• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Ei Panel
ANASAYFA arrow ARŞİV arrow Tüm Kategori arrow Röportajlar arrow Arş. Gör. Arif KORKMAZ ve İlâhiyatı
Arş. Gör. Arif KORKMAZ ve İlâhiyatı PDF Yazdır E-Posta
Yazan Hatice KOÇ   
Cuma, 04 Mayıs 2007

akorkmaz.jpgArş. Gör. Arif KORKMAZ

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Din Sos. Araş. Gör

S/ZORU: NİÇİN İLAHİYAT?

I.

Yukarıdaki soruyu kendinize önceden hiç sordunuz mu? Her iki soru için de vakit biraz geç galiba; çünkü 4 yıldır okuduğunuz İlahiyat Fakültesi’nden mezun olmak üzeresiniz. Ne var ki lisans eğitimi dahil 10 yıldır İlahiyat Fakültesi’ne gelip giden ben dahi bu soruyu kendime sorduğumda cevap için düşünme ihtiyacı hissettiğimi fark ettim. Bunun hayra mı, şerre mi alamet olduğu ayrı bir mevzu; hala ikna edici bir açıklama bulup bulamadığım konusunda da şüphelerim sona ermiş değil. Öyleyse ‘kader/yazı’ deyip kolaya mı kaçmalı; yoksa düşünmeye devam mı etmeli? Aslında bu sorunun cevabı konusunda öncelikle sizin hatırlatmanız üzerine yani sizin için düşünmeye başladım; ama bunu yapmaya çalışırken konunun – aslına bakılırsa oldukça trajikomik bir şekilde – kendim için de önemli olduğunu fark ettim. Bunun cevabını sadece siz merak etmiyordunuz; ben de merak ediyordum; fark ettiğim buydu. Gerçekten, niçin İlahiyat’ı seçmiştim? Bu ilginç duruma düşen sadece ben miyim, yoksa sizde de benzer şeyler olur mu? Yani, bazı şeyleri uzun süredir niçin yapageldiğiniz sorusunu, aslında, konu üzerine ciddi olarak düşünmeye başlamadan önce ve daha da kötüsü sonrasında da tatminkar bir şekilde cevaplayamıyor olduğunuzu fark ettiğiniz durumlar olmadı mı hiç?

 

II.

1976 yılının Kurban Bayramı arefesi günü Konya/Beyşehir’de doğdum. Bu yüzden adım Arif oldu. Ortaokulu Konya’da bitirdikten sonra Diyarbakır Fen Lisesi’ne başladım; sonrasında bu liseyi bıraktım ve tekrar Konya’ya dönerek sırasıyla Dumlupınar Lisesi, Mehmet Akif Lisesi ve Sarayönü Sağlık Meslek Lisesi’ne devam ettim ve nihayet Konya Atatürk Sağlık Meslek Lisesi’nden mezun oldum. Lise tahsiline Diyarbakır’da Fen Lisesi’nde başlayan ve bir sağlık meslek lisesinde son veren ben, üniversite tercih formunda 18 tercihin 18’ini de İlahiyat yönünde kullandım ve ilk tercihimi, Marmara İlahiyat’ı kazanarak 1996’da lisans eğitimi için İstanbul’a gittim. 2 yıl sonra Selçuk İlahiyat’a geçtim; lisansın son sınıfında ilk dönem Karaman’da memuriyete başladım, 1.5 yıl memuriyet yaptıktan sonra 657’den istifa ederek Selçuk İlahiyat’ta araştırma görevlisi oldum. Herhalde şimdi “neden İlahiyat?” sorusunun cevabını vermekte niçin zorlandığım biraz daha açıklık kazanmıştır. Belki de bilmece iyice zorlaşmıştır, bilemiyorum.

III.

Herkesin hikayesi farklıdır ve zannediyorum çoğunuzunki benimki kadar da karmaşık değildir. Ama yine de başlıktaki soruya verecek bir cevabım olmalı, değil mi? Ya da niçin önce oldukça sayısal ağırlıklı bir liseden sonra bir meslek lisesine gitmiş olduğumun ve ardından tamamen sözel nitelikli bir lisans eğitimini tercih ettiğimin veya tüm tercihlerimi niçin İlahiyat’tan yana kullandığımın bir cevabı olmalı en azından, öyle değil mi? Düşünüyorum da, zor olanın yani bu sorulara cevap aramanın yerine belki daha kolay (!) sorulara cevap aramaya çalışmalıyım; örneğin şu soruya : bütün bu olup bitenler bir yana, şu an mutlu muyum? Cevap veriyorum : “evet, çok mutluyum”. Gerçekten hala İlahiyat’ta eğitim görüyor olmaktan çok mutluyum. İlahiyat bilimlerini çok seviyorum; lisansta da böyleydi. İnsanoğlunun anlaması en güç varlık olan Tanrı üzerine anlayış getirmeye çalışması nedeniyle olsa gerek İlahiyat, fevkalade ilgi çekici ve oldukça heyecan verici bir alan, bana göre. Oldukça basit ama bence özü kavratıcı bir tanımlamayla söylemek gerekirse “Tanrı’yı anlama çabası” denilebilecek ilahiyat/teoloji disiplini, bana kalırsa çekiciliğini inceleme nesnesinin/alanının olağanüstü gizemine borçludur. Belki de insan doğasının bu en evrensel yanlarından biri yüzünden ilgimi çekmişti İlahiyat, kim bilir : insanın bilinmeyene olan merakı. Ama burada bulunuşum her ne sebeple olursa olsun, bir şey var ki o kesin: iyi ki ilahiyatçıyım ve hatta iyi ki İlahiyat’tayım!

Hatice KOÇ

Yorum (0)Add Comment

Yorum Yaz
Alani Kucult | Alani Buyut

busy
Son Güncelleme ( Salı, 08 Mayıs 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
 

Son Yorumlar

Sınav Soruları
BAN SGÜL İLAHİYAT AÇIK ÖGRETİM OKUYORUM VAR ...
E-İlahiyat Hitit İla...
Güzel Bİr Haber... İstanbul İlahiyat'ın Marm...
İHAM Konferansları: ...
İham Seminlerini http://eilahiyat.com/forum/inde...
Hicri Yılbaşınız Müb...
İmdi, bu takvimlerin Miladi takvime göre çok ku...
Hicri Yılbaşınız Müb...
Bir milletin takvimi onun tarihi demektir. Takvim ...
İsyancı Arap Ordusun...
Kitap Tanıtımları Son Zamanlarda Eilahiyat'ın ...
İnkılaptan İnkıraza
Dilimize, benliğimize ve de şuurumuza dil üze...
NOEL, HUZUR VE ÖZGÜR...
ve yine takvimleri yenileme vakti gelir... yine k...
İlahiyat Fakültesi K...
Eilahiyat basının takibinde olması gereken bir ...
Sınav Soruları
bende cd si var yardımcı olurum..sadece ikinci s...

Forumdakiler

15 Ziyaretçi, 18 Üye
Tezzede, andalusia, Rıhle, celenk, haticee, bada77, alliga, mercann, esra, .seyyah, muhammedorhan, nevazen, degisim, melik_a, NaLaN, huz, hnç, cemre_demir
 
 

BİZ KİMİZ?

Bize Katılın

BİZE KATILIN

Bize Katılın

VİDEOLAR

videolar

Üyelerimiz

7730 Kayıtlı üye
0 Bugün
1 Bu hafta
689 Bu ay
Son üye: Hivnikovic