• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ei Panel
ANASAYFA arrow ARŞİV arrow Tüm Kategori arrow Röportajlar arrow Arş. Gör. Fikret Soyal ile Ürdün ve Arapça üzerine
Arş. Gör. Fikret Soyal ile Ürdün ve Arapça üzerine PDF Yazdır E-Posta
Yazan Zehra Betül   
Pazar, 26 Ağustos 2007
Ürdün'de Arş. Gör. Fikret Soyal ile Milli Eğitim bursuyla gelmiş olduğu Ürdün üzerine, Arapça eğitimi ve İlahiyat üzerine zevkli bir sohbet gerçekleştirdik. Yurt dışına nasıl çıkabiliriz, Milli Eğitim bursu kime veriliyor-bizde burs istiyoruz ne yapmalıyız, Ürdün'de öğrenciler için yaşam nasıl ve daha fazlasını bulabileceğiniz bir röportaj-sohbet...




-Hocam, önce sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
 

  Fikret Soyal. Şu anda İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Dalında Kelam Bölümünde araştırma görevlisiyim. Aslen Gaziantepliyim İmam Hatip Lisesini Nizip ilçesinde bitirdim. Sonra İstanbul İlahiyat Fakültesine girdim. İstanbul İlahiyat’ın ilk mezunlarındanım. Okula başladıktan sonra yaz tatilleri de dahil İstanbul’dan hiç ayrılmadım. Yaz döneminde birkaç arkadaşla İHAM’da(o zaman daha İHAM diye geçmiyordu) şimdiki hoca kadrosunun bir kısmıyla ders okuyorduk. Edirne’de 20 ay gibi kısa bir süre imamlık tecrübem var. Daha sonra Diyanet kendi personelleri arasından vaizler seçiyordu. O zaman İstanbul Beyoğlu’nda kısa dönem 5 ay vaizlik yaptım. Bundan sonra İstanbul İlahiyat’a araştırma görevlisi olarak geçtim. 2 yıl orada çalıştıktan sonra. Bu 3. yılımı da Amman’da geçirdim.

 

- İlahiyat serüveninizden bahsedebilir misiniz? Nasıl İlahiyat dediniz, bunda neler etkili oldu?

  Bizim dönemimizde ÖSS ve ÖYS şeklinde 2 aşamalı sınav vardı. Bu dönemde meslek liselerinde kat sayı engeli ya da üniversitede başörtü sorunu gibi problemler yoktu. Ben İlahiyatı bilerek ve isteyerek seçtim. Birkaç tane hukuk fakültesini de tutuyordu puanım. Buna rağmen Marmara İlahiyattan başlayarak ilk 12 tercihime de ilahiyat yazdım. Sonlara da birkaç tane Fen-Edebiyat, tarih, Coğrafya yazmıştım. İlahiyat olmazsa onlara gidebilirdim. İlahiyatı diğer fakültelere gitme imkânım sonuna kadar varken seçmiştim. Neden ilahiyat denilirse; eskiden beri Arapçayı çok seviyordum diğer bir yönden de iş hayatına atıldığımda da hem dini ilimlerle uğraşmak hem de bu dünyadaki rızkı kazanmak gibi saf bir niyetim vardı.  Başka bir sebepte (belki en önemli sebep) herkesin küçük yaşlarda kendine örnek olarak seçtiği bir insan vardır. Benimde imam hatipten hocam aynı zamanda hemşerim olan hocam ilahiyat mezunuydu ve yaz tatillerinde camide imamlık yapardı. O hocamı görünce özendim ve o zamandan kafama koydum ilahiyat okumayı ve o yüzden de severek okudum.

           

-Ürdün’e gelirsek hocam… Gelmeden önce başka bir Arap ülkesi tecrübeniz oldu mu ve şuan nasıl değerlendiriyorsunuz bu tecrübelerinizi?

   İlk arap ülkesi yolculuğum 1999 yılında ilahiyat 3. sınıftayken İstanbul İlahiyat’tan 4, Marmara’dan 3 arkadaşla Suriye’ye oldu. Suriye’de 47 gün gibi kısa bir süre kaldım ama çok faydasını gördüm Hatta şu bir yıllık süreden daha fazla tecrübe kazandırdı. 3 yıl zaten yazları ders okumuşum üstüne Suriye de eklenince Arapça adına çok iyi oldu. Suriye’de çok istifade ettim diyorum, bunun sebepleri var ve burası özellikle sizinle ilgili. Bir kere o zamanlar evlilik yok,  yaş fazla ilerlememiş, meşguliyet yok Mesela ben şimdi buradayım ama aklım tezimde nerden başlasam ne zaman bitiririm diye düşünüyorum, İstanbul’a döndüğümde ev arama problemi var, tabiî ki eşimle gelmenin avantajları oldu ama dezavantajları da oldu.  Suriye’de zihin bu kadar meşgul değildi. Her duyduğum kelime benim oluyordu. O zamanlar not tutmaya ihtiyaç bile duymazken şimdi not tutuyorum. Not tutmayı burada daha iyi yaptığım halde buradan o kadar istifade edemedim. Belki başka sebepleri de vardır ama ben kendimce bunlara bağlıyorum. İşte bu yüzden siz çok önemli bir dönemde geldiniz belki çok kısa bir süre, iki ayda tabiî ki Arapça öğrenilmez ama insanın tabiatında yabancı bir dile karşı her zaman korku olur, onu aşarsınız burada. İlahiyatı bitirdiğinizde gelseydiniz bu kadar yararlı olmazdı. İnşallah yine gelirsiniz ama şimdiki kadar istifade edemezsiniz. Bu kırk yaşındaki bir delikanlı ve altı yaşındaki bir çocukla dışarı çıktığınızda altı yaşındaki çocuğun her şeyi daha iyi algılamasına benzer.  

 


—Ürdün’e milli eğitim bursuyla Arapça öğrenimi için gelme sürecinizden ve bu bursla gelmenin getirilerinden bahseder misiniz? Bu sene mezun olan arkadaşların işine yarayacağını düşünüyoruz.
 
Ülkeler arası kültür antlaşması var. Türkiye ile Ürdün arasındaki bu antlaşmanın ne zaman başladığını tam olarak bilmiyorum ama epeydir var. Kontenjan önceden daha azdı ancak şimdi arttı. Her yıl milli eğitimin dış ilişkiler ilanında duyuru yapılır epey bir ülke vardır ama bence en önemlisi Ürdün. Türkiye’den Ürdün’e ve Ürdün’den de Türkiye’ye 15 kişi gönderiliyor. Bu sene genellikle akademisyen gelmekle birlikte tamamı akademisyen değil tabi. Ürdün’ün değişik şehirlerinde benim bildiğim iki tane ilahiyat mezunu var. Öğrenciyken gelinmiyor ancak üniversite mezunu olanlar başvurabiliyor. Sadece ilahiyat değil tabi ama genelde ilahiyatçılar geliyor. Arap dili, tarih bölümlerinden de az da olsa gelen oluyor. Bu sene gelenlerden 14’ü ilahiyatçı 1’i İstanbul Üniversitesi’nde felsefe bölümünden ancak ilahiyatçılara ve ilahiyatçılardan da akademisyenlere öncelik var. Bu bursun ne katkısı var derseniz aylık yüz dolar veriliyor. O parayla gelinmez tabi bizim maaşımız var asistan olduğumuz için onu almaya devam ediyoruz. Bunun dışında diller bölümüne ücret edemiyoruz yaz kursu 500 dinar, kış dönemi 780 dinar, Türk parasıyla yıllık 4 milyar gibi bir para ediyor ki bunu bizim ödememiz zor. Başka bir avantajı da öğrenci antlaşmasıyla geldiğimiz için 1 yıllık ikame alıyoruz. Bu ikame sayesinde resmi sıkıntı yaşamıyorsunuz Hatta ikameniz olduğunda umre ve hac ziyaretini Ürdünlülerden daha rahat yapabiliyorsunuz. Çünkü Ürdünlüler için 40 yaş sınırı koyulmuş ve bu yaşın altındakilerin gitmesi için bazı istisnai durumların olması gerekiyor. Ancak amcan, halan hasta olacak ona refakat etmek amacıyla gidebilirsin. Ancak yabancılara böyle bir uygulama yok.
 
  Buraya sadece mülakatla geliniyor ve hocaları önceden tanımıyorsunuz. Ürdün konsolosluğundan bir iki kişi, dış ilişkilerden birileri, ilahiyattan hocalar oluyor jüride. Niçin gitmek istiyorsun, Arapçayı neden öğrenmek istiyorsun gibi sorular soruyorlar. Milli eğitimin bu antlaşması sadece Arap ülkeleriyle değil, Yunanistan, İsrail, İsveç gibi ülkelerle de antlaşması var ama Arap ülkeleri arasında en çok tercih edilenler Ürdün, Mısır, Tunus ve Kuveyt’tir.  En çok öne çıkan Ürdün çünkü bir yıllık, mesela Mısır altı aylık, Suriye’de bir yıllık ama kontenjanı az gerçi bu sene o da artırıldı. Her ülke için ayrı başvuru yapılıyor ancak hem oraya hem buraya başvurmuşsun diye bu mülakatta biraz dikkat çekiyor. Ben sadece Ürdün’e başvurmuştum. Burs ve ikame süresi de gidilen ülkeye göre değişiyor. Bunlar tamamen dil bursu için çünkü araştırma bursları da var ancak onlardaki uygulama farklı.

 

-Neden Ürdün’ü seçtiniz ve Ürdün ile diğer arap ülkelerini karşılaştırdığımızda neler söyleyebiliriz?

   İlk aklıma gelen, Ortadoğu ülkelerine bakıldığında hepsinde bir karışıklık var bu açıdan güvenli bir ülke Ürdün. Ayrıca en uzun İsrail sınırına sahip olmasına rağmen israil ile ilişkileri çok iyi hatta İsrail’in elçiliğinin bulunduğu iki Arap ülkesinden biri. İsraille güvenlik ve ticaret konusunda işbirlikleri var. Ayrıca burada sizin için önemli diğer bir husus da kız öğrenciler için en güvenli ülke. Hayat pahalılığı olarak Suriye ve Mısır’dan pahalı, İstanbul gibi geliyor bazen bana. Amerika’nın Irak’ı işgalinden itibaren iki milyon ıraklının geldiği söyleniyor. Gelenler normal garibanlar değil varlıklı ekonomik durumu iyi olan insanlar. Onların gelmesiyle burada bir hareketlilik başladı. Bunun menfi ve müspet sonuçları var ama bence menfi sonuçları daha fazla. Çünkü Iraklıların gelmesiyle ev fiyatları iki katına çıktı. Kiralık olarak 100 dinar eve 300 dinar veriyorlar, satılık olarak 10000 dinar olan eve 20000 dinar veriyorlar zaten onlar için fiyat önemli değil, ev sahibi de evin değerini de o şekilde belirleyip satıyor. Yurtlar açısından bizim Türkiye'deki yurtlar gibi değil, sizde bunu tecrübe ediyorsunuz. Hiçbirinde yemek çıkmıyor ve banyo, tuvalet genelde ortak oluyor ve bir koridorda onlarca oda oluyor. Benim bildiğim Türkiye’de 300 YTL'lik bir yurtta her şey olur. Ayrıca çok temiz değil ve üstüne telefon, elektrik faturaları ekleniyor. Ancak her şeyden önce Ürdün Arapça için tercih edilmelidir (Suriye de biraz böyle bu konuda).Burada Fusha konuşulduğunda genelde yadırganmıyor diğer ülkelere göre. Beceremeseler de konuşmaya çalışıyorlar. Genelde okumuşların değil de inançlı insanların, Kur'an okuyanların-dini metinlerle iştiğal edenlerin fusha bildiğine şahit oluyorsunuz. Bir tecrübem olmuştu doktora gitmiştim bayan örtülüydü ama fusha hiç bilmiyordu ancak lise mezunu bir taksi şoförü buradaki hocalardan iyi konuşuyordu ve hayranlığımı gizleyememiştim.

 

-Buradaki Şeriat Fakültesi’ni (bizdeki İlahiyat Fakültesinin karşılığı olarak) nasıl değerlendiriyorsunuz ve Türkiye’deki ilahiyat Fakülteleriyle karşılaştırırsak...


  Şeriat Fakülte’sindeki dersler... Bu konuda oradaki hocaların fusha konuşmasını temenni ederdik ama adam karşımızda ammice olarak Kur’an dilini övüp bu lugatulcenneh diyor. Ve bu şekilde kendi diliyle övünüyor. Halbu ki Cennet Dili olan bizim konuştuğumuz Fushadır, övünülecekse bununla övünülmesi gerekir. Burada yüksek lisans kelam dersine girmiştim. 3 hafta devam ettim 4. hafta bıraktım maalesef. Dersin metodu güzeldi, öğrenciler hazırlıklı geliyordu, hoca arada takviye ediyordu. Bırakmamın nedeni ise burada yüksek lisans dersleri 2,5-3 saat sürüyor tam bir ilmi ortam aslında ancak onlara daha kolay geldiği için devamlı ammice konuşuyorlar. Tabi ki burada fusha konuşan bazı hocalarımız da var. Mesela ben Doktora Fatıma’nın hocasıyla tanışmıştım, o kişi telefonda dahi çocuklarıyla fusha konuşup onu önemseyen bir insandı. Zamanla fusha konuşan hocaları tanıyorsunuz ve onların derslerine devam ediyorsunuz o zaman sanki Türkçe dinliyormuşsunuz gibi geliyor.  Arapça zaten tam bir hitabet dili, güzel konuşulduğu zaman çok büyük tat alıyorsunuz dinlemekten. Ancak burada böyle 7-8 ay kalınınca ammicenin çok da yabancı değil fushadan bir parça olduğu anlaşılıyor. Sanırım bu bakımdan Ürdün ammicesi Arapçaya en yakın olan halk dili.
 
  Buradaki ilahiyatta-Şeriat Fakültesinde fıkıh ve usuluddın bölümleri var. Usuluddin de tefsir, kelam, hadis gibi bölümler var. Bizdeki gibi felsefe çok görülmüyor ve anabilim dalı olarak yer almıyor. Mesela Türk İslam sanatları da bizde ağır olan bir alandır ki burada yok gibi bir şey. Hadis kuvvetli burada Ürdün’deki selefilik akımı ilahiyata da yansımış, kelam, felsefe bölümleri ise zayıf kalmış. Halbuki bizde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ndeki felsefe bölümü kadar Marmara İlahiyat’ın felsefe bölümü de kuvvetlidir. Burada zaten ilahiyatta felsefe yok ama felsefe bölümüne bakıldığında da 4-5 tane hocası olduğu söyleniyor. Ben burada yüksek lisans seviyesinde kelam dersine girdiğimde bizde İslam tarihinde işlenen şeylerin işlendiğini gördüm. Hz. Osman’ın şehit edilmesi işleniyordu. Tabiî ki önemli bir konu ancak mastır seviyesinde kelami sonuçlar tartışılırken burada ise sadece tarih olarak veriliyordu.

 


-Buradaki Arapça eğitimi ile Türkiye’deki Arapça eğitimini karşılaştırıp buranın size kazandırdıklarından bahseder misiniz?


  Biz Türkiye’de Arapçayı kanaatimce mübalâğlı bir şekilde öğreniyoruz. Bu kadar gramer yerine biraz daha metin okusak daha iyi olur. Bizde hazırlık dönemi zayıf geçmişti o zamanlar Marmara’da Mustafa Meral Çörtü’den hazırlık okuyanların Arapçası çok iyiydi. İlahiyat döneminde ek ders okuyan arkadaşlarım gramerle fazla boğuşuyor bence ve hatta gramer konusunda da Araplardan daha iyiyiz. Hatta buradaki hocaların zaman zaman eksikliklerini buluyorduk. Burada Türklere gramer okutulmaz diyorlar zaten. Ancak muhadese ve kitabede bir o kadar eksik kalıyoruz. Aynı sorun İngilizcede de var. Bu açıdan yabancı ülkeye çıkmak gerekiyor..


  Buraya gelmeden önce dışarıdan sürekli takviyede bulunduğum için okuma problemim yoktu ancak muhadese ve kitabe problemim vardı. Şu an tabiî ki tamamıyla hallolmadı ama gelişti. Konuşma epey iyi oldu, dilim açıldı ancak kitabe biraz daha ilerleyebilirdi. Akademisyen olmamın ve ailemle gelmenin daha öncede belirttiğim gibi dezavantajları vardı.

-Buraya sürekli veya  bizim gibi dönemlik eğitim için arkadaşlarımızın gelmelerini tavsiye eder misiniz?

  Yurtdışına çıkmanın insanın ufkunu geliştirdiği bir gerçek. İlk başta İstanbul’a dışarıdan bakmayı öğreten bir tecrübesi var. Hangisini tercih edersiniz derseniz dönemlik gelişleri tavsiye ederim uzun süreli gelmeler tabiî ki Türkiye’deki problemlerden kaynaklanıyor. Ancak kendi ülkende okumanın ayrıcalıklarından, gelen arkadaşlar mahrum kalıyor. LES’i geçmeleri zorlaşıyor çünkü Türkçeden uzaklaşıyorlar. Arapçası, İslami ilimlere vukufiyeti iyi olmasına rağmen LES’i geçemiyor. Bu küçük bir şey tabi sadece LES için söylemiyorum ama ülkenizde okumanın avantajları var. Yurtdışı eğitiminin kanaatimce lisanstan sonra doktora ya da yüksek lisans döneminde alınması gerekir. Daha verimli olur. Maalesef Türkiye’deki bazı şartlardan dolayı Ürdün gibi denkliği olan ülkelere geliniyor. Bu arkadaşların yapacakları bir şey yok tabi. Hem inancının gereği olan okumayı hem de inancının gereği olan okumayı burada yapıyorlar,  ikisini beraber götürüyorlar. Bu sebeplerden gelin ya da gelmeyin diye direk bir şey söyleyemem ama lisanstan sonra veya dönemlik gelmeleri hararetle tavsiye ederim.

 

-Son olarak e- ilahiyat sakinlerine ve ilahiyat öğrencilerine söylemek istedikleriniz nelerdir?

  İstanbul’umuzda. İstanbul ve Marmara olmak üzere iki tane ilahiyat var(anadoludaki ilahiyatlar hakkında çok fazla bilgim olmadığı için sürekli İstanbul’dan bahsediyorum). İstanbul İlahiyat yavaş yavaş oturuyor ancak Marmara’da daha güzel bir ortam var. Ama mutlaka dışarıdan ders okumasını tavsiye ediyorum. Çünkü okul yetmiyor ve Arapça bir ilahiyatçı için olmazsa olmaz Kendi adıma söylüyorum eğer okulla yetinseydim Arapçam çok kötü olacaktı. Dışarıdan takviye aldığım halde hala bitmedi Arapça eğitimim. İstanbul’da okuyanlar için cemaatlerle bağlantılı olmayan, sonsuz imkan sağlayan pek çok kurs var. Cemaatlerin yaptıkları hizmetleri tabi eleştirmek istemem ama ilahiyatçı açısından bağlantısı olmayan, yerler daha verimli oluyor. Çünkü öyle olmadığı takdirde bazı yan işlere koşturmaları gerekiyor. Bu da ilahiyatçıyı engelliyor. Mesela İHAM birkaç ilahiyat hocasının samimi niyetiyle kurulmuş bir kurumdur. Acı olan bir şey var ki özellikle bu mesajın ulaşmasını istiyorum kız öğrencilerin sayısı giderek artarken 3 tane erkek öğrencisinin olması. Gönül isterki erkek öğrencilerden de rağbet olsun. İstanbul’da onlarca böyle kuruluş var ve öğrenciden hiçbir şey beklemiyorlar. Böyle güzel imkanlar olmasına rağmen çok iyi değerlendirilmiyor maalesef. Bizim senemizde Marmara’da okuyan arkadaşlar Avrupa yakasında kalıyordu. Çünkü Anadolu yakasındaki kurslarda yer yoktu. Ancak şimdi öğrenci bulunamıyor böyle bir sıkıntı var ve bu çok acı. Maddi olarak her şey hazır, pek çoğu burs bile veriyor hatta bazı vakıflara da referans olunup burslar aranıyor. Buna rağmen öğrenci sıkıntısı oluyor. Ancak şu anki gençlerimiz laptoplu, gözlüklü, gezme tozma peşinde. Ancak en verimli çağındaki gençlerimizin özellikle İstanbul’da olan bu imkanları değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.


Bizlere vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz hocam...

Röportaj: Nilüfer Kalkan

Zehra Betül Dindaroğlu

 

 

 

 

 

 

Yorum (5)Add Comment
Fikret Abi'm...
Gonderen: Fatih AVCI, 2007-09-25 03:07:14
Bize (İham olarak) ve diğer tüm arkdaşlara sayısız emeği geçmiştir... Yeni doğan çocuğunun ve eşinin ona verdiği yüke rağmen bizi kardeşi gibi korumuş ve bizle ilgilenmiştir...
Allah kendisinden razı olsun...
Hakkını da bize helal eyleye...
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +1
...
Gonderen: daplace, 2007-09-02 20:33:01
birçoğumuzun hayalidir mutlaka bir arap memleketinde arapçasını geliştirmek...bu hayali gerçekleştirmenin pek bilinmeyen bir yönünü bize sunan bu röportaj pekçok kişinin kafasının bir yerine kazınmıştır...neden olmasın değil mi ama....
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +0
elinize saglik
Gonderen: meryemm meryemm meryemm, 2007-09-01 10:57:12
harika bir röportaj olmuş..
ellerinize sağlık..
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: -1
...
Gonderen: Hüseyin, 2007-08-31 18:17:35
Allah razı olsun çok güzel bi röportaj olmuş..ellerinize sağlık..
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +0
Bu ropörtaj için çok teşekkürler
Gonderen: nigehban, 2007-08-30 20:15:38
Bu röportajda emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Çok faydası olacağına inanıyorum.
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +0

Yorum Yaz
Alani Kucult | Alani Buyut

busy
Son Güncelleme ( Çarşamba, 29 Ağustos 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
 

Son Yorumlar

Sınav Soruları
BAN SGÜL İLAHİYAT AÇIK ÖGRETİM OKUYORUM VAR ...
E-İlahiyat Hitit İla...
Güzel Bİr Haber... İstanbul İlahiyat'ın Marm...
İHAM Konferansları: ...
İham Seminlerini http://eilahiyat.com/forum/inde...
Hicri Yılbaşınız Müb...
İmdi, bu takvimlerin Miladi takvime göre çok ku...
Hicri Yılbaşınız Müb...
Bir milletin takvimi onun tarihi demektir. Takvim ...
İsyancı Arap Ordusun...
Kitap Tanıtımları Son Zamanlarda Eilahiyat'ın ...
İnkılaptan İnkıraza
Dilimize, benliğimize ve de şuurumuza dil üze...
NOEL, HUZUR VE ÖZGÜR...
ve yine takvimleri yenileme vakti gelir... yine k...
İlahiyat Fakültesi K...
Eilahiyat basının takibinde olması gereken bir ...
Sınav Soruları
bende cd si var yardımcı olurum..sadece ikinci s...

Forumdakiler

15 Ziyaretçi, 19 Üye
Khyas, celenk, bada77, Mevsimbahar, aries, andalusia, karayel, zeyneb rana, kerem misali, alliga, haticee, mercann, esra, .seyyah, muhammedorhan, nevazen, degisim, melik_a, NaLaN
 
 

BİZ KİMİZ?

Bize Katılın

BİZE KATILIN

Bize Katılın

VİDEOLAR

videolar

Üyelerimiz

7730 Kayıtlı üye
0 Bugün
1 Bu hafta
689 Bu ay
Son üye: Hivnikovic