|
Arş. Gör. Arif
KORKMAZ
Selçuk Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi
Din Sos. Araş. Gör
S/ZORU: NİÇİN İLAHİYAT?
I.
Yukarıdaki
soruyu kendinize önceden hiç sordunuz mu? Her iki soru için de vakit biraz geç
galiba; çünkü 4 yıldır okuduğunuz İlahiyat Fakültesi’nden mezun olmak
üzeresiniz. Ne var ki lisans eğitimi dahil 10 yıldır İlahiyat Fakültesi’ne
gelip giden ben dahi bu soruyu kendime sorduğumda cevap için düşünme ihtiyacı
hissettiğimi fark ettim. Bunun hayra mı, şerre mi alamet olduğu ayrı bir mevzu;
hala ikna edici bir açıklama bulup bulamadığım konusunda da şüphelerim sona
ermiş değil. Öyleyse ‘kader/yazı’ deyip kolaya mı kaçmalı; yoksa düşünmeye
devam mı etmeli? Aslında bu sorunun cevabı konusunda öncelikle sizin
hatırlatmanız üzerine yani sizin için düşünmeye başladım; ama bunu yapmaya
çalışırken konunun – aslına bakılırsa oldukça trajikomik bir şekilde – kendim
için de önemli olduğunu fark ettim. Bunun cevabını sadece siz merak
etmiyordunuz; ben de merak ediyordum; fark ettiğim buydu. Gerçekten, niçin
İlahiyat’ı seçmiştim? Bu ilginç duruma düşen sadece ben miyim, yoksa sizde de
benzer şeyler olur mu? Yani, bazı şeyleri uzun süredir niçin yapageldiğiniz
sorusunu, aslında, konu üzerine ciddi olarak düşünmeye başlamadan önce ve daha
da kötüsü sonrasında da tatminkar bir şekilde cevaplayamıyor olduğunuzu fark
ettiğiniz durumlar olmadı mı hiç?
II.
1976
yılının Kurban Bayramı arefesi günü Konya/Beyşehir’de doğdum. Bu yüzden adım
Arif oldu. Ortaokulu Konya’da bitirdikten sonra Diyarbakır Fen Lisesi’ne başladım;
sonrasında bu liseyi bıraktım ve tekrar Konya’ya dönerek sırasıyla Dumlupınar
Lisesi, Mehmet Akif Lisesi ve Sarayönü Sağlık Meslek Lisesi’ne devam ettim ve
nihayet Konya Atatürk Sağlık Meslek Lisesi’nden mezun oldum. Lise tahsiline Diyarbakır’da
Fen Lisesi’nde başlayan ve bir sağlık meslek lisesinde son veren ben,
üniversite tercih formunda 18 tercihin 18’ini de İlahiyat yönünde kullandım ve
ilk tercihimi, Marmara İlahiyat’ı kazanarak 1996’da lisans eğitimi için
İstanbul’a gittim. 2 yıl sonra Selçuk İlahiyat’a geçtim; lisansın son sınıfında
ilk dönem Karaman’da memuriyete başladım, 1.5 yıl memuriyet yaptıktan sonra
657’den istifa ederek Selçuk İlahiyat’ta araştırma görevlisi oldum. Herhalde
şimdi “neden İlahiyat?” sorusunun cevabını vermekte niçin zorlandığım biraz
daha açıklık kazanmıştır. Belki de bilmece iyice zorlaşmıştır, bilemiyorum.
III.
Herkesin
hikayesi farklıdır ve zannediyorum çoğunuzunki benimki kadar da karmaşık değildir.
Ama yine de başlıktaki soruya verecek bir cevabım olmalı, değil mi? Ya da niçin
önce oldukça sayısal ağırlıklı bir liseden sonra bir meslek lisesine gitmiş
olduğumun ve ardından tamamen sözel nitelikli bir lisans eğitimini tercih
ettiğimin veya tüm tercihlerimi niçin İlahiyat’tan yana kullandığımın bir cevabı
olmalı en azından, öyle değil mi? Düşünüyorum da, zor olanın yani bu sorulara
cevap aramanın yerine belki daha kolay (!) sorulara cevap aramaya çalışmalıyım;
örneğin şu soruya : bütün bu olup bitenler bir yana, şu an mutlu muyum? Cevap
veriyorum : “evet, çok mutluyum”. Gerçekten hala İlahiyat’ta eğitim görüyor
olmaktan çok mutluyum. İlahiyat bilimlerini çok seviyorum; lisansta da
böyleydi. İnsanoğlunun anlaması en güç varlık olan Tanrı üzerine anlayış getirmeye
çalışması nedeniyle olsa gerek İlahiyat, fevkalade ilgi çekici ve oldukça
heyecan verici bir alan, bana göre. Oldukça basit ama bence özü kavratıcı bir tanımlamayla
söylemek gerekirse “Tanrı’yı anlama çabası” denilebilecek ilahiyat/teoloji
disiplini, bana kalırsa çekiciliğini inceleme nesnesinin/alanının olağanüstü
gizemine borçludur. Belki de insan doğasının bu en evrensel yanlarından biri
yüzünden ilgimi çekmişti İlahiyat, kim bilir : insanın bilinmeyene olan merakı.
Ama burada bulunuşum her ne sebeple olursa olsun, bir şey var ki o kesin: iyi
ki ilahiyatçıyım ve hatta iyi ki İlahiyat’tayım!
Hatice KOÇ
|