|
Yazan Nilufer KALKAN
|
|
Perşembe, 05 Temmuz 2007 |
|
İLK DURAK MADABA
Nereye
gittiğimizi bilmeden başladığımız yolculuğumuzda yaklasık bır
saat sonra kendimizi eteklerinde çöllerle çevrenlenmiş Nebo Dağının
doruk noktasında muhteşem bir manzara karşısında bulduk. Bu manzaranın
kuru kuruya bir manzara olmadığını, bu tepeden Ürdün Vadisi, ölü
Deniz ve Kudüs’u görmenin mümkün olduğunu öğrendiğimizde iyice
anladık.
Edindiğiz bilgilere göre Hz. Musa’nın burada öldüğüne
inanılmakta ve dağın tepesinde de onun anısına bir anıt bulunmaktadır .
Ortodoks Hıristiyanlar buraya bir bazilika inşa etmiş ve bu bazilika
da varlığını gelişmiş bir şekilde korumaktadır. Ayrıca yunan
kitabeleri, çeşitli kalıntılar ve mozaiklerin sergilendiği bir
bölümde yine bu çevrede bulunmaktadır.
Buradan
sonraki durağımız dağın tepesinde bir lokantaydı. Yemek yiyebileceğimiz bir ortam olduğunu düşünerek içeri girdik. Ancak lokantadaki içkili
servis bizim aç kalmamıza sebep oldu. Bizim için üzücü olan Müslüman
bir ülkede, bizim göz ardı edilip Müslüman olmayan öğrencilerin
içki içmesi için ortam sağlanması ve bunun normal görülmesiydi.
Bu olaya tepkisiz kalmayan Türk öğrenciler lokantayı terk edince
programı düzenleyenler de hatalarının farkına vardılar. O gün
başımızda bulunan Halid Hocamız ve diğerleri Merkezi Lugat’nın
müdürüyle bu konuyu görüştüler ve bundan sonra yapılacak gezilerin
programı Müslüman öğrencilerin istekleri göz önünde bulundurularak
tekrar hazırlandı.
Bu
tatsız olaydan sonraki durağımız Protestan Hrıstiyan kilisesiydi.
Sade görüntüsüyle dikkat çeken kilisede piyanoyu gören arkadaşlarımız
kendini tutamadı. Bir yandan yeni bir yer görmenin heyecanıyla patlayan
flaşlar diğer bir yandan piyanodan çıkan korkunç ses…neyse ki
kilise görevlileri anlayışlı çıktı da azar yemeden oradan ayrılmayı
başardık. Ardından hemen karşı caddede bulunan Ortodoks Rum Patrikhanesi’ne
geçtik. Bu kilise diğerinin sade görüntüsüne nazaran oldukça
resimli ve renkli görüntüsüyle dikkat çekti. Ayrıca bünyesinde
barındırdığı mozaik sergisi ve özellikle 6.yy da Ortadoğu kentlerini
gösteren kutsal toprakların harita mozaiği görülmeye değerdi.
Ortodoks
Rum Patrikhanesi’nin diğer bir özelliği ise avlusunda eğitim öğretimin
yapıldığı bir Ortadoks ilköğretim ve lisesinin bulunuyor oluşuydu.
Kız, erkek ve ana okulu kısımlarının bulunduğu binalarda Müslüman
öğrencilerin ders gördüğünü duyunca bir hayli şaşırdık. Yanlış
anladığımızı düşünsek de kütüphanedeki kitaplar durumu gözler
önüne sermekteydi. Gerçekten inanması zor bir durum fakat
maalesef gerçek bu ve kim bilir daha bilmediğimiz daha nice bu şekilde
okullar var. Buraya ilk geldiğimizden beri halkın kendi kültüründen
nasıl böylesine uzaklaştırıldığı ve sahip oldukları karma kültür
ve yaşantının cevabı da burada yatmakta galiba.
Böyle
üzücü olaylara şahit olsak da Ürdün tarihini ve kültürünü
tanımamız adına bu gezilerin öneminin çok büyük olduğunu fark
ettik. Biz E-İlahiyat Ürdün Ekibi olarak gördüklerimizi, duyduklarımızıE-İlahiyat
sakinleriyle paylaşmaya devam edeceğiz….
Nilufer KALKAN
Marmara İlahiyat
2.sinif
|
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 23 Şubat 2008 )
|