• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ei Panel
ANASAYFA arrow ARŞİV arrow Tüm Kategori arrow Röportajlar arrow Hamdi ÇİLİNGİR İlâhiyatı ve Ülkesi Üzerine
Hamdi ÇİLİNGİR İlâhiyatı ve Ülkesi Üzerine PDF Yazdır E-Posta
Yazan M.Raşit AKPINAR - Marmara İlahiyat İslam Hukuku   
Salı, 05 Haziran 2007

osmanli_mimari_yunanistan-gumulcine_1.jpgİlahiyat maceranız, ilahiyat hayatına nasıl başladınız, bu okulu neden

seçtiniz, bu alanı neden tercih ettiniz, bu uğurda nelerle

karşılaştınız, hangi sorunları çözdünüz, hangi engelleri aştınız,

kısaca ilahi serüveninizi özetler misiniz..

İlk okuldan beri cami ile, Kur’an ile, ibadet ile aram hep iyi oldu diyebilirim. Bunda babamın ve annemin hassasiyetinin rolü büyük tabi ki… Henüz daha ilkokul döneminde iken, özellikle iki arkadaşımla namazlarımızı hep camide kılmaya gayret ederdik. İlkokul dördüncü sınıfta müezzinlik yapmaya başladık. Namaz vakitlerinde müezzinlik için yarış dahi yapardık. Bazen yanlış yapar yüzümüz kızarırdı. Ama yine de bundan yılmazdık. En çok zevk aldığım şey, cami odalarında namaz öncesi ve sonrası camideki yaşlılarla sohbetlerdi. Kendi yaşıtlarımla sohbetten daha çok zevk alırdım. Zira yaşıtlarımdaki âfâki ve sloganik konuşmalardan daha ciddi şeyler arıyordum… orta ve lise boyunca da bu hassasiyetimi devam ettirdiğim kanaatindeyim. Lise sonda, benim tercihim ilâhiyat idi. Çevremden değişik tepkiler aldım… Farklı bir alana yönelebilirdim ama istikamet bu yöne doğru ağır bastı. İlk yıl benim için sancılı geçti. Bu hem ilâhiyattaki o dönemin konjöktürel durumundan hem de kendimizden kaynaklanan bir durumdu. Hani dini hassasiyetlere hep sahip olmuş biriydik ama ilahiyatçı olmak bambaşkaymış. İnsanlar sizi farklı konumlandırabiliyor, garip sorulara muhatap olabiliyorsunuz falan… Bazı hocalarımızdan işittiğimiz bir takım görüşler, kafamızı karıştıran fikirler, öğrenilmesi arapsaçına dönen Arapça… açıkçası bunlara alışabilene kadar biraz zaman geçti. Derken aradan 5 yıl geçti ve biz şu anda aynı okulda Yüksek Lisansa devam ediyoruz.

 Nasıl bir ortamda yetiştiniz?

Hem annem hem babam gerçekten dinî hassasiyete sahip insanlar. Daha küçük yaştan itibaren bizi ibadetlere alıştırmanın yanında dinî hassasiyeti kalbimize yerleştirdiler. Henüz daha Kur’an dahi okuyamadığımız yaşta babam veya annem Kur’an’ı hatmettikten sonra, hatim duasını ailece hep beraber yapar ve bu duaya kardeşlerimizle amin derdik. Uzun teravih namazlarına ailenin tüm fertleri katıldığı için biz de küçükten teravih namazlarına alıştık. Biz istememize rağmen çok uzun bir süre babam eve televizyon almadı. Özellikle uzun kış gecelerinde bugün televizyon filmleriyle, eğlenceleriyle doldurduğumuz saatleri o günlerde babamın bu hassasiyeti sayesinde gelen aylık ve haftalık dergi, gazete ve  kitap gibi şeyleri okuyarak dolduruyorduk. Perşembeyi Cumaya bağlayan gece annemin tabiriyle ‘Muhammed Akşamı’ idi. O gece annem özellikle Kur’an okumamızı tembihlerdi bize…

 Din ve ilahiyat adına memleketinizde
neler yapılamkta, neler var?

İlkokulda dini eğitim verilmekte ve 6 yıllık bir eğitimden sonra öğrenciler Kur’an okumayı öğrenmiş ve belli dini konularda bilgi sahibi olmuş şekilde mezun olmaktadır. Ayrıca okul dışında okul dönemi boyunca bazı yerlerde imamların verdiği Kur’an Kursları sayesinde bu eğitim biraz daha iyi seviyeye taşınmaktadır. İlk okuldan sonra Türklerin kendilerine ait olan üç azınlık lisesine ait müfredatta din dersi varken, yunan liselerinde okuyan Türk öğrencilerin böyle bir dersi olmamaktadır. Son dönemde artık Yunan Liselerinde okuyan Türk öğrenciler için de din dersinin konulacağına dair söylentiler var ama bu gerçekleşir mi bilemeyiz… Bunun dışında 40 kişilik bir ilahiyatçı gurubu ‘Vaaz ve İrşad Heyeti’ adı altında ve yine bu organizasyondan bağımsız bazı ilahiyatçılar dinî tebliğ faaliyetini yürütmekte, müftülük ve müftülük bünyesindeki imamlar görevlerini icra etmekte ve bu şekilde halkın bu konudaki ihtiyacı karşılanmaktadır.

                                     Memleketinizde, din günlük hayata nasıl yansıyor?

Bu yansımanın en yoğun hissedildiği anlar ramazan ayıdır. Gerçekten büyük küçük herkeste bu özel anların yansımasını görmek mümkün. Benim burada özellikle aktarmak istediğim birkaç nokta var. Aslında buradaki iftar çadırı uygulamasının ufak çaplı bir uygulaması sayılabilecek bir konu… İftar vaktinde, köydeki 5-6 kişinin iftar yemeğini bir çıkına koyup cami odasına gitmesi ve orada beraber iftar yapması… evden getirdiklerini paylaşması… benim de asla unutamadığım insana iftarın zevkini tattıran bir uygulama.. ikinci olarak ramazan davulunu köy gençlerinin sırayla çalması… o gece sırası kendilerinde olan gençler sabaha kadar uyumaz, ve vakti gelince davulu çalarlar… yine Bayramlarda, eski zaman kıyafetlerini giyen davulcu ve yanındaki iki-üç genç, küçük çocuklarla bütün köyü dolaşırlar. Küçük çocuklar her evden şeker toplarken davulcular da para ve bayram tatlısı toplar..

Bunun dışında bayanların ‘ferace’ dediğimiz ve Türkiye’deki pardüse’nin karşılığı sayılabilecek kıyafetlerle başörtüsü yöresel başörtüleri takmaları bu anlamda bir yansıma olarak kabul edilebilir. Yine yaşlı dedelerimiz, başlarında fesle dolaşmakta ve çoğu bunu bir dini sorumluluk olarak algılamaktadır. Fes olmasa da dışarıya çıkarken başlarına mutlaka bir takke takıyorlar. Bu uygulamanın ta Osmanlı dönemine kadar uzandığı hepimizin malumu… 

 Dini kurumlar, vakıflar, vs. var mı? Ne gibi etkinlikleri var

Müftülükler var. Türklerin yoğun olarak yaşadığı Evros, Rodop ve İskeçe’de olmak üzere üç resmi müftülük var. Bunlar Yunan devletine bağlı bir devlet memuru. Müslümanların nikah, miras ve daha benzeri başka işlemlerinden doğrudan sorumlular. Ayrıca kendisine bağlı imamlardan da sorumludur. Bunun yanında Yurt dışında ilahiyat eğitimlerini alıp buraya dönmüş 40 kadar ilahiyatçının mensup olduğu VİH (Vaaz ve İrşad Heyeti) de halkın dini konularda aydınlanmasına yardımcı olmaktadır. Müslümanlara ait vakıflar da var. Bunlar Osmanlı döneminden kalma vakıflardır ve Uluslar arası anlaşmalarda azınlığın tasarrufuna verilmiştir. Bugün büyük oranla bu vakıflar devlet yönetimindedir. 

 televziyon, radyo, gazete ve diğer basınla ilgi ve alakanız oluyor mu?

Yunanistan’da Müslümanların özel bir televizyonu yok. Radyo, gazete ve dergiler var. Bunlar aracılığı ile Müslümanlar kendi seslerini duyurmaya çalışıyor. Azınlık içinde gazete ve dergi gibi yayınları okuyanların sayısı az. Dolayısıyla gazetecilik veya dergicilik yapacak kimseler bir çok zorluğun yanında müşteri sıkıntısını da hep göz önüne alıyor. Bu nedenle yayın hayatına başlayıp kısa bir sürede buna nihayet veren pek çok gazete ve dergi var azınlık tarihinde… Batı Trakya’da gazete veya dergi çıkarmak isteyen bir kimse çıkardığı gazetenin hem yazarıdır, hem tasarımcısıdır, hem düzenleyicisi, hem dağıtıcısıdır hem de okuyucusudur

Öğrenciler eğitim almak için daha çok nereleri tercih ediyorlar
 

Hem aynı millete mensub olmamız hem de Türkiye’nin komşu ülke olması hasebiyle daha çok Türkiye tercih ediliyor. Her bölümde okuyan öğrencilerimiz var. Tabi ilahiyat’ta okuyan öğrenciler de var. Bunun yanında özellikle ilahiyat eğitimi için Mısır ve Suudi Arabistan’a giden birçok öğrenci var.

Ülkenizde Müslüman olmayanlarla ilişkileriniz nasıl?

Yunanistan bildiğiniz gibi Ortodoksluğu benimsemiş Hristiyan bir ülke. Katolik veya diğer mezheblere mensup nüfus çok az. Bizler de Müslümanlar olarak aynı topraklarda yaşadığımız bu insanlarla en güzel şekilde ilişki kurmaya ve onlarla iyi geçinmeye çalışıyoruz. İslâm hakkında bilgileri çok az. Bu konuda aslında Yunancada yeteri kadar malzeme de yok… Türkler dışında Yunanistan’a eğitim veya yaşamak için gelmiş olan Arap, Arnavut gibi milletlerden Müslümanlar da var. Dolayısıyla Yunanistan’da Müslümanlığı öncelikle Türklerin şahsında, ve orada bulunan az da olsa diğer Müslüman milletlerden müşahade ediyorlar.   Her iki toplumun da birbirine karşı endişe ve kaygıları ün geçtikçe yerini yakınlaşmaya ve birbirini daha iyi tanımaya bırakıyor… umarız bu süreç olumlu yönde hep devam eder.

Yorum (1)Add Comment
...
Gonderen: Adem, 2007-06-10 18:48:53
ne mutlu o anne-babaya.hamdi hocam elleri öpülesi o mübarek insanların ellerinden benim yerime de öpüver yanlarına gidince.sana buyolu sevdirerek en güzel nimeti Rabbimin cennetini hak etmişlerdir inşallah.
Yorumu yoneticiye rapor et
Eksi oy ver
Art 006f007900200076er
Oylar: +0

Yorum Yaz
Alani Kucult | Alani Buyut

busy
Son Güncelleme ( Perşembe, 01 Kasım 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
 

Son Yorumlar

Sınav Soruları
BAN SGÜL İLAHİYAT AÇIK ÖGRETİM OKUYORUM VAR ...
E-İlahiyat Hitit İla...
Güzel Bİr Haber... İstanbul İlahiyat'ın Marm...
İHAM Konferansları: ...
İham Seminlerini http://eilahiyat.com/forum/inde...
Hicri Yılbaşınız Müb...
İmdi, bu takvimlerin Miladi takvime göre çok ku...
Hicri Yılbaşınız Müb...
Bir milletin takvimi onun tarihi demektir. Takvim ...
İsyancı Arap Ordusun...
Kitap Tanıtımları Son Zamanlarda Eilahiyat'ın ...
İnkılaptan İnkıraza
Dilimize, benliğimize ve de şuurumuza dil üze...
NOEL, HUZUR VE ÖZGÜR...
ve yine takvimleri yenileme vakti gelir... yine k...
İlahiyat Fakültesi K...
Eilahiyat basının takibinde olması gereken bir ...
Sınav Soruları
bende cd si var yardımcı olurum..sadece ikinci s...

Forumdakiler

15 Ziyaretçi, 19 Üye
bada77, Khyas, celenk, Mevsimbahar, aries, andalusia, karayel, zeyneb rana, kerem misali, alliga, haticee, mercann, esra, .seyyah, muhammedorhan, nevazen, degisim, melik_a, NaLaN
 
 

BİZ KİMİZ?

Bize Katılın

BİZE KATILIN

Bize Katılın

VİDEOLAR

videolar

Üyelerimiz

7730 Kayıtlı üye
0 Bugün
1 Bu hafta
689 Bu ay
Son üye: Hivnikovic