• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ei Panel
ANASAYFA arrow ARŞİV arrow Tüm Kategori arrow Röportajlar arrow Prof. Dr. Bayraktar BAYRAKLI ile Serüveni ve İlâhiyat Üzerine..
Prof. Dr. Bayraktar BAYRAKLI ile Serüveni ve İlâhiyat Üzerine.. PDF Yazdır E-Posta
Yazan EhL`i İrfan   
Çarşamba, 08 Ağustos 2007
                                         
Sayın Hocam, Sizi İlahiyat Fakültesine ve İmam Hatibe sevk eden sebepler neler?

Benim annem hafız olmamı istedi. “Bu çocuk hafız olacak” dedi. Babam hafız olmamı istemiyordu. Annemin baskısı ile kısa bir dönemde hafızlığı bitirdim. Hafızlığı yapınca köyümden birisi imam hatip fikrini söyledi. 1961’de İmam Hatibe başladım. O arkadaşımız İstanbul İmam Hatip’ te okuyordu. İlkokulu beraber bitirmiştik ama o benden büyüktü. Dolayısıyla ben hafızlık yaparken o burada imam hatibi okudu. Bende ondan dolayı imam hatibe gitmeyi arzu ettim.

            Çorum İmam Hatibe başladım ve son iki senesini İstanbul İmam Hatipte okudum ve oradan mezun oldum. Eyüp Lisesini bitirdim ve İmam Hatipten sonra lise diploması ile İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünü okudum. İmam hatip diploması ile de burada Yüksek İslam Enstitüsünü okudum.
İşte bu işin kaderi 1958-1959’lu yıllarda annemin böyle bir anlayışı, beni böyle bir mecraya sürükledi. Tahmin ediyorum hafızlık yapmasaydım ben okumayacaktım. Köyümüzde revaçta olan, gurbetti. Amelelik yapar inşatlarda çalışırlardı. Annemin o isteği John Locke’un meşhur bir ifadesi var: “Suya nehrin çıktığı baştan elimizi hafif değdirirseniz o suyu yönlendirirsiniz.”der. Sonradan o nehir aktığı vakit onu yönlendirmek kolay değildir. Şimdi benim o baştan annemin mücadelesi ile bizim bu tarafta okumamıza sebep oluyor.
           Tabi ki hiç düşünmedim Yüksek İslam Enstitüsü dışında başka bir bölüm okumayı. Benim hafızlığım sebebi ile ve medresemsi bir okuma yapmıştım. Arapça falan okumuştuk bunlar bizi ister istemez böyle bir yolda okumaya yöneltti ve böylece bunun zevkini almaya başladık. Yani Kuran-ı Kerim’ i anlamaya başladığınızda onun bir zevkini tadıyorsunuz. O tat devam eder bir şey olduğu için sizin damağınızda kalıyor. İşte tefsiri yazmamda ki amaç budur. O aşk o sevgi Kurana olan bağlılık sizi bu yönde bir çalışmaya götürüyor ve öyle ki doruk noktasına ulaşacağım diyorsunuz. Bir ihtiras bir gayret veriyor sana. Diyorsun ki ben bunda zirveye çıkacağım.
Benim hafızlığım ender rastlanan bir hafızlıktır. Köyümüzde yüz senelik A.Hamid’in yaptırdığı bir kuran kursu var. Ben orada yaptım. 47 yıl oldu ve ben her gün cüzümü yapar çalışırım onun için de Kuranı unutmadım.

            İlahiyat Fakülteleri ile ilgili görüşleriniz nelerdir? İlahiyat talebelerine ve mezunlarına neler tavsiye edersiniz?

           İlahiyat fakültelerinin durumu yürekler acısı bir durumdadır. 28 Şubatta yemiş olduğu darbe var. Bunun yanında bizimle alakalı yönü var. Ayrıca bizim dışımızdaki insanların burayı tanımaması da var. Bizimle alakalı olan kısmını ilahiyat fakültesi programının yanlışlığından kaynaklanıyor. İlahiyat fakültesi mezunlarının, hocalarının toplumla iç içe girememesinden kaynaklanıyor. Yani bizim burada sırçalı köşkte yazdıklarımız, öğrendiklerimiz hayatla birebir örtüşmüyor. Ve biz onu hayata aktaramıyoruz, aktardıklarımız da hurafeler oluyor. Kuranla alakası yok yani dinle alakası olmayan fikirleri biz halka aktarmaya çalışıyoruz. Mezhep seviyesinde konuları ele alıyoruz, kuran seviyesinde konuları ele alamıyoruz. Mezunlarımız, biz hocalar olarak kuranla tanışmadan gidip bir yere vaazlık yapıyor, imamlık, müftülük yapıyor. İşte bu eksiklik bizim bu müessesemize yürekler acısı bir durum oluyor.

             Bir taraftan da 28 Şubatın gelişi okulumuzun çocukların mezuniyetini, görev almalarını daralttığı için gençlerimiz motive olmuyor. Gençler bu işe dört elle sarılmıyor ve bu tahsili küçümsüyor. Niçin başka bir üniversiteye gidemedim de bu üniversiteye geldim diye kendisine içinden bir kahır yaşıyor. Bu kahır tabi ki arşı alaya çıkıyor. Allah Teala bizi iyi değerlendirmiyor çünkü ilahiyat tahsili üzerine bir tahsil olamaz. Bu tahsili küçümseyeni Allah küçümser, kesin söylüyorum bunu. Bunun tartışılacak hiçbir yönü yoktur. Çünkü dünyanın en büyük tahsili Kuranı Kerim değil mi? Yani Hz. Peygambere Allah Teala Kuran Üniversitesini açtı. Bu Kuran Üniversitesini kuran Allah değil mi? Buradan Hz. Muhammed mezun olmadı mı? Burada ona 23 sene kuran öğretilmedi mi? Hz. Muhammed’in okuduğu bir okulu küçük gören bir nesil nasıl Allah tarafından lütuf görür. Bana bunu anlatamazsınız! Bu mümkün değil yani…
             Ben talebeyken burada arkadaşlarım Y.İslam Enstitüsü rozetini takamaz utanırlardı. Ta o zamandan başladı bu iş. Şimdi ki gençlerimiz kendilerini daha ezik hissediyorlar. Görev alamam sebebiyle tahsili küçümsüyor. Halka bir şey veremediğimiz için de halk küçümsüyor. Evet, halk bizi küçük görmeye başladı. Ben bunu camide konuşuyorum ve müezzinliği küçümsüyorlar. Müezzinlik Hz. Bilal’in görevi, meleğin görevi “Mahşerde bir müezzin haykıracak” diyor Allah Teala. Meleğin görevini küçümsüyoruz yani kendi görevini küçümsüyor adam. Müezzin diye kahrediyor kendini, olmaz böyle bir şey diyor. Ben camide diyorum ki, ben profesör oldum ama Süleymaniye’ye imam olamadım. Bence bir imam olmayı ben Profesörlüğe değişmem ve bu böyle olmalıdır. Çünkü imamlık peygamberin görevidir. Sünneti Resulullah diyoruz işte imamlık değil mi? Ama küçümsüyoruz…
Şimdi işte bu hali Allah biliyor ve Allah sinelerdekini bilmiyor mu? Bizim hangi niyetlerle buraya geldiğimizi nasıl okuduğumuzu, nasıl derslere gelip gittiğimizi Allah Teala biliyor. Sen küçümsersen bunun tahsilini Allah da seni küçümser. Bu kadar basit…

             Onun için bizde olan bir suçu var bu işin. Yürekler acısı dediğim olayda bizim hatalarımız var. Bizim hatalarımızdan dolayı Allah Teala bir ceza verdi bizlere… O ceza da 28 Şubat oldu. Cezayı öyle verdi…
Sen düşünebiliyor musun; bu ülkede vaizlik yapmış, ekmeğini ondan almış, yemiş ve kalkıyor imam hatiplerin kapatılmasını söylüyor. Şimdi demek ki biz bizi istemiyoruz. Yani biz bizi küçümsüyoruz, aşağılıyoruz. Hâlbuki İlahiyat Fakültesinde okumak bir şereftir. Ben bunu söylediğim zaman hangi fakültenin profesörü olursa olsun, kim olursa olsun söylerim ben bunu…
Dünyanın bir numaralı mesleği ilahiyattır. Bütün ilim sayımlarında eski âlimler öyle yapmıştır. Farabi’nin ilim sayımına git, bir numara ilahiyat iki numara tıptır.  Dolayısıyla ben bu İlahiyat Fakültesinin durumunu acı görüyorum..

              Hocam İlahi eğitim sürecinizde unutamadığınız bir anınız veyahut mühim bir olayı bizimle paylaşır mısınız?
              Akademik ahlakla ilgili hocamla yaşadığım bir olay var. Ömer Çam hocam ile böyle bir mayıs ayıydı... Sıcak ve o zamanda burası kalabalıktı. Hocamda günde 4–5 saat derse giriyor. Bir gün böyle geldi, külçe gibi sandalyeye düştü. Çay içtik ve bana derse gideceğim dedi. Dedim
-“Hocam benim dersim boş, ben gideyim senin yerine dersi vereyim. Sen yorgunsun ben yaparım.”
-“Olmaz” dedi.
-“Niye olmaz hocam taleben değil miyim?” dedim.
-“Ücretini alırsan git.” dedi.
-“Hocam nasıl olur bu”
-“Yoksa olmaz” dedi.
-“Neyse hocam ücretini alırım tamam ben gideyim.”dedim.
Ben gittim sınıfa girdim bir de baktım arkamdan sınıfa girdi hocam. Geçti arka tarafta oturdu ve benim dersimi dinledi. Dedim ki hocama:
-“Niye geldin hocam buraya oysaki ben dersi verdim, sen odanda otursaydın.”
- “Yok sen o ücreti almazdın ben bari o sınıfa gideyim de o ücret bana helal olsun diye geldim bu sınıfa.” dedi.
Muhteşem bir olay, işte akademik ahlak bu. İşte bir hocanın –bak diken diken oldu tüylerim- boğazından aşağı haram göndermemiş bir adamdı Ömer Hocam. Ben bu ahlakı öğrendim ondan. Onun için ben asistanlarıma çok istisnai demişimdir git dersimi yap. Ben dersimi yapacağım. Bu tabiî ki hocamın bana yaşayarak öğrettiği bir ahlaktır
Bir hatıram daha var burada. Yaşar Nuri Öztürk Hoca doçent oluyordu. Biz onunla aynı ayda doçent olduk. Bu okulun ilk doçentleriyiz.
Biz onun savunmasına girdik. Hocalar geldi, oturdular. Fakat bu hocalar hep dışardan hocalar. Kelamcı, Psikiyatr profesörü... Benimki de öyle… Bizim zamanımızda Profesör yoktu. Bizi hep dışardan adamlar imtihan etti, doçent olduk.
Yaşar Hocaya çok ağır tenkitler oldu ve Yaşar Hoca kaldı dedik, bitti.
Yaşar hoca şöyle bir geri çekildi:
-“Yani ben Allah mıyım Peygamber miyim ki hatasız olacağım. Tabi ki hata olacak.” dedi. J)
Muhteşem bir cevap. Hocaların ayağının altından sandalyeyi aldı. Bu o demektir yani: sandalyeyi aldı yere düştü hepsi ve hoca geçti.
Bu da hakikaten güzel bir hatıradır, benim için…


Roportaj: Murat Çinici  ( Marmara İlahiyat 4. Sınıf )


Yorum (3)Add Comment
...
Gonderen: Türkü, 2007-08-14 22:09:00
İlahiyat Fakültesinde okumak bir şereftir. Ben bunu söylediğim zaman hangi fakültenin profesörü olursa olsun, kim olursa olsun söylerim ben bunu…
Dünyanın bir numaralı mesleği ilahiyattır....



büyük bir helecanla okudum her cümlesini...
bize böyle yürekler lazım, şahlanmamız için..
yeni roportajlar bekliyoruz arkadaşlar, hocamızla..
teşekkürler..
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +0
...
Gonderen: gl00670065, 2007-08-09 19:33:51
uyan artik namaz vakti gecio yawww...
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +0
...
Gonderen: korkut, 2007-08-09 13:30:49
"Dünyanın en büyük tahsili Kuranı Kerim değil mi? Yani Hz. Peygambere Allah Teala Kuran Üniversitesini açtı. Bu Kuran Üniversitesini kuran Allah değil mi? Buradan Hz. Muhammed mezun olmadı mı? Burada ona 23 sene kuran öğretilmedi mi? Hz. Muhammed’in okuduğu bir okulu küçük gören bir nesil nasıl Allah tarafından lütuf görür."
Allah razi olsun Bayrakli Hoca'mdan...
Bu serefli dava adina hizmete cikan bizler,oncelikle ustlendigimiz misyondan utanc duymamali bilakis O'na hayran olabilmeliyiz...Belki en basit filmlerle dahi yipratilmaya calisilmis 'dava hizmeti gonullulerinin' prestijlerini yeniden ihya edebilmeliyiz...

Roprortajin buraya tasinmasinda emegi gecen herkese tesekkur ediyorum...
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +0

Yorum Yaz
Alani Kucult | Alani Buyut

busy
Son Güncelleme ( Çarşamba, 08 Ağustos 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
 

Son Yorumlar

Sınav Soruları
BAN SGÜL İLAHİYAT AÇIK ÖGRETİM OKUYORUM VAR ...
E-İlahiyat Hitit İla...
Güzel Bİr Haber... İstanbul İlahiyat'ın Marm...
İHAM Konferansları: ...
İham Seminlerini http://eilahiyat.com/forum/inde...
Hicri Yılbaşınız Müb...
İmdi, bu takvimlerin Miladi takvime göre çok ku...
Hicri Yılbaşınız Müb...
Bir milletin takvimi onun tarihi demektir. Takvim ...
İsyancı Arap Ordusun...
Kitap Tanıtımları Son Zamanlarda Eilahiyat'ın ...
İnkılaptan İnkıraza
Dilimize, benliğimize ve de şuurumuza dil üze...
NOEL, HUZUR VE ÖZGÜR...
ve yine takvimleri yenileme vakti gelir... yine k...
İlahiyat Fakültesi K...
Eilahiyat basının takibinde olması gereken bir ...
Sınav Soruları
bende cd si var yardımcı olurum..sadece ikinci s...

Forumdakiler

15 Ziyaretçi, 18 Üye
andalusia, Rıhle, celenk, haticee, Tezzede, bada77, alliga, mercann, esra, .seyyah, muhammedorhan, nevazen, degisim, melik_a, NaLaN, huz, hnç, cemre_demir
 
 

BİZ KİMİZ?

Bize Katılın

BİZE KATILIN

Bize Katılın

VİDEOLAR

videolar

Üyelerimiz

7730 Kayıtlı üye
0 Bugün
1 Bu hafta
689 Bu ay
Son üye: Hivnikovic