• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ei Panel
ANASAYFA arrow ARŞİV arrow Tüm Kategori arrow İlâhî Basın arrow Ya Bize Türkçeyi Öğretin ya da Âlimlerimizin Eserlerini Arapçaya Çevirin
Ya Bize Türkçeyi Öğretin ya da Âlimlerimizin Eserlerini Arapçaya Çevirin PDF Yazdır E-Posta
Yazan Ravza Cihan -Sakarya İlahiyat   
Cumartesi, 15 Aralık 2007
kevseri.png
Suudi Arabistan’tan Muhammed er-Reşîd ise M. Zahid Kevseri’nin eserlerinin Urduca’dan Hintçe’ye, hatta İngilizce’ye kadar birçok dile çevrildiğini ancak Türkçeye çevrilmediğine dikkat çekti. Kevseri’nin İstanbul’dan ayrıldığında tam donanımlı bir âlim olduğunu, bu yüzden İstanbul’da da eserler neşrettiğini, zira...
Suudi Arabistan kütüphanelerindeki bazı kitaplarda onun İstanbul’daki eserlerine atıfta bulunulduğunu ancak o eserlerin henüz Arapça’ya tercüme edilmediği, belki de kaybolduğunu söyledi. Muhammed er-Reşid, salonda alkışlanan şu teklifte bulundu..

“Ya bize Türkçe öğretin ya da Kevseri gibi önemli âlimlerinizin eserlerini Arapçaya çevirin! İlim adamlarınızı Arap dünyasına, dünyaya tanıtın ki, kaybolup gitmesinler.”Muhammed er-Reşid, Türkiye’deki bir üniversiteye Zâhid Kevseri adının verilmesini ya da önemli üniversitelerden birinde Zâhid Kevseri Kürsüsü kurulması gerektiğini belirterek konuşmasını tamamladı.



HAYATIN HER ALANINDA TEVHİD ARAMIŞTIR”
Sempozyumun ikinci gününün ilk oturumunda konuşan Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, M. Zâhid Kevseri’nin Osmanlı’nın yetiştirdiği son devrin müçtehid düzeyinde bütünlükçü bir İslam âlimi olduğunun altını çizerek, “Hem Osmanlı’nın hem de Osmanlı hinterlandının parçalanmasını yakinen görmüş bir inkıraz döneminin insanıdır. Dolayısıyla böyle dönemlerin âlim ve mütefekkirlerinde fikir istihalelerinin yoğun yaşanması ve dillerinin biraz muğlak olmasına rağmen, aksine biz Kevseri’nin fikirlerinde bir istikamet görüyoruz. O, başta Arap dili ve edebiyatı, fıkıh, hadis, mezhepler tarihi, İslam tarihi, Kur’an-ı Kerim olmak üzere kelam ilminde de derin ve köklü bilgi sahibidir. Bu alanla ilgili de gerek te’lif, gerek tahkik ve gerekse ta’lik alanında birçok eser vermiştir” dedi. M. Zahid el-Kevseri’nin Osmanlı hinterlandının emperyalistler tarafından parçalandığı tarihsel bir dönemde yaşadığını anımsatan Prof. Dr. Altıntaş, “Belki de bundan dolayı o, hayatın her alanında bir tevhid aramıştır. Bu parçalanmışlığı yeniden tevhid etmeye, sadece siyasi coğrafya ile sınırlandırmamış, itikat ve fikir alanına da taşımıştır” diye konuştu. M. Zahid Kevseri’nin mezhep taassubundan ziyade bir ilim adamı olarak muhatabının fikirlerinde mantıklı tutarlılık aradığını kaydeden Prof. Dr. Altıntaş, tebliğini şu cümlelerle tamamladı:
“Geleneğimizin hem hafızı hem de muhafızı olarak değerlendirdiğimiz M. Zâhid el-Kevseri, ne Müslümanların sorunlarına kayıtsız kalacak şekilde körü körüne geleneğe sığınmıştır ne de tamamen bir medeniyet imhasının adını, din anlayışlarında yenilik koyanların cazibesine kapılmıştır. O, gelenekten yana bir tutum sergilemekle birlikte tutarlı ve kalıcı olan yeniliklere de daima açık olmuştur. Ona göre, faydalı olan yenilik, evrenin sırlarından yeni bilgiler elde ederek onu hayatın ihtiyaçları için kullanmak, ahlaki bozulma ve dini sarsıntıların sebeplerini gidermek suretiyle, toplumun işlerini ıslah etmektir. İslam toplumlarının konumunu yükseltecek ve diğer milletlere muhtaç olmaktan kurtaracak şey, böyle bir bakış açısıdır. Günümüzde İslami ilimlerin metodolojisinin tartışıldığı dönemde, onun izlediği yöntemin ufuk açıcı ve öğretici olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.”



Oturum Başkanı Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Çelebi de birkaç üniversitede M. Zâhid Kevseri’nin hayatı, eserleri ve ilmi kişiliği üzerine yüksek lisans ve doktora çalışması yapılmasının zaruri olduğunu belirtti.
Sempozyum’daki önemli tebliğlerden biri de Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Halil İbrahim Bulut’a aitti: Kevseri’ye göre İslam mezhepleri ve fikir ayrılıklarının sebepleri. Kevseri’nin mezhepler tarihiyle ilgili eserlerinin çok önemli olduğunu kaydeden Doç. Dr. Bulut, “Neşrettiği eserler İslam mezhepleri tarihinin ana kaynakları arasındadır. Bu eserlere yazdığı mukaddimeler ve makaleler sahanın uzmanlarınca göz ardı edilemeyecek ehemmiyete haizdir. Kevseri, Asr-ı saadet döneminden başlayarak Müslümanlar arasında fikir ayrılıklarının ortaya çıkmasının arka planına ışık tutmaya ve bu ayrılıkların sebeplerini izah etmeye çalışır. Bu bağlamda o, art niyetle kimselerin faaliyetleri, ridde savaşlarının olumsuz etkileri, ehil olmayan kimselerin girift konularda konuşmaları, cahiliye anlayışının tamamen yok edilememesi ve farklı kültürlerle karşılaşmalar gibi faktörler üzerinde durur ve bunların mezheplerin ortaya çıkmasındaki rollerini izah eder. Kevseri, mezhepler ve onların teşekkülünde etkili olan Saiklerle ilgilenirken asıl hedefi Ehl-i Sünnet anlayışını savunmak, onun doğruluğunu ve İslam’ın özüne uygun olduğunu ortaya koymaktır” diye konuştu.



Doç. Dr. İbrahim Hatipoğlu ise merhum Muhammed Zâhid Kavserî’nin münekkit, müdakkik, tahkik ehli bir büyük İslâm alimi olduğunu vurgulayarak, “Onun ilmî kişiliği bu sempozyum vesilesiyle de kendisini gösteren, sadece bilimsel yönü ve yazdıklarıyla değil, ilmî ve manevî önderliği ve insanlarla çok boyutlu biçimde iletişim kurmasıyla da tezâhür etmiştir. Farklı kültür ve medeniyetleri tanıyan, kriz dönemi âlimlerinden olması münasebetiyle Kevserî, fıkhı, hadisi, tasavvufu ve kelâmı bünyesinde cem etmiş, İslâmî ilimlerin her birini inşâî bir şekilde düşüncesinin merkezine yerleştirerek karşılaştığı sorunları halletme yoluna gitmiş ve irtihâlinin üzerinden geçen bunca zamana rağmen, onun himmetine koşanların çokluğunu ispatlarcasına, İslâm dünyasının pek çok yerinde, ciddi çalışmalara konu edilmiştir, bundan sonra daha derinlikli biçimde çalışılmaya devam edilecektir” diye konuştu.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz’ın başkanlığını yaptığı sempozyumun son oturumunda, M. Zahid Kevseri’nin bid’atlere karşı mücadelesine yer verildi. Katar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Din Muhammed, M. Zâhid Kevseri’nin inanca dair bid’atlere karşı mücadelesine değindi. Kevseri’nin her zaman inanç sapmasına karşı insanları uyardığını kaydeden Prof. Dr. Muhammed, “Akide konusundaki bid’atlerle mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmemiştir. İhlas sahibi bir âlim olduğu için tüm ilimlerde üstün başarılar nasip olmuştur. Kevseri bütün hayatını zühd içinde yaşadı, ilayı kelimetullah için mücadele etti” diye konuştu.



KAPANIŞ VE DEĞERLENDİRME
Kapanış ve değerlendirme oturumunda, M. Zahid Kevseri’nin hemşehresi ve talebesi Dr. Muzaffer Özcanoğlu söz aldı. M. Zahid Kevseri’nin gerçek soyadının Gusar olduğunu, dedelerinin Kaskasya’nın şu andaki Kevasia köyünden olduğunu söyledi. Kevseri’nin babasının adıyla anılan Hacı Hasan köyünün sonradan adının Çalıcuma olarak değiştirilmesinin bir talihsizlik olduğunu vurgulayan Muzaffer Özcanoğlu, köyün adının ya yeniden Hacı Hasan ya da Kevseri Köyü olarak değiştirilmesini teklif etti. 
Yabancı misafirler adına söz alan Cezayir Algriers Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ammar Djidel, M. Zahid Kevseri adına Türkiye’de ve farklı ülkelerde bölümler kurulmasını, Türkiye’nin bu tür çalışmalarda öncülük yapmasını istediklerini belirterek, “Biz kendimizi burada yabancı olarak görmüyoruz. Biz kendimizi sizden biri olarak hissediyoruz. Siz de kendinizi bizden hissedin. Yabancı değiliz sizin gibiyiz” şeklinde bir ifade kullanması salonda sevinçle karşılandı.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. Bünyamin Erul ise merhum Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan’ın katkısıyla 9-10 Aralık 1995 tarihinde Düzce’de düzenlenen ilk sempozyuma katıldığını anımsatarak o tarihte sunulan tebliğlerin kitap haline getirildiğini kaydetti. Doç. Dr. Bünyamin Erul, Kevseri ile ilgili yapılaması gerekenleri şöyle sıraladı:
“- Sempozyum tebliğleri mutlaka hem kitap haline getirilmeli hem de internette yayınlanmalı,
- Kevseri’nin adına profesyonel bir internet sitesi kurulmalı ve her türlü bilgi toplanmalı,
- Üniversitelerde master ve doktora tezleri yapılmalı,
- Kitaplarını satması pahasına kimseden yardım talep etmeyen bir alimin kitapları mutlaka günümüz dillerine çevirmeli ve basılmalıdır,
- Kevseri’nin Düzce, İstanbul, Kastamonu, Mısır, Suriye yılları üzerine ayrı ayrı çalışmalar yapılmalıdır,
- İstanbul dönemine dair kitapların günümüze ulaşması üzüntü vericidir. Kayıp yazma eserleri araştırıp bulunmalıdır.
- Düzce’dekine benzer Mısır’da, Pakistan’da, Ürdün’de, Suriye’de sempozyumlar düzenlenmelidir,
- Düzce’de Kevseri Kültür Evi inşa edilmeli ve günümüze ulaşan eserleri, fotoğrafları, hakkında yazılanlar sergilenmelidir,
- Düzce’nin işlek bir caddesine veya parkına Kevseri’nin adı verilmelidir.
- Kevseri’nin doğduğu köye bir gezi tertip edilseydi çok makbule geçecekti.
- Düzceliler Kevseri’yi duyunca önce hayret etti, sonra sevdi, sonra da iftar etti. Yeni Kevserilerin yetişmesi için yoğu çaba sarf etmeliyiz.”



Sempozyumun düzenleme kurulu başkanı Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Abdullah Aydınoğlu da, Kevseri ile ilgili sempozyumu ilan ettiklerinde özellikle yurtdışından yüzlerce tebliğ talebi gelince şaşırdıklarını, eleme yaparken çok zorlandıklarını ifade etti. Prof. Aydınoğlu, “O öyle bir alim ki, vefatından 55 yıl sonra, Fas’tan Pakistan’a İngiltere’den Suudi Arabistan’a kadar farklı coğrafyadan yüzlerce insanı bu salonda topladı. Hakiki âlimlerin böyle bir fonksiyonu var. Kevseri gibi bir alimin bu toprağın bağrından çıkması bizleri onurlandırmaktadır” ifadesini kullandı.
Düzce Müftüsü Alaaddin Gürpınar ise bir itirafta bulunulması gerektiğini belirterek, “Düzceliler olarak Kevseri adında bir âlimin ismini biliyorduk. Ama burada 2 gündür anlatıldığı gibi bir âlim olduğunu kesinlikle bilmiyorduk. Ana dili Çerkezce, lisanı Türkçe, eserleri Arapça… Zahiri ilimlerin yanı sıra tasavvufta da seyrü sülükünü tamamlamış. 100’ün üzerinde eseri var ama birini elimize alıp okumadık. Dolayısıyla Düzceliler olarak utancımız büyüktür. Mutlaka Kevseri adına büyük bir kültür ve eğitim merkezi inşa etmeliyiz. Müftülük olarak birkaç yıldır bu tür bir proje üzerinde çalışıyoruz” diye konuştu.
M. Zahid Kevseri’nin akrabası Ferit Güsar da soy ismini Kevseri olarak değiştireceğini söyledi.



Belediye Başkanı Mehmet Keleş ise son konuşmayı yaptı. Başkan Keleş, sempozyumla ilgili üniversiteden kendisine gelindiğinde teklifi normal kültürel bir faaliyet gibi algılayıp sadece sempozyum ifadesiyle ilgilendiğini, Kevseri kimdir, niye bu isim önemli gibi bir soru yöneltmediğini ancak 2 günlük sempozyumda gördüğüne, duyduğuna inanamadığını belirterek, “Meğer yanı başımızda ne büyük bir hazine varmış da farkında bile değilmişiz. Geç de olsa kendisini hatırladık, inşallah memnun edebilmişizdir, ruhu şad olsun. Belediye olarak bugüne kadarki en önemli hizmeti yaptık. Eserlerinin yayınlanmasında belediye olarak üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız. Tekliflerin hepsini değerlendireceğiz” dedi.
Yorum (0)Add Comment

Yorum Yaz
Alani Kucult | Alani Buyut

busy
Son Güncelleme ( Cumartesi, 23 Şubat 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
 

Son Yorumlar

Sınav Soruları
BAN SGÜL İLAHİYAT AÇIK ÖGRETİM OKUYORUM VAR ...
E-İlahiyat Hitit İla...
Güzel Bİr Haber... İstanbul İlahiyat'ın Marm...
İHAM Konferansları: ...
İham Seminlerini http://eilahiyat.com/forum/inde...
Hicri Yılbaşınız Müb...
İmdi, bu takvimlerin Miladi takvime göre çok ku...
Hicri Yılbaşınız Müb...
Bir milletin takvimi onun tarihi demektir. Takvim ...
İsyancı Arap Ordusun...
Kitap Tanıtımları Son Zamanlarda Eilahiyat'ın ...
İnkılaptan İnkıraza
Dilimize, benliğimize ve de şuurumuza dil üze...
NOEL, HUZUR VE ÖZGÜR...
ve yine takvimleri yenileme vakti gelir... yine k...
İlahiyat Fakültesi K...
Eilahiyat basının takibinde olması gereken bir ...
Sınav Soruları
bende cd si var yardımcı olurum..sadece ikinci s...

Forumdakiler

14 Ziyaretçi, 18 Üye
üftâde, mussi, alliga, andalusia, haticee, Mevsimbahar, esra, .seyyah, muhammedorhan, nevazen, celenk, degisim, melik_a, NaLaN, huz, hnç, cemre_demir, nazlican
 
 

BİZ KİMİZ?

Bize Katılın

BİZE KATILIN

Bize Katılın

VİDEOLAR

videolar

Üyelerimiz

7730 Kayıtlı üye
0 Bugün
1 Bu hafta
689 Bu ay
Son üye: Hivnikovic