
Cenabı hak bize bir mesaj göndermiş.
Bu mesajı en doğru şekilde anlarsak dini
de en güzel şekilde anlamış oluruz. Tabi Kuran’ı anlamak için hadis, kelam,
fıkıhı da anlamak önemli… Dolayısıyla tefsirin bu branşlarla da çok yakın
ilgisi var. Diğer taraftan sosyal branşlar, yani sosyoloji, psikoloji ve
benzeri branşlar ile de direkt yahut dolaylı ilişkisi var. Dolayısıyla tefsirle
meşgul olduğunuz zaman diğer ilim dallarıyla da meşgul olmuş oluyorsunuz; ama
asıl amaç Allahın kelamını en doğru şekilde anlamak. Bütün bu sebeplerden ötürü
tefsiri tercih ettim…
Hocam:
“İlahiyat Fakültesi öğrencileri olarak bize tavsiyeleriniz nelerdir? “
Evvela talebelik hayatınızı çok iyi değerlendirmeniz gerektiğini
düşünüyorum. Talebelik hayatınızda kendinizi iyi yetiştirmeniz gerekir.
Özellikle hangi alana ilgi duyuyorsanız, o alanla ilgili çalışmalarınız oldukça
önemli… Diğer yandan ilahiyatın genel bilgisi dediğimiz ilahiyat kültürüne her
öğrencinin sahip olması gerekiyor. Yani bir ilahiyatçının mutlaka bilmesi
gereken temel bilgiler ve dersler vardır. O dersleri iyi bir şekilde kendimize
mal etmeliyiz.
Onları hallettikten sonra da bir ilim dalına yönelmek
gerektiğini düşünüyorum. 3. sınıfın 1. dönemi sonuna kadar bahsettiğimiz bu
ilahiyat kültürünü kazandıktan sonra, 3. sınıfın 2. döneminden itibaren de
belli bir alana yönelip, o alanda çalışmalara devam etmenin faydalı olacağı
kanaatindeyim; çünkü öğrencinin yüksek lisans ve doktora yapacağı alanı önceden
tercih etmesinde büyük yararlar mevcuttur. Son olarak öğrencilere; daha ziyade
dini ilimlerle alakalı kitaplarla birlikte farlı alanlarda çok kitap okumaları,
genel kültüre yönelik çalışmalar yaparak kendilerini geliştirmeleri, ilgi
duydukları alanlar ile alakalı olarak da özel ders almalarını tavsiye ediyorum.
Mevcut bulunan öğrenci kulüp ve topluluklarında birtakım bilimsel faaliyetlerde
ve sosyal etkinliklerde bulunmanın da ileride siz öğrenciler için çok faydalı
olacağını, kendinizi buralarda da geliştirmeniz gerektiğini düşünüyorum…
Teşekkür
ederiz hocam…
Ben teşekkür ederim…
Şule
HARAL – Cumhuriyet İlahiyat