|
Türkiye’de Selçuklu Tarihi’ni ilk olarak hakiki manada tetkik eden ve fikri cephesi ile devrinde Anadolu gençliğine nur saçan Prof. Dr. Osman, Turan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezinde düzenlenen bir panelle yad edildi.
Oturum başkanlığını Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Kara hocamızın yaptığı panelde, oturuma katılan diğer hocalar şunlardı: Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Ahmet Yaşar Ocak ( ki kendisi aynı zamanda Yozgat İmam Hatip ve İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü mezunudur), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. İhsan Fazlıoğlu, Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. Sait Polat ve Polis Akademisi’nde Türk Siyasi Tarihi ile İnkılap Tarihi dersleri veren Prof. Dr. Ali Birinci.
Oturum başkanı İsmail Kara hocamız, Osman Turan’ın hayatı hakkında genel çerçeveyi çizdikten sonra şahsiyetini oluşturan tarihçiliğini, fikir ve siyaset adamlığını ifade ederek konuşma sırasını ilk olarak Osman Turan hakkında kitabı bulunan ve katılımcılar arasında hoca hakkında en fazla malumat sahibi olan Prof. Dr. Ali Birinci’ye verdi.
Osman Turan’ı şahsen ve de yakinen tanıyan Ali Birinci, hocanın hayatının yanlış bilinen veya bilinmeyen yönlerini dinleyiciler ile paylaştı. Ali Birinci, hocanın siyasete girmek sureti ile hocası Fuat Köprülü’nün izinden gittiğini belirterek kendisinin hocaya bunu eleştirel bir şekilde aktardığını ancak hocanın “ben mebusken bile ilimden kopmadım ki” şeklinde bu eleştiriye gayet munis bir şekilde cevap verdiğini söyledi. Ali Birinci, hocanın munis ve yumuşak tabiatlı, başkası için kötülük düşünmeyen biri olduğunu belirterek, hocanın siyasetten sonra fakülteye geri dönmesine mani olanlardan Faruk Sümer (ki hoca kendisinin elinden tutup fakülteye asistan olarak alıp yetiştirmiştir) hakkında hocanın, mezkur vakıadan sonra “ iyi tarihçidir” diyerek aleyhinde tek kelam etmediğini, hocanın, ilmi meselelerde lafı kıvırmadan düz bir biçimde hakikati ifade ettiğini, sadece ilim abidesi değil aynı zamanda bir şahsiyet abidesi olduğunu ifade etti. “Kaleminden çıkan her yazı mühim, çünkü tefekkür ürünü” diyen Ali Birinci, bu sebepten hocanın tüm makalelerinin külliyat halinde basılması gerektiğini de ifade etti.
Ali Birinci hoca konuşurken söz alan Osman Turan hocanın yeğeni Hasan Turan, amcası hakkında bilinmeyenleri kısaca anlattı. Ancak bunlar içinden en dikkat çekici olanı masonların teklifiydi. Hasan Sert’in anlattığına göre hoca Yassıada’da yargılanıp on altı ay hapis yatmasının akabinde gazetelerdeki makalelerine geri dönmüş, ilmi ve fikri birikimini Anadolu gençliği ile paylaşmaya başlamıştır. Bu sırada devrin Mason üstad-ı Azamlarından biri hocaya gelerek ki hocanın da bir vesile ile tanıdığıdır, masonluk ve komünizm ile mücadele eden hocanın bu minvaldeki yazılarına son vermesi karşılığında kendisine Başvekillik teklifi yapmış ancak Osman Turan: “ O zaman Osman Turan, Osman Turan olmaz” şeklinde cevap vermiştir. Hasan Turan, bu teklif yapıldığı vakit hocanın Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ndeki görevine geri dönememiş bir halde olduğunu belirtti. Hoca o kadar sıkıntılı olduğu bir dönemde dahi böyle bir vaade tevessül etmeyerek şahsiyetini ortaya koymuştur.
Ali Birinci’den sonra söz alan tarihçi Doç. Dr. Sait Polat hocanın Selçuklu Tarihi alanında aşılamaması sebebi ile eserlerinin ciddi bir tenkid ve tetkike uğramadığını belirterek, Osman Turan’ın hocası Fuat Köprülü’nün klasik Osmanlı eğitiminden geçmesinden ötürü tarih anlayışının daha geniş olduğunu, Osman Turan ve arkadaşlarının ise Fransızca bilmeleri hasebiyle Fransız tarih anlayışını etkisinde kaldıklarını, bu sebeple Fuat Köprülü’de görülen özgün tarih üslubunun Osman Turan’da görülemediğini ifade etti. Ayrıca Osman Turan’ın, dini kavramların kullanılmasının yasak olduğu bir dönemde tarih yazımında din temasını sık vurgulamasını Osman Turan’a özgü bir ayrıcalık olarak zikreden Sait Polat, bu durumun onun Türk-İslam fikriyatçısı olmasından ileri geldiğini, ancak bu şekildeki tarih yazıcılığının onu halk nezdinde muteber, akademi dünyasında dışlanmış bir hale düşmesine sebep olduğunu ifade etti. Sait Polat sözlerine, hocanın yazmış olduğu Selçuklu Tarihi’nden sonra Selçuklu Tarihi yazılmadığını-yazılamadığını belirterek son verdi.
Doç. Dr. Sait Polat’ın akabinde söz alan İhsan Fazlıoğlu ise bir felsefeci olması hasebiyle kavramlar dünyasına giriş yaparak evvela tarih metodolojisini ele aldı. Hocanın Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi isimi eserindeki metafizik yaklaşımının dönemin siyasi durumu ile yakında alakalı olduğunu ifade eden Fazlıoğlu, ulus devletlerin geçmişlerini mitsel hale getirerek yeni bir gelecek inşa etme eğiliminde olduklarını, hocanın da metafizik tarih anlayışı ile bu millete bir gelecek inşa etme sevdası ile hareket ettiğini ifade etti. Türk tarihinin hiçbir dönemde kesintiye uğramadığına da dikkat çeken Fazlıoğlu, Türk tarihinin bu sebeple sadece epistemolojik değil, aynı zamanda bir gelecek tasavvuru oluşturması açısından metafizik olarak da ele alınması gerektiğini vurguladı.
Doç. Dr. İhsan Fazlıoğlu’ndan sonra söz alan tarihçi Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak hoca ise evvela Türkiye’deki akademi dünyasının Batı’daki akademi dünyasının aksine vefat etmiş ilim adamlarına hakkıyla sahip çıkmadığını ve bu durumun esef verici olduğunu ifade etti. Bernard Lewis’in “ Müslüman olan hiçbir millet Türk milleti gibi kendini İslam’a gömmemiştir” cümlesine atıfta bulunarak hocanın yazdığı makaleleri iki noktada toplayabileceğimizi belirtti. Birincisi “ Türkler İslam’a nasıl girmiştir”, ikincisi “ Türkler İslam’a girdikten sonra nasıl bir hal almıştır?”. Hocanın kitaplarındaki ana unsurların “milli, İslami ve insani” kelimeleri olduğunu ifade eden Ahmet Yaşar Ocak hoca, hocanın yazmış olduğu makaleleri salt tarihçi kimliği ile değil, İslami kimliği ile yazdığını ifade etti. Osman Turan hocanın tezlerinin teker teker ele alınarak yuvarlak masa toplantılarına konu edilmesi gerektiğini belirten Ocak, Türk tarihi yazımında bilhassa akademi dünyasında Türkler ve İslam hakkında ciddi bölümlerin olmadığını ve bu durumun kabul edilemeyeceğini söyleyerek sözlerini bitirdi.
Prof. Dr. Osman Turan’ın yayımlanmış eserleri şunlardır: On İki Hayvanlı Türk Takvimi (1941), Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti (1965), Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi (1969), Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi (1973), Selçuklular ve İslamiyet (1971), Türkiye Selçukluları Hakkında Resmi Vesikalar (1958), Selçuklular Zamanında Türkiye (1971), Türkiye'de Manevi Buhran Din ve Laiklik (1964), Türkiye'de Komünizmin Kaynakları (1965), Vatanda Gurbet (1980), Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları (1980).
Prof. Dr. Osman Turan hakkında daha fazla bilgi için bkz. Osman Turan, Prof. Dr. Ali Birinci, Alternatif Yay.
Prof. Dr. Osman Turan Hayatı Ve Eserleri, Nevzat Topal, Türk Yurdu Yayınları,2004
Haz: Abdurrahman Mıhcıoğlu
E-İlahiyat İstanbul Muhabiri
|