|
"Yürür erleri Filistin'in, Yürür üstüne kan ve ölümün..." Filistinlilerin acısı yüreğimi acıtıyor. Üstad Âkif gibi çekilip bir odaya ağlamayı deniyorum. Lakin ağlamak ne mümkün... Aslında ağlamayı da özlemedim değil! Bazen çok hislendiğimde birkaç
damla gözyaşı geliyor gözlerimden. Daha kurumamış gözpınarlarım, diyerek Allah'a şükrediyorum. Erkekler ağlamaz gibi fantastik yakıştırmaları bir tarafa bırakıp da gözyaşlarımı içli dualarla birlikte terennüm etmeyi deniyorum. Akşamları, özellikle gecenin kuytu yüzünü döndüğünde Kur'an sayfalarını teker teker çeviriyor, Filistinli kardeşlerim için dualarda, yakarışlarda bulunmaya çabalıyorum. "Kudüs kuşları" diyorum. Bizim kuşlar, bizim olan kuşlar… Filistin önümüzde iri bir sınav kâğıdı… Filistin cennet ışıltısı… O yüzden Filistinli kardeşlerimizin çektikleri acılar, zulümler eğer bizim yüreğimizi kanatmıyorsa durum alışımızda bir sorun, bir yanlışlık var demektir. Çünkü her Filistinlinin akan kanıyla bizim de kanımız akmıyorsa, her Filistinli şehidin toprağa düşmesiyle, içimizde bir parça onunla birlikte toprağa düşmüyorsa biz yaşamıyoruz demektir. Çünkü Filistin biziz, biz Filistin'iz… Bazen hayaller kurmuyor da değilim. İslâm coğrafyasının yiğit çocukları ölümün üzerine ağmak, kan içici terörist İsrail'in zulmünü durdurmak için Özbekistan, Türkistan, Tacikistan, İran, Pakistan, Suriye, Ürdün, Fas, Arabistan, Tunus, Cezayir, Kuveyt, Mısır, Türkiye'den… milyonlarca yiğit Müslüman'ın İsrail'in üzerine yürüdüklerini düşlüyorum… Kanlı ve katil İsrail'i yok etmek için değil… İnsanlık dersi vermek, kan saçan, şizofrenik zulmünü sona erdirmek ve yeryüzünü fitne ve fesada boğmasını bitirmek için… Tıpkı şu mısralarda olduğu gibi… "………..Ve bir gece Takım takım, bölük bölük Hazırlanmış ordularla Nice nice yıllar sonra Tekrar yine ufuklarda Kırklar yediler misali Gönül gönüle hep bir Yükseleceğiz tekbir tekbir …………Ve böylece Satır satır, hece hece Soracağız hesabını tarihin…" Şairin "Ağlar Filistin'im ağlar" dizesi bir mümin olarak beni fazlasıyla rahatsız ediyor. Uykularım kaçıyor. Çünkü ölen benim kardeşim. Kardeşlik bir oyun değil ki… Allah'ın kesin buyruğu… Kardeşlik taslamak, kardeşlik edebiyatı yapmak ise boş bir avuntu… Bedeli de ağır olan bir avuntu… Şimdi yol ayrımındayız. Siyonistlerin, kardeşlerimizi yok etmesi karşısında kardeşlik mi oynayacak ya da gerçek kardeşler olarak sorumluluklarımızın bilincinde mi olacağız? Yiğit ve soylu Müslüman Filistin halkının direnişini sürüyor. XXI. yüzyılda ölümü ölümsüzlük bilmenin destanını yazıyorlar Filistin'in yiğit evlâtları. Katil Yahudi kurşunlarına hedef olan gül yüzlü şehidler kervanına yenileri ekleniyor. İyi de, Filistinli kardeşlerimiz için bir sorun yok. Onlar toprağa düşerken, Cennetlik olmanın, Cennete gitmenin diyetini fazlasıyla ödüyorlar. Sorun biziz. Yarın mahşer gününde Allah bunun hesabını sorduğunda, kardeşlerimizi kan içici Yahudiler tarafından katledilirken neden seyirci kaldığımıza dair hesaba çektiğinde cevap verememenin ürpertisi iliklerimize kadar bizi titretmeli… Kardeşlikten söz ediyorum. Kardeşlerimizin yok edilmesi karşısında kör, sağır ve duygusuz kalmanın iri onmazlığından söz ediyorum. Kim ne derse desin Rabbin emirlerini bütünüyle yerine getirmeye çalışsak da, Filistinli kardeşlerimizin zalimler tarafından yok edilmesine kayıtsızlığımızın, biganeliğimizin bedeli Cehennem katmalarına yolumuzu sürüklemeye fazlasıyla yeterde artar bile. Ağzımıza her lokmayı koyarken kardeşlerimizin hangi durumda olduğunu düşünmek zorundayız. Her su içerken de öyle… Kardeşlik böyle bir şey… Mümin olmak, Müslim olmak zaten kolay bir hadise değil! Modernizmin boyunduruğu ve heyulasıyla Siyonist Yahudilere karşı şirinlik muskası takmak ise ölümden ve cinnetten beter bir eylem… Bu yüzden Pazar günü İstanbul'da yapılacak olan "ÇAĞLAYAN MİTİNGİNİ", Filistinli kardeşlerimize destek eylemini oldukça anlamlı buluyorum. Bu bir silkiniş ve evrensel ölçekli bir girişim. Zulme karşı direnmenin bir gösterimi… Evrensel düşünce doğrultusunda kendi dünyalarına istikamet vermek isteyenler için bir açılım. Zulme karşı bir kıpırtı, bir tepki. Türk milletinin unutturulmaya çalışılan kardeşlik halkasına bir eklenti. O yüzden fazlasıyla önemsiyorum Çağlayan'da yarın gerçekleştirilecek mitingi. Bu miting Türk insanının bütün sinsi emellere karşı hâlâ canlı olduğunu, hâlâ evrensel inancına sahiplendiğini, duyarlılığını yitirmediğinin bir yansıması, bir izdüşümü, bir gösterimi olacaktır. Kim ne derse desin bu mitingin yankısı Ankara'da yeterince duyulmasa da İsrail'de, Amerika'da ve AB ülkelerinde yankılanacaktır. Güdümlü medyanın sahifelerinde yeterince yer bulmasa da dünyadaki mazlumların yüreklerinde bir sevinç muştusu, bir sevinç ışıltısı olacaktır. Emperyalist ve Siyonistleri telaşlandırıp, yüreklerine korku salarken, Filistin'de olduğu gibi dünyanın her yerinde toprağa düşen şehidlerin, mazlumların gözlerinin açık gitmesi yerine, tebessüm etmesine katkı yapacaktır. O nedenle bu mitinge destek verilmelidir. Çünkü bu miting, "Hakkın gelip, batılın zail olması" için bir harç mesabesindedir. Kim bilir, belki de bu miting kuruyan gözyaşlarımızın yeniden hayat bulmasına da vesile olacaktır..
|